"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Sözde toplumsal refleks

SİZ o mitinglere, “Sözde toplumsal refleks” diyen bir metni ciddiye alabilir misiniz?

Ergenekon Üçüncü İddianamesi’nde beni en çok şaşırtan ifade, Cumhuriyet mitinglerinden “Sözde toplumsal refleks” olarak söz edilmesi oldu.

Her şeyi unutun.

Ergenekon’da şu veya bu tarafta olduğunuzu bir kenara bırakın.

İsterseniz önce hukuktan değil, sosyolojiden başlayalım.

* * *

O günleri şöyle bir gözünüzün önüne getirin.

Üç şehirde, birer milyonu aşkın insan meydanlara toplanmış, haykırıyor.

Bunlar arasında benim çok ama çok yakından tanıdığım, akrabalık bağı ile bağlı olduğum yakınlarım da var.

Eşim, evimizin tepesinden aşağı Atatürk portreli Türk bayrağını sarkıtmış.

Kız kardeşlerim İzmir’de yürüyor.

Neymiş bütün bunlar?

“Sözde toplumsal refleks.”

Yani “sözde Ermeni soykırımı” gibi bir şey.

Şu sosyoloji bölümlerine gidip bir zahmet sorun bakalım.

Böyle “sözde” olur muymuş?

Durun daha Hukuk’a sıra var.

Seçim sonuçlarını alın önünüze.

O mitinglerin yapıldığı coğrafyalarda 29 Mart seçiminde sandıktan çıkan sonuçlara bir bakın.

Yoksa onlar da “sözde sonuç” mu?

Yani bütün bu insanlar, sözde bir harekete katıldılar öyle mi?

* * *

İşte buradan Hukuk’a geliyorum.

Bir iddianame, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük toplumsal eylemlerinden biri için “sözde” diye başlayan bir değerlendirme yaparsa, siz bunu ciddiye alır mısınız?

Tabii almak zorundasınız.

Bunu yazanlar savcı.

Hakkında iddianame yazdıkları insanlar yargılanacaklar.

O nedenle savcıların bu ifadeye ne anlam verdiklerini merak ediyorum.

Çünkü bu çok talihsiz bir ifade.

Eğer ne anlama geldiği ikna edici bir şekilde ortaya konulamazsa, çok çarpıcı bir “önyargının” ifadesi haline dönüşebilir.

O takdirde gözleri kapalı, eli terazili hukukun tarafsızlığı da tartışılır hale gelir.

Diyeceksiniz ki, adı üstünde.

İddianame...

Yani iddia ediyor.

İş bu kadar basitse, bugün, yeni adıyla “sadece şüpheli” durumundaki insanlar hakkındaki insafsız medya lincine ne diyeceğiz?

Onlar için de “sözde sanık...” ifadesi mi kullanmamız gerekecek?

Ergenekon davası ile ilgili gelişmeleri, elimden geldiğince tarafsız bir gözle izlemeye çalışıyorum.

* * *

Ben bu konuda taraf değilim.

Ama endişem odur ki bu tür keyfi kavramlar, önyargılı değerlendirmeler devam ederse, bu iddianamelerin, Refah Partisi’nin kapatılması davasındaki “Kan içici vampirler” gibi ifadelere dayalı iddianamelerden farkı kalmayacak.

Dün gazetelerin üçüncü iddianameyi veriş biçimine baktım.

İlk ikisindeki heyecanın tonu bayağı düşmüş.

Acaba neden?

Bu davayı kanıksamaya mı başladık?

Yoksa giderek daha çok sayıda insanın kafasında soru işaretleri mi uyanmaya başladı?

Milyonlarca insanın katıldığı mitingleri, “Sözde toplumsal refleks” diye niteleyen iddianamelerin bunda hiç mi payı yok?

* * *

Artık şunu iyice görmeye başladım.

Ergenekon davası, bu tür yanlışlıklar, önyargılar ve hesaplaşma duygularından arınmadığı takdirde, sadece yargılananları değil, yargılayanları da beraberinde sürükleyecek.

Bu dava, gözü intikam ateşiyle körelmiş gazetecileri de, yargının bir bölümünü de, polisin ve siyasetçilerin bir bölümünü de bir yere doğru götürüyor.

Götürdüğü yer demokrasi mi diye sorarsanız, bunu bana sormayın.

Kimseye sormayın.

Çünkü cevabı sadece tarih verecek.

Allah bize ömür verirse, birlikte göreceğiz.

X