Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

RP'nin kopyalanmışı FP

Tufan TÜRENÇ

Fazilet Partisi'nin yepyeni bir parti olduğuna, kapatılan Refah Partisi ile bir ilgisinin bulunmadığına Recai Kutan ve arkadaşlarından başka kimse inanmaz.

FP, A'dan Z'ye kapatılan Refah Partisi'nin tıpkısının aynısıdır.

Bunu Erbakan da biliyor, Recai Bey de biliyor, diğerleri de biliyor.

Kızılcahamam'da düzenlenen toplantının fotoğrafı daha önce Refah'ın aynı tür toplantılarının fotoğraflarıyla üst üste koyulursa ikisi arasında milim fark olmadığı görülür.

Kadınlar yine yerlere kadar pardösülü, başlar sıkı sıkı türbanla örtülü, bazıları tamamen kara çarşaflı.

Erkeklerin de görünümlerinde hiçbir değişiklik yok.

Otelin havuzunu kadınlar uzaktan seyrederken, erkekler uzun paçalı donlarla yüzmeye çalışıyorlar.

Görüntü, çağdaş bir ülkenin insanlarının görüntüsü değil. Bir Arap ülkesi veya İran görüntüsü.

Bu tablo, verilmeye çalışılan ‘‘Biz artık değiştik’’ mesajlarıyla tam bir çelişki oluşturuyor.

Denilecek ki, ‘‘Olaya bu kadar şekilci bakmamak gerekir, önemli olan düşüncelerinin değişip değişmediğidir.’’

Doğru, o zaman düşüncelerde bir değişiklik var mı, ona bakalım.

* * *

Genel Başkan Recai Kutan, Erbakan tarafından bu göreve getirildiğinden beri, sahibinin kulağına üflediklerini yüksek sesle tekrarlıyor.

Verilen mesajlar FP'nin Refah Partisi'nden bambaşka bir parti olduğu, sisteme tam uyum göstereceği, rejimle kavga etmeyeceği şeklinde.

Kutan, ‘‘Biz dinin siyasete alet edilmesine karşıyız ve bunu tasvip etmiyoruz. Türkiye'yi ve ordumuzu yıpratacak her türlü eylemin karşısındayız’’ derken herhalde milyonlarca insanın bu sözlere inanmasını beklemiyor.

Fazilet Partililer dahil Türkiye'de herkes, Erbakan'ın emanetçisi Kutan ve arkadaşlarının gönlünde bir İslam cumhuriyeti yattığını biliyor.

Zaten, ‘‘Savaş baltalarını gömmeliyiz’’ diye barış çağrıları yapan Kutan'ın şu sözleri gerçek niyetleri konusunda önemli ipuçları veriyor:

‘‘Cumhuriyet de, laiklik de mutlaka yeniden yorumlanmalıdır... Birbirimizi farklılıklarımızla olduğu gibi kabul etme kültürüne ve olgunluğuna sahip olmalıyız.’’

Bunun için mi FP’li belediyenin yönetimindeki bizim Bağcılar'da, içkili lokantaların, birahanelerin vitrinleri kalın perdelerle kapattırılıyor?

Müzikhollerin vitrinlerine tuğladan duvar çekiliyor?

Onun için mi Faziletli belediyelerin olduğu illerde çağdaş yaşamla ilgili her müessese binbir türlü engelle karşılaşıyor?

* * *

İnsanların giyimi kuşamı, beyinlerinin yansımasıdır.

İklim koşullarının, yerel geleneklerin gereği olan giyim kuşam dışında çağa ters olan ideolojik kılık kıyafete bürünen bir insanın uygar olması da, demokrat olması da olanaksızdır.

Siz tesettürlü doktorlar yetiştirirseniz, onlar kalkarlar acil durumlarda bile namahrem diye erkek hastalara bakmazlar.

İmam hatiplerde türbanlı ve çarşaflı öğretmenlere izin verirseniz bunlar doğal olarak kendileri gibi öğrenci yetiştirirler.

Oysa İslam, devrimci bir dindir. Çağının yozlaşmış düzenini değiştirmeyi başarmıştır.

Ama çıkar çevrelerinin elinde bugün çağdışı uygulamalara alet edilmektedir.

İslam'a yapılan en büyük ihanet de budur.

Fazilet kadroları bu gerçeği kavrayamadan değişemezler.

Bu nedenle çağdaş da, uygar da, demokrat da olamazlar.

Zaten görüldüğü kadarıyla böyle bir niyetleri de yok.

Erbakan bunu çok güzel anlatmadı mı?

İnsanlara gönüllerindeki düzeni (ki bu tartışmasız şeriat düzenidir) çikolata ile kaplayıp yutturacaklarını söylemedi mi?













X