"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Taksim’den Tahrir çıkar mı?

Ne yani? Gezi Parkı’na AVM yapılmasına yönelik itirazlardan bir ayaklanma mı çıkacak?

Birkaç bin kişi parkta eylem yaptı diye devrim mi olacak?

Sırrı Süreyya dozerlerin önüne geçti diye direniş cephesi mi kurulacak?

Tabii ki hayır...
Asla ve kat’a böyle bir şey olmayacak.
Bunlardan ayaklanma, devrim ve direniş çıkmaz.
Taksim, Tahrir olmaz yani...

*

Ama inatla ve ısrarla Taksim’den Tahrir çıkarmak isteyenler de yok değil hani...

Mesela yeryüzünün görüp göreceği en barışçı eyleme şanlı şafak operasyonlarıyla müdahale ettirenler...

Mesela gaz maskeli, sivil kıyafetli çadır yakıcılarını sabahın köründe Gezi Parkı’na yollayanlar...

Mesela yatıştırıcı en küçük bir mesajı bile kamuoyundan esirgeyenler...

Mesela küçük bir geri adımla bütün gerginliği sona erdirme gücü olup da bu gücü kullanmaya yanaşmayanlar...

Mesela tarihin en büyük biber gazı stokunu, iki saat içinde tüketme emrini verenler...

Mesela biber gazını silah yapıp kafalara nişan aldıranlar...

Mesela Malazgirt Savaşı’nda uygulanan planların benzerini uygulayarak “hilal hareketi” ile eylemcileri kıskaca aldıranlar...

Mesela jammer aracılığıyla haberleşmeyi kesmeye yeltenenler...

Mesela “Söz söylenmez sözüm üstüne” diyenler...

İşte onlar var ya onlar...
İşte onlar Taksim’den Tahrir çıkarmaya çalışanların önde gidenleridir.
¡
Şu kadarını söyleyeyim:
İktidar, Gezi Parkı’nda sergilenen
nobran tutumla, son 10 yılda hiçbir muhalefet partisi ve muhalefet hareketinin başaramadığını başardı: Kendisine yönelik muhalefetin hem dozajını arttırdı, hem de karşıt safları pekiştirdi.
Kısacası...
İktidar, her alanda olduğu gibi, kendine yönelik muhalefetin dozajını ve etkisini arttırma alanında da şampiyon oldu.
Cumhuriyet tarihinin bir rekoru
daha kırıldı yani...
Kutluyoruz.

Bakan’ı Başbakan’a ihbar ediyorum

SAYIN Başbakan...
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nu size ihbar ediyorum.
Veysel Bey sizin yaptığınız açıklamaları can kulağıyla dinlemiyor, iyi takip etmiyor, hatta bazı açıklamalarınızı atlıyor.
Kanıt mı?
İşte kanıt:

*

Sayın Başbakan...
Bakın ne diyor Veysel Bey:
“Gezi Parkı’na AVM yapılmayacak, tarihi eserin aynısı yapılacak”.
Oysa siz bir ay önce ne demiştiniz?
“Topçu Kışlası’nı yapacağız... Bu tabii kışla olmayacak... AVM, belki rezidans olarak hizmet verecek”.
Gördünüz mü?
Siz “AVM olacak” diyorsunuz, Veysel Bey “AVM yapılmayacak” diyor.
Veysel Bey’in sizinle inatlaşma içine girmesi aklın hayalin alacağı bir şey olmadığına göre...
Veysel Bey’i “Bundan böyle beni iyi dinle Veysel” diye bir uyarıda bulunmanızın faydalı olacağını düşünüyorum.

Yavuz’a hayır da, Sabiha’ya evet mi?

ÜÇÜNCÜ
köprüye “Yavuz Sultan Selim” adının verilmesine itiraz ediliyor.
Deniliyor ki:
Yavuz Sultan Selim Alevileri kesmiştir.

*

İyi güzel de...
? Sabiha Gökçen de Dersim’i havadan bombalamamış mıydı?
- Sabiha Gökçen de Alevi katliamı yapmamış mıydı?
O halde neden “Yavuz’a hayır” diyenler, aynı ses tonu ve kararlılıkla Sabiha Gökçen’in adının havaalanına verilmesine ses etmediler ve etmiyorlar?
Neden şöyle güçlü bir “Sabiha’ya hayır kardeşim” haykırışı yükselmedi ve yükselmiyor?

*

Cevabını vereyim:
Bizim memlekette milli âdettir, zalime de, mazluma da kimlik sorulur. Zalimin de, mazlumun da kimliğine bakılır ve ona göre muamele çekilir.

İşte hep bu yüzden “kesen” ile “bombalayan” arasında fark gözetilir.

İşte hep bu yüzden “Kesene de, bombalayana da hayır” denmez, denemez.

Haşim Kılıç’a övgü

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç
şöyle dedi:

Tarihimiz toplumun bazı kesimlerinin hayat tarzına müdahalelerle doludur...

Bunlara yeni halkalar ekleyerek yorgun vicdanları daha yormayalım...

Birinci cümle için bakınız: 28 Şubat’ta inançlı insanların hayat tarzına yönelik müdahaleler.
İkinci cümle için bakınız: Bugünkü uygulamalar...

*

Haşim Kılıç’ı övüyorum.
Ne övmesi!
Övgülere boğuyorum.
Ama bunları söylediği için değil.
Bunları hem 28 Şubat’ta, hem de bugün söyleyebildiği için...
“28 Şubat’ta sus/Bugün konuş” yapmadığı için...
“28 Şubat’ta konuş/Bugün sus”
yapmadığı için...
Kısacası erdemli davranmayı seçtiği için...

Halk için halka rağmen

RESMİ ideolojiyi kıyasıya eleştirirken...
En çok kullandığımız cümle şu idi:
“Halk için halka rağmen...”
Halkın istemediği türden politikaları, “Halk anlamaz bu işlerden, biz onlar için en iyisini bilir ve uygularız” diye yola çıkanlara yönelik bir eleştiriydi bu...
Ve ağzımızdan düşürmezdik.
Başbakan Erdoğan, kim bilir kaç kez söylemiştir bu “halk için halka rağmen” cümlesini...

*

Taraf’ta Cengiz Aktar ilginç bir tanımlama yapmış.
Diyor ki:
“Halk için halka rağmen hizmet.”

*

Gördünüz mü olanı?
“Halk için halka rağmen politikalar” diyerek geldiğimiz yer “Halk için halka rağmen hizmet” anlayışı oldu.

Gerekçesiz gazlama dönemine girilmiştir

BU
zamana kadar en azından “gerekçe” ileri sürmeye çalışıyorlardı:

“Demirden bilyeler attılar” diyorlardı.

“Alayı örgüt üyesi, alayı militan” diyorlardı.

“Arkalarında yasadışı terör örgütleri var” diyorlardı.

“Marjinal gruplar olay çıkardı” diyorlardı.

“Ne yani polise taş atılırken polis öyle duracak mı” diyorlardı.

“Dilan tam bir militan” diyorlardı.

“Müdahalelerimiz gayet orantılıdır” diyorlardı.

*

Dikkat!
Artık gerekçe falan ileri sürmüyorlar.
Basıyorlar gazı... Basıyorlar gazı... Basıyorlar gazı...

X