"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Sıra Anayasa Mahkemesi Andı’nda

HÜRRİYET Gazetesi’nde dün “Uyumda, mahkeme andı değişti” başlığı ile yayınlanan habere göre Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerinin devlet protokolü önünde göreve başlarken içtikleri ant metninden “Türk milleti” ve “Türk evladı” ifadeleri çıkarıldı.

Şimdi başka bir kaynaktan alıntı yapalım. Baron Joseph Von Hammer Purgstall’ın Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi, Cilt 1, Sayfa 29 (Bolca Arapça ve Farsça bulaşmış Mehmet Ata Bey çevirisi ile):
“Bizzat Osmanlı milletinin ilk pederi olmak üzere tanıdığı “Türk”ün, Herodot’un ‘Targitaus’u ve Tevrat’ın ‘Togarma’sı olacağı anlaşılır. Bazı kavimler, hiç hakları olmadığı halde kendilerine Türk namını vermişlerdir. Diğer bazıları ise, bil’akis, hakikaten bu aşiretin nesli iken, bir veçhile asıllarına delalet etmeyecek isimler almışlardır. Tatar ve Moğol müverrihleri, kendi milletlerine Yafes’in oğlu ‘Türk’ün biraderleri ve torunları sandıkları ‘Tatar’ ve ‘Moğol’un yedinci derecede evlatları addetmekle soyluluk iddiasında bulunmuşlardır. Halbuki hakiki Türk olan Osmanlılar, bu ismi şerefe dokunan bir isim sayarak, reddile, göçebe aşiretlere ve vahşi kavimlere tahsis ederler.”
Aynı kaynak, sayfa 31:
“Türk lafzı bugün Osmanlılar arasında ‘barbar-kaba’ya mütedarif (eşanlamlı) bulunmuştur.” (Osmanlı zamanında Türkçe kişi adları da neredeyse yok denecek kadar azalmış, bebeklere günümüze kadar gelen Arapça ve Farsça kökenli adlar dışında bir ad neredeyse verilmez olmuştur.)
Öyle gözüküyor ki asli unsurunu inkar etme eğilimi, yüz yıllar geçse de, geçmişteki on binlerce yıl boyunca olageldiği gibi amaca ulaşılamayacağı bilinse de bazı kesimlerde tüm hızı ile devam etmektedir. Bir eski “Cumhurbaşkanı”nın kardeşi olan Korkut Özal, 13 Kasım 2008 tarihli Siyaset Meydanı isimli TV programında ağabeyinin kendisine “Keşke Atatürk ülkenin ismini Türkiye yerine Anadolu koysaydı” dediğini ve sorunların ülkenin ismini değiştirerek çözülebileceğini söylediğinden bahsetti. Yani söz konusu yeni Osmanlı hayalcisi kesimin ‘ajanda’sında sadece antlardaki küçük değişikliklerin olmadığı açık.
Türkiye ismi iddia edildiği gibi etnik bir isim değildir, tüm uluslarda olduğu gibi kurucu unsurdan tanımını alan birleştirici bir üst tanımdır. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” ifadesi bunun en kısa ve dahice özetidir. Günümüz dünyasının temelini oluşturan ulusal kültürlere dayalı düzende, nasıl Fransa Fransızların, Almanya Almanların ise, Türkiye de bu anlamda Türklerin ülkesidir. Bu anlamda bu ülkelerde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir “Türk” herhangi bir kutsal inanca ya da herhangi bir genetik alt kökene sahip olabilir. (En azından Fransa’da ne kadar çok zenci ‘Fransız’ olduğu ve Fransa Cumhuriyeti’ne katkılarda bulunduğu buna en basit örnektir).
250 milyonu aşan mensubu ile Türk tanımı siyasi dünyadaki en güçlü üst tanımlardan biridir ve bundan ayrışmaya çalışmak en basit ifade ile ‘akılcı’ değildir. Bu tanımı değiştirmeye yönelik gösterilecek hiçbir çaba, bu çabayı gösterenler dahil kimseye bir fayda getirmeyecektir ve düzeltici adımlar atıldıktan sonra boşa gitmiş çabalar olarak tarihteki yerlerini alacaktır. Akılcı olan, bunlarla zaman kaybetmek yerine Türk tanımını ve birliği daha da güçlendirici, ve uygarlık alanında geliştirici adımları atmaktır.        Adilhan ŞENGÖR

Hayatında içki içmeyenler ‘yasak’ kararı alamazlar

4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, tütün ve alkol tüketimiyle ilgili açıklaması tartışmalara neden oluyor.
Kurum açıklamasında AB düzenlemelerinin göz önünde tutulduğu ifade edilmesine rağmen, söz konusu düzenlemelerde, alkol tüketimine yönelik bu güne kadar öngörülmeyen önleyici birtakım düzenlemelerin ağırlıkta olduğu şüpheleri var. Toplumsal, kamusal alanlarda takdir hakkı her zaman sübjektif unsurlar içerir. Hayatında içki içmemiş kişilerin, alkolün kamusal ve toplumsal tahribatı konusunda ancak kendi meşreplerine göre hüküm vereceği tabiidir ve bu husus, kendi toplum tasavvurların uygun bir toplum mühendisliği işaretleri vermektedir.
Muhalifleri toplum mühendisliği ile yaftalayanların, yeni model mühendislik hakkında sessiz kalmaları şaşırtıcı olmayacak...
Alkol konusunda aşırı hassasiyeti olan IV Murat, tebdili kıyafet ile içki içenlerin peşine düştüğü bir gece, Bektaşilerin demlendiği bir yere girmiş. Bektaşi hemen testiyi arkasına saklamış.
IV. Murat, Bektaşi’ye sormuş “Elinde ne var?”
Bektaşi “Bir şey yok” diye cevaplamış ve boş elini uzatmış,
IV. Murat “Öbür elini de uzat” demiş. Bektaşi de “Oynama Murat testiyi kıracaksın” diye cevaplamış.
Bakalım testilerin akıbeti ne olacak...
S.Ö.

‘Kıvırcık Ali’nin cenazesi neden bu kadar kalabalıktı

BİR gecekondu semtinde, halk müziği sanatçısı Ali Özütemiz’in cenazesi kadar büyük bir kalabalık görmedik. Avcılar’ın, TEM’e bakan kesimindeki Yeşilkent mahallesinden geçip Er Mahmut Dede Cemaevi’ne ulaşmak mümkün değildi. TEM’e çıkışlar durmuştu. 50 bin kişi dersek, az söylemiş oluruz. Belki son yıllarda İstanbul’da en büyük cenaze töreni sayılabilir. Bu mahallede Turhallılar, Zileliler, Niksar ve Erbaalılar oturuyor; yani Tokatlılar...
Yoksulluk dizboyu... Yolların kaldırımları yok.
‘Kıvırcık Ali’ ne kadar seviliyormuş; bunun yanıtını çözmeye çalıştı.
Başında ‘Hz. Ali’ yazılı bant bulunan bir genç “Ben onun sazına ve Isırgan Otu türküsüne baygınım” dedi. Büyükçekmece’den Dr. Ali Şeker, dedi ki:
“Bir kere soyadı gibi temiz, saygın, sevilen, dürüst, namuslu, özel kanallara çıkmak için yalakalık yapmayan, herkese yardımcı olmaya çalışan, sazı sözü bir güzel bir can...” Cemevi’nin yapılmasına büyük katkı vermiş Özütemiz... İki yıl önce CHP’ye üye olmuş. CHP’de İl Başkanlığının devir teslim töreni cenaze nedeniyle bugüne ertelendi; Nebil İlseven ile Berhan Şimşek de oradaydı. Halk müziği sanatçılarının hemen hepsi oradaydı. Arif Sağ “Genç yaşta kaybı hepimizi yıktı, o benim kardeşimdi” dedi. CHP Milletvekili Mehmet Sevigen’in “İnsanlar arasında eşitlik sağlayamadık, sosyal demokrasi yerleştiremedik, cemevlerini ibadethane saydıramadık be Alim” diye özetlenebilecek konuşması nedeniyle binlerce kişi ağladı. Ne acıdır ki; ‘Kıvırcık Ali’nin babası ‘Aşık Ali’ de, kendisi doğmadan 37 gün önce motosiklet kazasında ölmüş.
Cenaze İstanbul’daki Alevilerin en büyük buluşmasıydı; sosyolojik gözle de bakmak gerekiyor. Müziği mi, saygınlığı mı etkendi? Gözden kaçmaması gereken bir şey daha var; Alevilerin bu ‘toplumsal duruşu’nun arkasında bir mesaj var da ama kime?

Biliyor musunuz

BACAK damarlarında iltihaplanma nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü Özel Güven Hastanesi’nden yarın taburcu edilecek SP lideri Erbakan’ın, 23 Ocak’ta İstanbul’da ‘6 ayda nasıl iktidar olunur’u göstermek için genişletilmiş Divan Toplantısı’na katılacağını...

X