"Uğur Cebeci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Cebeci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Cebeci

Tasarımcılar THY için yarışacak

Türk Hava Yolları yeni kabin memuru üniformasını arıyor.

Birgül Ergün adında bir modacı 150’den fazla örnek yapıp THY’ye başvurmuş.
Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, TİM Başkanı ve THY Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Büyükekşi, Aydın Ayaydın ve bir grup gazeteci arkadaşımla düzenlenen defilede üniformaları gördüm.
Birgül Ergün’ü hiç tanımıyorum. Mutlaka kendi kulvarında çok başarılıdır.
Ama daha sunuş için hazırladığı metnin ilk cümlelerini okuyunca tüylerim diken diken oldu. Diyordu ki, “Bir hayalim vardı. Hostes olmayı çok istiyordum.” O ilk satırlar, ilkokul çocuğunun hazırladığı bir kompozisyondan farklı değildi. Üstelik ticari bir heves kokuyordu. Yadırgadım, rahatsız oldum.
Sonra birbirinden hoş mankenler üzerinde üniformalar önümden geçmeye başladı. Morlar, kırmızılar, maviler... Bir renk üzerinde iddialı olamayınca, çok renge yayılmış sıradan tasarımlar. Hiçbir havacılık kültürü olmadan hazırlanmış. Örneğin beldeki kemerlerin bir tahliyede takılacağı ya da kullandığı taşlı düğmelerin başa bela olacağı... Apron rüzgârında başta durması imkânsız şapkalar... Etekleri yoran biyeler. Sentetik yapılı kolay alev alan kumaşlar... Görmediğimiz çantalar... İpek fularlar falan hepsi gökyüzünden uzak ama daha çok THY gibi bir dünya markasından çok çok uzak. Birgül Hanım’a orada bunları söylediğim için yazdıklarım da arkasından konuşma sınıfına girmiyor.

TALİHSİZLİK İSTEMİYORUM

THY yıllardır kabin memuru kıyafetlerini yüzüne gözüne bulaştırıyor. Ya toptancı ruhuyla hazırlanmış sıradan üniformalarla ortaya çıkıyor ya da aceleye gelmiş tasarımcısı meçhul üniformalarla kabin memurlarını, pilotları, yer personelini giydiriyor. Artık burada durmalı. Bulunduğu irtifayı düşünmeli. Bir dünya markası haline geldiğini hatırlamalı. Barcelona ya da Manchester’a sponsor olan bu dev marka bir üniformanın peşine düşmeli.
Bir terminal binasında yüksek bir yerden bakarken, gözleriniz önünden ekipler geçer. Bunlardan Singapur, Lufthansa, KLM, British Airways ekiplerini hemen tanırsınız. Farklıdırlar. Şirketlerinin markalarını mükemmel taşırlar. Çünkü giydikleri üniformalar dünyaca ünlü bir tasarımcının ürünüdür.
Örneğin Katar Havayolları ‘Yılın en iyi kabin memuru üniforması’ ödülünü aldı. Çok farklı bir renk, çok iyi bir modacı imzası taşıyordu. Danimarkalı bir uzman üniforma hazırlama grubu bu işi yapmıştı.
Şimdi yapılacak iş şu:
1. Dünya çapındaki yerli-yabancı tüm tasarımcılara bir çağrı yapılmalı. Ciddi bir ödül konularak THY üniformaları için yarışma açılmalı.
2. Tasarımcılara kullanacakları renk, desen vs. hiçbir konuda ön şart konulmamalı.
3. En az üç ay süre tanınmalı.
4. Tasarımcılara sadece havacılığın kuralları baştan şart konulmalı. Yani geç tutuşan kumaşlar, tahliye sırasında takılmayı önleyen çizgiler gibi.
5. Ortaya çıkan tasarımlardan üç tanesi istenirse halkoylamasına sunulabilir.
6. Tasarımda karar verildikten sonra yine çok ünlü bir yerli-yabancı firmanın dikimi için ihale açılmalı. Fiyat kadar kaliteye de bakılmalı.

Bu maddeler daha sıralanabilir. Ama o profesyonellerin işi. Kısaca tasarım ve farklılığı olmayan, kaliteli dikimli üniformaları THY çoktan hak etti. THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu da bu konuda çok özen gösteriyor. Mutlaka mükemmel olmasını istiyor. THY Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Büyükekşi de aynı fikri paylaşıyor.
Yani marka bir tasarımcı, marka bir imalatçı THY gibi bir markaya katılacak.
Benim derdim, bu marka zincirinin bozulmaması. Hizmet sektöründe, ikramda dorukta olan THY’nin pilotlarının, kabin ekiplerinin, yer personellerinin bin metreden tanınması. Büyük markanın iyi taşıyıcıları olması.
Yoksa kim tasarlayacak, kaç para alacak, kim dikecek, hangi kumaş seçilecek bunlar benim işim değil.
Yine de bütün aşamalarında gözlerim üzerlerinde olacak...

2010’un en ilginç bavul hikâyeleri
/images/100/0x0/55ea62dcf018fbb8f87c90e7
Barkod uygulamaları, bavullara takılmaya başlanan RFID olarak adlandırılan özel antenlere rağmen havayolu şirketleri her yıl 32 milyon bagaj kaybediyor. Yani her bin bavuldan 14’ü sahibine ulaşmıyor. Yolcu en büyük tepkiyi bagaj kayıplarına gösteriyor. Birçok olay mahkemeye gidiyor. Yüksek tazminatlar talep ediliyor. Davaların çoğu havayolu şirketinin uluslararası anlaşmalarla belirlenen rakamlar yani kilogram başına 20 dolar veya 20 Euro maddi tazminat ödemesiyle sonuçlanıyor. Manevi tazminattaysa çok fazla uçuk rakamlara rastlanmıyor.
Her ne kadar kayıpların yüzde 96’sı birkaç gün içinde bulunsa da işte 2010’un en ilginç bavul hikâyeleri...

ÜZERİNE LAĞIM AKTI: Londra Heathrow Havalimanı Terminal 1’de bagajlarını bekleyen yolcular önce konveyörden pis bir koku aldılar. Arkasından da ıslak bavullarla karşılaştılar. Birçok çanta ve içindekiler kullanılamaz hale gelmişti. Kısa bir araştırma sonrasında sorunun kaynağı tespit edildi. Bagaj ayrımının yapıldığı bölümde lağım borusu patlamıştı. Tam 240 bavula lağım suyu bulaşmıştı. Havalimanı otoritesi parça başına bin pound yani 2 bin 400 lira ödemek zorunda kaldı.

DOKUZ YILLIK ÇETE: Amerikan Havayolları, bavullardan çalınan eşyalar hakkında artan şikâyetler üzerine polise başvurdu. Adı açıklanmayan bir havalimanından şüphelenen polis, önce bagaj dağıtım alanına gizli kamera yerleştirdi. Arkasından geçen kasım ayında operasyon düzenlendi. Suçüstü yapılan çalışanların ifadeleriyle dokuz yıldır faaliyette olan 20 kişilik çete ortaya çıktı.

GUCCI’YE TAZMİNAT: Moda dünyasının devlerinden Giorgio Gucci, Eylül 2010’da UsAirways’le Madrid’den Philadelphia’ya uçarken bavulları kayboldu. Havayolu şirketi Gucci’yle mahkemeye gitmemesi ve açıklama yapmaması konusunda hemen anlaştı. 50 bin dolar tazminat ödedi.

BAGAJINIZ YANIYOR: Uçak kapı kapatmak üzereyken kabin amiri bir yolcunun yanına gelerek kokpite gitmesini söyledi. Meraklanan yolcu, kaptan pilotun, ‘Şu ileride yanan bavulu görüyor musun’ sorusuyla şok oldu. Kargoya verilmek üzere check-in kontuarında teslim ettiği bagajı alev alev yanıyordu. Konuyu önce havayolu şirketine şikâyet olarak yazan yolcu cevap alamayınca gazetecilere olayı anlattı. United Havayolları halen yolcunun avukatıyla tazminat konusunda görüşmelerini sürdürüyor.

SİLAHLAR ÇIKMADI: İsrail Başbakanı Netanyahu’nun New York gezisi sırasında korumalarının bagaja verdiği dört tabanca kayboldu. İki ayrı valizdeki tabancalar önce yanlışlıkla Los Angeles’a gönderilmişti. Burada yapılan incelemede dört silah için tutanak tutuldu. Ancak tabancalar daha sonra kayboldu. Diplomatik krize dönen olayla ilgili soruşturma açıldı.

TAZMİNAT ÖDENİYOR

Şirketlerin ödeyecekleri tazminatlar Varşova Konvansiyonu/Lahey Protokolü ve Avrupa Birliği’nin 889/2002 sayılı tüzük kararına göre belirlenmiş durumda. Kayıtlı bagajlar için kilogram başına (maksimum 30 kilogram) 20 dolar veya Türkiye dahil bazı ülkelerde 20 Euro ödeme yapılıyor.

Tazminat öncesi havayolu bir aylık resmi arama süresine sahip.

Havayolu şirketi için bavulunuzun içinde ne olduğu, değeri önemli değil.

Maddi değerler dışında yolcular manevi tazminat davası da açabiliyor. Tuba Ünsal Suriye Arap Havayolları’nın kaybettiği bavulu için 870 lira maddi, 1000 lira da manevi tazminat kazandı.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI