Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sadece fondöten alacaktım kredi kartını bırakıp çıktım

Alışveriş yaparken ayağımı korkak alıştırdığım iki tip mağaza var. Birincisi parfümeriler, ikincisi de türlü çeşit vitamin satan şu yeni nesil sağlık dükkanları.

İkisinden de sadece eksiğinizi alıp çıkamazsınız. Hatta bazen kafanızı o kadar karıştırırlar ki, ihtiyacınız dışındaki her şeyi alıp çıkabilirsiniz.

Aptal gibi tam da Sevgililer Günü’nden bir gün önce girdim parfümeri mağazasının kapısından. Fondötenleri en dibe koymuşlar. Oraya varana kadar, eli parfüm şişesinin tetiğinde bekleyen en az sekiz satış görevlisini geçmeniz lazım.

Birden yavaş yavaş hamamböceğine dönüşmeye başladığımı hissettim. Yolun sonunda yem var ama oraya gidene kadar haşere ilaçlarına maruz kalmak da var. Kafkavari bir durum yani.

Beni görür görmez sağ baştan biri atağa kalktı. Adımlarımı hızlandırdım. Amacım, ekstra bir şey satın almadan ve fıslanmadan işimi halledip çıkmak. Üzerinizde parfüm var mı, yasemin kokusunu sever misiniz, astım kriziniz tutar mı, alerjik misiniz sormadan sıkıveriyorlar biliyorsunuz ellerindeki parfümü insanın üzerine.

Sağ baştan atağa kalkan görevli bir şey diyecekti ama o kadar hızlı geçtim ki, laf ağzında kaldı. Solda, elinde bir erkek parfümü ile bekleyene yakalandım: "Sevgilinize hediyesini aldınız mı?"

Ne malum bir sevgilim olup olmadığı. Ya yoksa, kendimi yalnız hissediyorsam, bütün bu 14 Şubat operasyonları kalbimi kırıyorsa, mutsuz ediyorsa, ya oracıkta avaz avaz ağlamaya başlarsam... Teselli etmekle uğraşacak mısınız?

Kimin ne sorduğuna, ne dediğine bakmadan, sadece art arda "Teşekkür ederim, ihtiyacım yok, almayacağım, istemiyorum, iyi akşamlar" diyerek dibe kadar varmayı başardım. Her zaman kullandığım bir marka var, onun fondötenini alıp doğruca kasaya gitmeye niyetliyim. Kimse benim farkıma varmadan raftan ürünü alıp kaçsam diye uğraşıyorum. Tam elimi uzattım, görevli geldi. Hırsızlık yaparken enselenmiş gibi hissettim. Başladı fondöten, pudra ve kapatıcı dünyasındaki son gelişmeleri anlatmaya. Sonunda şu yeni çıkan, pudra ile fondöten arası mousse’lardan birini almaya ikna oldum. Pişman değilim, gerçekten de fondötenden daha hafif, pudradan daha kapatıcı. Ama iş o kadarla kalmadı.

Sezonun makyaj trendleri doğrultusunda pırıltılı lacivert bir göz kalemi, ona uygun far seti ile dudakları iki kat dolgun ve parlak gösteren ruju da ikna yöntemiyle satıverdiler. Çok söyledim istemiyorum diye ama ikna ettiler işte. Neticede mağazaya girerken almaya niyetli olduğum şeyi alamadığım gibi üç katı da para harcadım. Bir dahaki sefere yerime başkasını göndereceğim parfümeriye.

Mikrop yuvası alışveriş sepetleri

Birkaç gün önce Reuters haber ajansı, Güney Kore’de yapılmış bir saha araştırmasının sonuçlarını yayınladı. Buna göre marketlerde kullanılan alışveriş sepetlerinin ve arabalarının sapları, umumi tuvaletlerin kapı kolundan bile daha fazla bakteri barındırıyor.

İnsanın midesini kaldıran bir sonuç, ama düşününce olabilir gibi geliyor. Yani tuvalete girip çıkarken en azından bir kısmımız elimizi yıkıyoruz da, kimsenin markete girmeden önce, ya da marketten çıkınca elini yıkadığını duymadım.

Kalabalıklar tarafından en fazla kullanılan altı obje üzerinde inceleme yapmışlar. Alışveriş sepetinin sapında 10 santimetrekareye bin 100 ünite bakteri düştüğü belirlenmiş. İkinci sırada internet kafelerdeki mouse’lar var. Üçüncülüğü şehiriçi otobüslerin ayakta kalan yolcular için konan tutamaçları almış. Ardından umumi tuvaletlerin kapı kulpları, asansör düğmeleri ve metroların tutamaçları geliyor. Neyse ki, bakterilerin hepsi elinizi yıkayınca yok olan cinstenmiş. Ama isterseniz siz yine de markete giderken yanınıza lastik eldiven alın.

Ben geldim diyene kitap hediye

Mutfak araç gereçleri markası Gaggenau, dünyaca ünlü aşçılara bir yemek kitabı hazırlatmış. İçinde Ebru Yalman’ın yöresel Türk mutfağı tarifleri bile var. Diğer ünlü şefler arasında Katrin Baschin, Dieter Müller, Marc Haeberlin ve Christian Jürgens bulunuyor. Dünya mutfaklarından mezeler, ana yemekler, garnitürler, tatlılar ve hamur işlerinin yanı sıra tepenyaki, wok ve özel davet mönüleri de yer alıyor içinde. Ben bir iki tarifi denedim, sonuç şahane oldu. Mutfağım biraz daha donanımlı olsa daha neler yapacağım ama... Kitabı (klasör desek daha doğru), aslında Gaggenau’dan alışveriş yapanlara veriyorlar. Ama mart sonuna kadar herhangi bir mağazasına gidip isterseniz hediye ediyorlar. Bu güzelliği ilk giden 100 kişiye yapacaklar haberiniz olsun. Unutmadan, 444 55 33 numaralı telefondan da sipariş verebiliyorsunuz.

Ayın satış görevlisi seçimi için başvurular başlamıştır. Geçen ay hatırlarsanız Marks&Spencer’ın Metrocity mağazası çalışanları topyekûn seçilmişti. Alışveriş sırasında hayatınızı kolaylaştıran, "İyi ki varsınız" dedirten kişileri lütfen bana yazın.
X