"Sıtkı Şükürer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sıtkı Şükürer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sıtkı Şükürer

Tanrı parçacağı

 

BİLİM dünyasındaki gelişmeler, her nedense bazı inançlı insanlarda tedirginliğe yol açar.
Bu insanlar sanki kendi inanç dünyalarında oluşturdukları kabullerin yine tartışma konusu edileceğini ve bu sebeple rencide olacaklarını düşünür.
Ancak meselenin diğer yönünü de hiç görmezden gelmek doğru değildir.
İnançlı insanlar kendilerini ait hissettikleri dinin yüzlerce yılda şekillenmiş kabulleriyle pek çok kritik konuyu zihinlerinde netleştirmişlerdir.
Bazen bazı bilimsel gelişmeler bu konforu zedeler.
İşte bu noktada “kuşku”, inanan insana da yakışan tutumdur.
Ancak “kuşku” derken bunu sınırlarını iyi ifade etmek gerekir.
Her semavi dinin referans aldığı kutsal metinler vardır. Biraz önce vurguladığımız gibi, her inancın günümüze dair algısı kutsal metinlerin beşeri yorumlamasıyla oluşmuştur.
Oysa biliyoruz ki ilave gelen her veri doğru bildiğimizi yeniden tanımlıyor.
Tüm mesele beşeri yorumları ilahi metin addetmemektir. Kilise binlerce yıl dünyanın düz olduğunun iddia etmişti. Yuvarlak olduğunu kabul etmeleri “öz”e değil tefsirciye zarar vermiştir.
Bu cümleleri bize çağrıştıran sebep, İsviçre’de gerçekleştirilen “Cern deneyleri”dir.
Bing Bang sonrası enerjinin kütleye dönüşümünü açıklayan ve standart modelin tutarlılığını perçinleyen “tanrı parçacığı”nın varlığının kanıtlanması, evrenin 13.7 milyar yıl önceki oluşumu konusunda eksik halkayı tamamladı.
Bir kere şunu vurgulayalım.
Hiçbir bilimsel bilgi, tanrının yokluğu konusunda izah ve ikna edici bir veriyi ortaya koyamaz.
Böylesi bir tartışma beyhudedir. Metafizik sualler insan idrakinin ötesindedir.
Bu sebeple “derin inanç” tartışılamaz.
İnsan idraki (+) ve (-) sonsuzluk kavramı karşısında acizdir.
“Başlangıç” önceki başlangıcı gerektirir, “bitiş” varsa sonrasında ne olacaktır?
Bilim “akıl dışını” kavrar ve mahkum edebilir, ancak “akıl üstü” kavramlar “teslimiyete” haklılık kazandırır.
Bu noktada da “inanmıyorum” kararlılığı başka bir tür inanca tekabül eder.
Tanrı ve ona atfettiğimiz kelam, tanrının varlığı ile bir bütündür ve fizik ötesi bir kavramdır.
Bu sebeple tartışılması sonuç doğurmaz.
Bu anlamıyla, doğru olan, evrenin tüm gelişim sürecinin ipuçlarının, inandıkları ilahi metinlerde yer aldığına inananlara saygı duymaktır.
Böylesi bir yaklaşım, inanca yönelik bir kabulün bilimsel bir veri karşısındaki zafiyetini, yorumlama hatası seviyesine indirger ki, bu durum hiçbir inanç sahibini rencide etmez, aksine beşeri bilgi düzeyinin aczi ile derin bilgiye ulaşılamayacağı hissederek inancını daha da pekiştirir. Neticede bilim inancın alanını değil, eksik bilgiye dayalı hurafenin ve yanlış kabullerin alanını daraltır.
Cern deneylerinde Higgs bozonuna “tanrı parçacığı” da denmesinin bir sebebi budur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI