Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

PARALİMPİK’in SANATI

29 Ağustos’tu, Londra’da “Paralimpik Yaz Oyunları başlamıştı. BBC’nin görüntüleyip yayınladığı açılış törenini TRT canlı olarak aktarıyordu.

 “Aman Tanrım!” demişim.

 Işıl ışıl Londra Olimpiyat Stadı’nın orta yerinde kocaman bir “çıplak kadın” heykeli!

 Oturmuş “müstehcen” olmanın sınırlarını aşa aşa, gerçeği insanlığım yüzüne vururcasına “çıplak”.

 Ve kolları yok, bacakları eriyip gitmiş gibi sakat.

 Cinselliği vurgulamakta diye “heykele tükürmek”, ya da dikildikleri meydanlardan söküp atmak, ya da kadını baştan ayağa örtüp kapatmayı “ahlaklı ve inançlı olma” sayanların hiç eksik olmadığı Türkiye’mizde, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, yayının neredeyse her ânında görülen bir “çıplak kadın”ın heykelini göstermekten kaçınabilir miydi!

 “30 Ağustos” geliyor diye ekranın sağ üst köşesine Türk Bayrağı üzerine Atatürk iliştirilmiş.

 Bakmakta Atatürk.

 Görüntüsüyle. . .

* * *

 Paralimpik Oyunları, engelli sporcuların çeşitli dallarda yarıştığı bir uluslararası etkinlik. II.Dünya Savaşı’ndan sakat çıkmış İngiliz askerlerinin birbirleriyle yarışmaları biçimde başlamış oyunlar 1948’de. Aradan geçmiş 60 yıl, 2008’de uluslararası spor yarışmasına dönüşüp “Paralimpik Oyunları” adını almış.

 “Para” şu bildiğimiz “para” değil kuşkusuz; bir ön ek olarak “hem dışında, hem yanında” gibi bir anlam yüklemesi yapmakta. Yani Olimpiyat’ın hem dışında, hem ondan ayrı değil.

 İngilizce’deki özgün yazılışıyla “paralympic - paralimpik” adının, “engelli” anlamına gelen “paralyzed” ile “olympic” sözcüklerinden birleşmesinden ortaya çıktığı değerlendirmesi de geçerli.

 Ne olursa olsun, başındaki “para”dan kurtaramıyor kendini!

* * *

 Bacakları yok olmuş, ya da kolları, elleri… Görmüyor gözleri… Kimi tekerlekli sandalyede, kimi koltuk değneklerine abanmakta, sopasını vura vura yol buluyor kimileri…

 Halter kaldırıyorlar, basketbol oynuyorlar, judo yapıyorlar… Yarışıyorlar 21 dalda.

 Ve kolları, bacakları yitip gitmiş o “çıplak” kadın, insanca uygar olmanın sanata adanmış simgesi gibi yükselirken biri vardı aşağıda, tekerlekli sandalyesinde yaşamaya mahkum.

 Stephen Hawking, bir bilgin, adı dünyayı sarmış fizikçi.

 “İnanç” deyip yaşamaya “engel” koyanlar, bir yazgı gibi yaşamını altüst ettiği engelini “inançla” aşma mücadelesi verenleri Londra’dan aktarma o TRT yayınını acaba izlemiş mi ola!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI