"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Ormanlık alanlar daraltılamaz (2)

TÜRKİYE’nin en önemli ‘orman hukuku’ uzmanı Ferruh Atbaşoğlu’nun, Batı Akdeniz Orman Mühendisleri Odası’nın konuğu olarak Antalya’da 2-B konusunda ayrıntılı ve bilgilendirici bir konuşma yaptığını dün anlatmıştık.

Yargıtay 20. Daire Onursal Başkanı olan Ferruh Atbaşoğlu, 1991 yılında orman hukukuna bakan bu daireyi kurmuş; dört yıl başkanlığı yaptıktan sonra emekli olmuş.
- Ormanlarımızın Osmanlı’dan 1980’lere kadar titizlikle kurulduğunu anlattı Atbaşoğlu... 1886’da ilk Arazi Kanunnamesi kurulmuş. Devlet ormanları ve Cibali Mübaha Ormanları (kamuya açık) devlet malı sayılmış, yani tapuya konu edilmemiş. 1870’te çıkarılan Arazi Kanunnamesi’nde de aynı hüküm korunmuş.. Bu hüküm 1960 Anayasası (madde 131) ile 1982 Anayasası’nda (madde 169) da aynen korunmuş...
- Ancak... 17.6.2004’te 5094 sayılı yasada, kamu yararı kavramını açıklayıcı yeni bir düzenleme getirilmiş: “Devlet ormanlarında kamu yararı için yer verilebilir.” Tahsis süresi 49 yıl olarak belirlenmiş, 99 yıla kadar uzatılabileceği de belirtilmiş yasada... Atbaşoğlu buna itiraz ediyor; “Bu süre insan ömrünü aşar, mirasçılar ortaya çıkar. Dolayısıyla bir kamu hakkı oluşur. Bu ormanlar üzerinde devlet mülkiyetinin delinmesi anlamına gelir.”
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nu değiştiren 5304 sayılı yasanın 4. maddesinin 3. fıkrası Genel Kadastro Komisyonu’na orman kadastrosu ve yetkisi vermiş... Atbaşoğlu “Bu doğru değil... Çünkü, ormancılık bir ihtisas konusudur. Orman kadastrosu da bir ihtisas konusudur. Arazi kadastrosunu yapan komisyonlar, bu konuda yeterli bilgi sahibi değildir” diyor.
- 5831 sayılı torba yasa, dört ayrı kanunu değiştiren maddeleri içermektedir. Bu yasanın 8. maddesinde 3402 sayılı kanuna da ekleme var. 2-B ile ormandan çıkarılan yerleri kullanan kişiler de belirtilerek Hazine adına tescili hükmü getirilmiş. Burada iki uyumsuzluk var. Ormandan açma yapan köylü, burada hak sahibi olacaksa, konu geçerlidir. Köylünün açma yaptığı kişi hak sahibi olacaksa bu hüküm geçerlidir; satarsa bu hüküm geçerli değildir. Çünkü kullanan kişinin beş yıl orada kayıtlı olarak ikamet etmesi gerekir.
- Ayrıca orman toprağı olan bir yerin devletin hükümranlık hakkı korunarak Hazine adına tapuya kaydedilmemesi gerekir. Çünkü Hazine gerektiğinde burasını satabilir.
Bu da Anayasa’nın 169. maddesinde yer alan (1856’dan beri devam edegelen) orman alanları tapuya konu edilemez hükmüne aykırıdır. Yani orman alanları daraltılamaz.
En önemlisi de “Her orman alanı 2-B değildir” konusunu da işleyeceğiz.

Enerjide tasarrufu unuttuk

11-18 Ocak tarihleri Enerji Verimliliği Haftasıdır. ‘Tasarrufu’ gene unuttuk. Hiçbir etkinlik yapıldığını görmedik. Elektrik Mühendisleri Odası bu konuda her zaman sesini çıkarır. Bir kez daha AKP iktidarına sesleniyor:
“Dereler özgür aksın, bulutlar adam öldürmesin!.. Bugün yaşadığımız dünya, sadece bizim değil aynı zamanda çocuklarımızın ve torunlarımızındır. Onlara yaşanabilir bir dünya bırakmak görevimizdir. Binlerce yıllık tabiat varlıklarını, kültürel ve tarihi mirası 50-60 yıllık çıkarlar uğruna yok etmeyelim. Enerjimizi verimli, çevremizi yaşanabilir kullanalım.”

