"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

O ihanet sorusunu kim sordu

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, önceki gün kendisine sorulan bir soruya çok sinirlendi ve şu cevabı verdi:

"Bunlar ihanet sorusudur..."

Bir gazeteci için çok ağır bir suçlama.

Böyle olunca da insan merak ediyor.

O ihanet sorusunu soran "hain" gazeteci kim?

Sizi fazla meraklandırmadan cevabını hemen vereyim.

Hürriyet Muhabiri Turan Yılmaz’dı.

AKP’yi izleyen, Ankara’nın en başarılı gazetecilerinden biri.

Turan Yılmaz gerçekten bir ihanet sorusu mu sordu?

* * *

12 Aralık 2005 günü bir yazı yazdım.

Şöyle başlıyordu:

"Aşağıda vereceğim bilgi, bugüne kadar devlet arşivlerinde çift aylı, yani çok gizli olarak tutulan bir bilgiydi."

Burada, MİT Müsteşarı Emre Taner’in Barzani ile yaptığı görüşmeyi aktardım.

Ama asıl önemli bilgi şuydu:

MİT Müsteşarı, İmralı’ya gidip bölücübaşı Abdullah Öcalan’la konuşmuştu.

Kendisini gördüğünde, Öcalan’ın ilk sözü şu olmuş:

"Bugüne kadar neredeydiniz?.."

MİT Müsteşarı o günlerde PKK’ya yönelik bir inisiyatifi başlatmıştı.

Bunun ayrıntılarını da Fatih Çekirge 6 Nisan 2006’da yazdı.

Bu inisiyatifin bir parçası da dağdaki PKK’lıları indirmekti.

Bunun için şöyle bir şey düşünülmüştü:

PKK için af çıkarmak mümkün değildi. O nedenle, dağdan inecek militanlara göz yumulacak, sessizce evlerine gitmeleri sağlanacaktı.

Yönetici kadrosu için de şu formül bulunmuştu:

Bu kişiler, Lübnan’a veya iki kuzey Avrupa ülkesine gönderilecekti.

Bana bunu anlatan yetkili şunu söylemişti:

"Bunu düşündük, Cumhurbaşkanı’na anlattık. Ama askerlere kabul ettiremedik."

* * *

Geçen pazar günü Sabah Gazetesi’nde çok önemli bir iddia ortaya atıldı.

Daha önce çıkan bu bilgiler tekrarlanıyor; ama çok önemli bir yeni gelişmeden söz ediliyordu.

Habere göre, bu plan Milli Güvenlik Kurulu’na getirilmiş, Cumhurbaşkanı ve en önemlisi "askerlerin de onayı alınmıştı".

Ortada şöyle bir durum vardı:

Hükümet birtakım "aracılar" vasıtasıyla örgüte mesajlar iletmeye başlamıştı.

Yani "örgütle dolaylı yoldan" görüşüyordu.

Daha da önemlisi şuydu:

"Hükümet, dağdaki PKK’lıları indirmek için bir tür gizli af planını uygulamaya koymuştu."

Ankara, geçtiğimiz yıllarda PKK’lıları dağdan indirmek için bir pişmanlık yasası çıkarmıştı.

Bu bir af anlamına gelmediği için terör örgütünün elebaşıları tarafından kabul görmemişti.

Şimdi Ankara daha somut bir adım atıyor ve "üstü örtülü af" ilan ediyordu.

Bu yanıyla çok, ama çok önemli bir gelişmeydi.

* * *

Bu haber pazar günü çıktı.

Pazartesi günü Genelkurmay Başkanlığı yazılı bir açıklama yaparak bunun doğru olmadığını bildirdi.

Aynı akşam KKTC Silahlı Kuvvetler Günü nedeniyle Ankara’da düzenlenen gecede, Genelkurmay Başkanı Özkök bunu kendi ağzından da söyledi.

Ancak olay burada kapanmadı.

Haberin yayınlandığı gün bazı gazete yöneticilerine hükümet kanadından, "bunun doğru olmadığı" mesajı iletildi.

Ne var ki, bu soru önceki gün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan’a sorulduğunda şöyle ilginç bir cevap verdi:

"Böyle bir plan olsa dahi sizinle paylaşamayız."

Bundan iki saat sonra aynı soru bu defa Başbakan Erdoğan’a sorulduğunda işte o öfkeli cevap geldi:

"Bunlar ihanet sorularıdır."

Siz bir şey anladınız mı?

Başbakan ve Dışişleri Sözcüsü ne diyor?

"Böyle bir şey yok" mu diyorlar, yoksa Genelkurmay Başkanı’nı mı yalanlıyorlar?

* * *

Şimdi ben Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı’na açıktan soruyorum.

"MGK’da böyle bir karar aldınız mı?

PKK’yla dolaylı görüşme var mı?

Varsa, örgüt militanlarına üstü örtülü bir af vaat edildi mi?"

Arkadaşımız bu soruyu sordu ve aldığı cevap şu oldu:

"Bunlar ihanet sorularıdır..."

Kararı siz verin.

Arkadaşımız hain midir?..

Hükümetin, kamuoyundan bu kadar önemli bir kararı saklama hakkı var mıdır?

Bu arada kendi görüşümü de aktarayım.

Ben şahsen, PKK’nın dağıtılmasına ve militanlarının dağdan indirilmesine yönelik her inisiyatifi desteklemeye hazırım.

Ama önce bu kararın doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum.

Bu yazıyı yazdığım sırada Başbakan Erdoğan uçakla yurda dönüyordu.

Umarım indiğinde bu sorunun öfkesiz cevabını almış oluruz.
X