"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Pahalı kitapların ucuz baskısı

<B>YENİ</B> yılda armağan gelen kitapları tanıttığım yazılarım üzerine, epeyce e.posta aldım. Fakslar, telefonlar ayrı.

Herkes şunu soruyor: Bu güzel kitaplar size gönderilmiş, peki biz bunları nasıl edinebiliriz?

Çoğuna cevap veremedim. Bu kitapların az sayıda basıldığını, kitapları bastıran kurumların ancak armağan olarak belli kişilere gönderdiğini söyleyebildim.

Birden düşündüm.

Bu pahalı kitaplar satışa sunulsa, meraklıları bunları alabilecek mi?

Sanmıyorum. Gerek Türk parası, gerek dolar bazında bu kitapları almak her babayiğidin harcı değil.

Benim bir önerim var, ki okurlarımdan birçoğu da buna katıldı.

Pahalı kitapların bir de ucuz baskıları yapılır. Ciltli değildir, büyük boy olmayabilir.

Çünkü başka ülkelerde bu yapılmaktadır ve pek çok kişi daha ucuza satılan bu karton kapaklı kitapları alabilir. Böylece bu baskıları herkes edinebilir.

Hatta bazıları sayfa adedinden, yazıdan bile tasarruf ederek bunun okunmasını sağlarlar.

Yalnız bu tür kitaplar değil, bütün ciltli kitaplar daha başka kağıtlarla ve ciltsiz baskısı yapılarak öğrencilere ulaştırılabilinir.

Bazı kurumlar bunu yapıyor, örneğin Türk Tarih Kurumu. Başka özel yayınevlerinin de bunu uygulamasından yanayım.

Yazdığım kitapları herkes alabilsin, herkes okuyabilsin diye.


Teoman'ı beğendim


NE Teoman'ı tanıyorum ne de müziğini dinledim.

Ancak sanata, edebiyata gösterdiği ilgiyi ve sevgiyi okuyunca bunu yazmak gereği duydum.

Elele ve Amica dergilerindeki röportajlarında verdiği cevapları görünce kanım ısındı kendisine. Bir edebi akrabalık bağı hissettim.

Albümüne Gönülçelen adını neden koyduğunu şöyle açıklıyor:

‘‘J.D. Salinger kitabını 1951'de yazmış. Herkesi, özellikle de ergen erkekleri çok etkileyen bir kitap. Çünkü hemen herkesin hissettiği yoksunluklar, güçsüzlükler, hayata karşı güvensizlik hislerinin çok güzel yoğrulduğu ve aynı zamanda da salya sümük ağlanmadan, bir solukta okunan bir roman. Gönülçelen'in Adnan Benk çevirisini belki de içine Türk argosunu kattığından çok seviyorum.’’

Elele'deki röportajında da şöyle söylüyor:

‘‘Ama eskiden Bodrum'a giderdim, dört ay boyunca Her Gece Bodrum.’’

Burada da Selim İleri'nin ünlü romanına gönderme yapıyor.

Diğer röportajlarına göz attığımda da sanata, edebiyata yakın duran, kültürlü bir müzisyen kimliği çıkartıyorum.
X