İki cihanın lekeli ve azizi

ANAYASA değişiklikleri ile ilgili uyum yasaları arasında bulunan Anayasa Mahkemesi kuruluş ve yargılama usullerine dair kanun tasarısı tartışılmaya başlandı ya... Anımsatalım.
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkına dair Anayasa değişikliğinin esas amacının türbanı kamusal alana sokmak olduğunu ilk defa bu köşede yazdık. Başbakan, türbanın halihazırda fiilen üniversitelerde serbest olmasının yeterli olmadığını, önemli olanın, kamusal alanda türbanlıların görev yapmasına uygun düzenlemeleri yapmak olduğunu, hâkim, doktor vd. meslek mensuplarının da türbanları ile görev yapabilmeleri gerektiğini ifade etti. Bunun yolu da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının kullanılmasından geçiyor. AİHM, türban konusunda başvurucuların istediği kararı vermedi. AİHM’nin içtihadını aşmanın yolu ancak bir iç düzenleme ile mümkündü ve bunun yolu da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını getiren Anayasa değişikliği ile bulundu. Anadolu’da, yazma, yaşmak, yemeni, tülbent vs. yüzlerce, geleneksel başörtüsü var, bunların hiçbiri tercih edilmedi ve Güney Lübnan’dan ‘ithal’ bir örtü, muhafazakâr örtünme modeli olarak seçildi ve kamusal alana sokulmada son aşamaya gelindi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve Yüksek Mahkeme içtihatlarında, kamusal alanda, dini inançları, taşınan sembollerle açığa vurmak, çok tartışıldıktan sonra sakıncalı olduğuna karar verilen bir konu olmakla beraber... Velev ki, Türkiye muhafazakârları, dini inançları gereği örtünme tercihinde bulunmuş ve kamusal alanda da görev almak hakkını kullanmak istemekte olsunlar... Binlerce yıllık Anadolu geleneğinde örtü mü kalmadı da dışarda bir model seçildi? Bu sorunun cevabı ‘iki cihanda lekeli’ ‘hayır’cılar tarafından bilinemez ama ‘iki cihanda aziz’ ‘evet’çiler tarafından herhalde biliniyordur.
S.Ö.

EBK görevini yapsın

ET ve Balık Kurumu et ithalatına girdi, fiyatlar düştü deniliyor fakat EBK şartname dışında hayvan getiriyor. Besilik hayvanlar bir yaş üzeri ve 300 kg üzerinde yaşlı ve hastalıklı hayvanlar geliyor. Bir yaşın üzerindeki hayvan normalde 400 kg üzerinde olması lazım.
EBK hastalıklı, sakat hayvan getiriyor. İhaleyi alan firma çok ucuza ihale aldığından bu hayvanları getirmek zorunda.
Yerli üretici hayvanlarını kesemiyor. Bundan dolayı Banvit, Koç  ve Saray açıklama yapıyor, üretimden çekiliyoruz diyor. Haklılar. Olması gereken nedir? Besilik hayvanlar en fazla 8-10 aylık olmalı ve kilo ağırlığı azami 350 kg olmalı. Karkas et ithalatında gümrük % 30’dan en az % 70’lere çekilmeli. Damızlık hayvana ağırlık verilmeli. Aksi olursa millet hastalıklı hayvan yemeye başlar.
Uruguay’dan gelen hayvanlar hastalıklı çıktı. Uruguay’dan ithalat nihayet yasaklandı. EBK asli görevine çekilerek ithalat yapmamalıdır. Veya kurallara uymalıdır.
Şükrü KÜÇÜK-Veteriner

Biliyor musunuz

ŞİŞLİ Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün vefat eden babası Hakkı Sarıgül’ün cenazesinin bugün Şişli Camii’nde kılınacak öğle namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verileceğini...
HEYKELTIRAŞ Mehmet Aksoy’un bugün Berlin Kreuzberg Müzesi’nde, Başbakan’ın ‘Yıkılacak’ dediği ‘İnsanlık Anıtı’ ile ilgili bir basın
toplantısı düzenleyeceğini...

X