Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O 11 takımı ben mi açıklayayım?

BİR süre önce Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye’de futbolcu ve teknik direktörlerin aldıkları ücretlerin asgari değil de tavan ücretten gösterilerek sigorta pirimlerinin yatırılması gerektiğini gündeme getirmişti.

Hatta, içlerinde öyle isimler vardı ki, insanın “pes” diyesi geliyordu. Sonra düzeltmeler yapıldı, diye duyduk. Ama bu saate dek gelen bilgiler pek öyle değil. Süper Lig’de 11 takım ödemelerini asgari ücretten göstermeye devam ediyor.

Bahaneyi ‘yemezler’

Fair Play’de dünya klasmanında en altlarda yer alan Türkiye, herhalde bu konuda da dereceye girecek. ‘O golde hakkımız yendi’ diyerek haksızlıklara isyan ederken, astronomik ücretleri, asgari ücretten göstererek vergiden kaçırmıyor musunuz? O meşhur tabirle, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemiş olmuyor musunuz? O takımların listesi bende var. Bekleyeceğim. Geç olmadan, vakitlice gidip SGK’ya yükümlülüklerini yerine getirsinler. Ya da, “golde hakkımızı yediler” ama derken, o yetimlerin de haklarının vebalini düşünsünler. Sonra, “Biz spora hizmet ediyoruz da ondan böyle oldu” bahanelerini kimse yemez. SGK bu şikayeti, en üst düzeyde, Futbol Federasyonuna iletti. Haberiniz olsun.

‘Ölü’ teknik direktörler derneği

Bazıları, “Ne var canım, bir topun ardından bir buçuk saat 22 kişi koşuyor, bir sürü kişi de onu izliyor. Oyuna gelmeyin. Bunlar toplumu oyalama taktikleri” diye ulvi değerlendirmeler yapsa da futbol, Türkiye’nin moralinde, hatta uluslararası politikada, karşı tarafa haddini bildirmesinde hep bir psikolojik rahatlama aracı olmuştur.
Dünyada bizden başka, ‘Avrupa, Avrupa duy sesimizi, bu gelen Türklerin ayak sesleri’ diye tezahürata sahip başka bir ülke olduğunu sanmıyorum. “Milletçe morale en çok sahip olmamız gereken şu günlerde bu maç hayati öneme sahip” diye kaç haber okudunuz, hatırlasanıza.

Son örnek: Kocaman

Buraya kadar tamam ama bu duygusallığımızı nasıl yeneceğiz. Fazla söze gerek yok en fazla iki müsabakada işler kötü gitmeye başladı mı, teknik direktörler için bu ülkede “Ne oluyor tamtamları” çalınmaya başlar. İşte Aykut Kocaman... Ezber bozmaya çalıştı, farklı bir şey denedi, Alex’i oynatmadı. Ama iki kötü sonuç geldi diye, “Hoca sen git, zaten Alex’i de yemiştin” tamtamları başladı.

Haklı olan ortaya çıkıyor

Aklıma geçen gün (Bin) 1000. maçına çıkan Manchester United’ın Alex Ferguson’u geldi. “Sir” unvanlı hoca tam 26 yıldır takımının başında. Baktım 1000 maçından 600’üne yakınını kazanmış. Yani çok maçı da kaybetmiş veya kazanamamış. Ama, yönetimi de, taraftarı da hocalarına, en zor zamanda sahip çıkmış ve sabredip süre vermiş.
‘E ama o böyle şu böyle. Bende de öyle futbolcular olsa ben de kalırdım” şeklinde zeka parıltısı yorumlara gerek yok. Dünya Kupası yarı finaline kalmış, 4 dünya takımının hocalarını da “senden bir şey olmaz, bitirdin bizim takımı” diye daha önceden kovma başarısı gösteren bir milletiz biz. Bu başarımıza (!) bakınca kimin haklı olduğu ortaya çıkıyor.

Avcı’ya Allah sabır versin

O nedenle, Aykut Hoca veya diğer yerli teknik direktörler işler ters gittiğinde dayak yemediğine şükretsin. Şimdi milli maçlar geliyor. Teknik Direktör Abdullah Avcı’ya da Allah şimdiden kolaylık versin. “Sen süpersin, Hiddink neydi, Terim rezaletti” diyenler, bir anda karşısına çıkıverir eğer işler kötü giderse. Kırmızıdan sarıya geçen ışıkta sabredemeyip kornaya basan bize, 1 yıllık antrenör asırlar gibi gelmez mi?

THY’nin şımarık Rooney sıkıntısı!

Şampiyonlar Ligi’nde kuralar çekildi. Galatasaray’ın rakiplerinden biri Manchester United. Yani, THY’nin son yıllarda sponsoru olduğu Barcelona gibi diğer bir futbol devi. Ama bazı çıkmazlar kapıda gibi sanki. Bugüne dek, THY uçaklarına her binişte güvenlik kurallarını Rooney gibi şımarık ve sempatik şekilde anlatan İngiliz takımının futbolcularını izledik. Ama mesela, maç günü veya Allah korusun kötü sonuç aldığımız maç sonrası o kabinde millet ne derece o futbolcuların görüntülerini izlemek ister merak ediyorum. 
THY Basın Danışmanı Ali Genç’e sordum: “Manchester United’u taşımaya devam edeceğiz” dedi.     
Bence de taşısınlar. THY özellikle Barcelona sponsorluğunda büyük bir iş yaptı tanıtımı adına. Ama şu da bir gerçek ki, maçlar başlayınca algının yönetilmesi şart. Biri uçakta kalkıp, “siz kimden yanasınız, bu Rooney bize laf mı çarpıyor” derse, bizden günah gitti.

X