"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Siyaset konuşmadığı zaman devleşiyor

ORHAN PAMUK’un dün saat 11.00’de St. Paul Kilisesi’nde Barış Ödülü dolayısıyla yaptığı konuşma, özellikle romana adanmıştı. Dikkatimden kaçmadıysa bir kez Kürt kelimesi geçti konuşmasında, Ermeni dediğini duymadım.

Daha önce Türkiye’de kültür ataşeliği yapmış olan Joachim Sartorius bir konuşma yaptı. Orhan Pamuk’un siyasal görüşlerini dinleyicilere o iletti. Onun konuşmasında yazarın siyasal tavrına değinildi. Orhan Pamuk, ‘Burada olmak büyük şeref’ diye söze başladı. Biz 1997 yılında da aynı salonda Yaşar Kemal’i dinlemiştik. Romancı Orhan Pamuk, edebiyat ve roman üzerine ayrıntılı, iyi hazırlanmış bir konuşma yaptı. Bir romancının hayatından kesitlerdi. Orhan Pamuk niçin roman yazıyor, roman nedir sorularının yanıtını bu konuşmada bulabilirsiniz.

Konuşmanın ilgi çekici bölümlerinden biri Kar romanı üzerine yaptığı açıklamalardı. Kar romanını yazmadan önce roman kahramanı Ka (Kerim Alakuşoğlu)’nın Frankfurt’ta yaşadığı yerleri gezdi, sonra da Kars’a gitti.

Orhan Pamuk’un bu konuşmasını dinleyenler, onu politik bulmadıklarından ötürü eleştirebilirler. Oysa o önce edebiyatçıdır. Otelde verilen ödül yemeğinde de Cem Özdemir bu ayrıma değindi. Özetle şöyle konuştu Özdemir: ‘Orhan Pamuk bir dünya yazarıdır. Onu yeterince politik bulmayanlar yanılıyor. Çünkü o politikacı değildir, politikaya edebiyattan bakıyor.’

Peki romancının politik kimliği nedir?

‘Kürtlere ve diğer azınlıklara bakarken, memleketin konuşulmayan tarihinin üzerine aydınlanması için ışıldaklar yöneltir’ diyor.

Örnek veriyor. Dostoyevski’nin Ecinniler romanında yazar Batıcılara ve nihilistlere hücum ediyordu. Ama roman bundan ibaret değil, asıl önemli olan Slav ruhunu vermesidir.

Doğu-Batı sorunlarına da değindi. Sanırım, Orhan Pamuk’tan politik içerikli bir konuşma bekleyenler, has edebiyatın doruğunda bir konuşma dinledikleri için hayal kırıklığına uğramış olabilirler. Aslında o konuşma bir edebiyatçının politika kavramına nasıl yaklaşması gerektiğinin çok başarılı bir örneğiydi.

AB ve Türkiye münasebetleri için söyledikleri şiirsel bir duyarlık taşıyordu.

Ve dedi ki: ‘Ben Avrupalı yazarların romanında bireysel özgürlüğü buldum, Hıristiyan inancının izdüşümlerini değil.’

Gerçekten bizim de girmek istediğimiz AB bu özellikleri taşıyan bir kurumdur. Evet, Orhan Pamuk’un söylediği gibi, ‘roman hayatın saklanmış geometrisini keşfeder.’

Orhan Pamuk,
Türkçe konuştu, yazdığı dilin bütün ses güzellikleri yabancıların kulağında bir ezgi gibi çınladı.

Taha Akyol bir yazısında iki Orhan Pamuk var diyordu.

Ben edebiyatçı, iyi romancı Orhan Pamuk’u çok seviyorum. Gündelik politika, romandan bile yansısa onun romanını zedeliyor.

* * *

MUTLU bir gün geçirdim ülkemin edebiyatı adına.

Türk standında en çok çalınan kitaplar

FRANKFURT Kitap Fuarı’nın en çözümsüz dertlerinden biri de kitap hırsızlığıdır. Hiç kuşkusuz Türkçe kitapların sergilendiği Türkiye standındaki yetkililer de bundan şikáyetçiler. Her yıl çalınanlar bestseller’ı düzenlenir. Bu yılın yıldız kitapları hangileri?

Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler’i ile Orhan Pamuk’un İstanbul’u. Yabancı televizyonlar ilaç için olsun bir tane bulamıyorlar.

Orhan Pamuk’un kitapları hem Yapı Kredi standında, hem de Türkiye Standı’nda vardı. Pamuk da Türkiye standını gezerken, hiç kitap olmadığını öğrenince şöyle dedi:

- Bari bir fare kapanı koyun da, gelsinler kitabı bulsunlar.
X