Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sorgu

Can Bonomo: Ben niye buradayım

B.Ç:  He la, sen niye buradasın kardeşim ? Anlat bakayım, niye yaptın ?
C.B:  Şarkıyı mı ?
B.Ç:  Hee, şarkıyı . Saçma sapan konuşma la !
C.B:  Neyi o zaman memur bey ?
B.Ç:  Ne kibar çocuksun sen öyle ! Memur Bey ?
C.B:  Özür dilerim komiserim.
B.Ç:  Neyse anlat sen, olayı anlat !
C.B:  Avukatım gelmeden konuşmam.
B.Ç:  Ya, başlatma avukatından, oğlum efendi efendi anlat işte.
C.B:  Avukatımı istiyorum.
B.Ç:  Heee, e ben avukatınım o zaman. Hadi anlat.
C.B:  ???
B.Ç:  Neydi senin soyadın ?
C.B : Sorguya aldığınıza göre biliyorsunuzdur zaten.
B.Ç:  Sen söyle,  söyle !
C.B:  Neyle suçlanıyorum , önce siz söyleyin ?
B.Ç:  Söylemem diyorsun yani ?
C.B:  Hayır öyle demedim ama…
B.Ç:  He, ama, zorluk çıkartıcam ben size bugün diyorsun ? İlla ayağa kaldırıcam sizi diyorsun ?
C.B:  Tamam ya, tamam. Soru,  ne soracaksınız ?
B.Ç: Ha şöyle. Sen şimdi önce efendi efendi adını soyadını bi de bakim. Can boru muydu neydi ?
C.B:  Bo-no-mo
B.Ç:  O ne biçim soyad la öyle ? Kim koymuş sizin soyadını ?
C.B:  Dedemin babası. 540 sene önce İspanya’dan göç etmiş dedelerim.
B.Ç:  Heeee… Bana fark etmez. E anlat o zaman booo-nooo-mooo
C.B: Ne anlatayım ?  İşte… müzisyenim ben.
B.Ç: Aferin aferin. Müzisyen olduğum için yaptım diyorsun.
C.B: Ne yapmışım komserim ? Neyle suçlandığımı söylerseniz ?
B.Ç:Biz daha suçlamıyoruz evladım seni. Sen önce bi anlat, beğenmezsek buluruz suçlayacak bişey.
C.B: Bu sene işte.. Eurovision’da temsil edeceğim Türkiye’yi.
B.Ç: Heh, bak ne güzel anlatıyorsun. Ne işin var la senin yurovizyon’ da ?
C.B:  Devlet yolladı dostum.
B.Ç: Öyle dostum mostum  deme ağzını yüzünü…
C. B: Benimle böyle konuşamazsın!
B.Ç: Dur sen daha, durrr! Sen bi daha dostum filan de bana, ben sana daha neler diyecem, kulağından  
        girip… çıkacak o laflar. Nece söyleyecen şarkıyı ?
C.B: Daha belli değil ama ingilizce söylerim heralde.
B.Ç: Niye la, beğenmiyo musun Türkçeyi ? Türk değil misin sen ?
C.B: Yok ne alakası var, İngilizce evrensel dil diye…
B.Ç: He Türkçe yetmiyor diyorsun. e şimdi kusura bakma, biz Türkçe soruyoruz ama sana
C.B: E,  ben de türküm zaten... yalnız.. şey soracağım da komiserim.. benim şapkaya el koydular sorguya girerken.. kaybolmaz değil mi ?
B.Ç:  Saçma sapan konuşma la, sabrımı taşırma. Eurovisiona onun yerine katılmak için mi öldürdün kızı?
C.B: Hangi kızı ? Tanımıyorum ben kız filan!
B.Ç: Madem tanımıyon, ne diye öldürdün o zaman ?.  Bak bakim sen şu resme, tanımıyor musun sen bu kızı ?
C.B: Yok görmedim hiç, hem resim değil bu, fotoğraf.
B.Ç: He, ağzımı burnumu kır diyorsun.
C.B: Efendim, anlamadım
B.Ç: Anlatırdım ben sana da, neyse. Ne diye getirdiler oğlum seni buraya oturttular o zaman ?
C.B: Hiçbir fikrim yok. Eurovision’da temsil eder misiniz dediler, tamam dedik. Budur olay. Ertesi gün buraya oturttunuz siz işte.
B.Ç: Yapma yaaa. yemin et. Kalk git la buradan, kalk git. Elimde kalacaksın. Ceset yok, cinayet yok ! Alın la bunu !
C.B : Peki…  Ben röportaj için aldınız sanmıştım. Sinirlenmeyin lütfen
B.Ç : Heee, neydi la senin soyadın ?
C.B: Bo-no-mo
B.Ç : Yarışmaya giderken, sağda solda yazılan  o saçma sapan lafları kafaya takma la. He, bi de Türkçe söyle, Türkçe...
C.B: Olur.
B.Ç : O dövmeni de sildir, Bono ! ma benzemiş.
 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI