Nerede yanlış yaptım sorusuna doğru cevap

Eğer kalp veya beyin krizi geçiren biri iseniz, size bir önerimiz var! Geçirdiğiniz bu olumsuz deneyimleri onları ‘korku’ veya ‘kaygı’ nedeni olmaktan çıkarıp birer ‘fırsat’ kapısı haline getirebilirsiniz. Yeter ki ‘Ben nerede yanlış yaptım’ sorusuna doğru cevaplar verin.

KALP ve beyin gibi iki yaşamsal organdan birinde yaşadığınız krizi (kalp enfarktüsü ya da beyin krizi/inme) yeni bir başlangıç, yeni bir doğuş, yeni bir umuda çevirebilirsiniz. Eğer bu fırsat kapısından girer ve bu yeni yolda yürümeyi ısrarla sürdürebilirseniz, sadece sağlığınızı yeniden kazanmaz, hayat kalitenizi de yükseltirsiniz. Böyle bir sürecin sadece sizi değil sevdiklerinizi de yeni üzüntülerden koruyacağından şüpheniz olmasın.

NASIL YAPACAKSINIZ?

Yola ‘Nerede yanlış yaptım’ sorusuna doğru yanıtlar vererek başlamalısınız. Yaşam biçiminize, seçimlerinize, alışkanlıklarınıza, genetik mirasınıza ilişkin ciddi sorgulamalar yapmalı, bu krize yol açan nedenlere kafa yormalısınız.

Doğru yanıtlara ulaşabilmek için işe aile mirasınızdan başlayın. ‘Genetik ağacınızın’ dallarını ve onu içten içe kemiren böcek ya da kurtları dikkatle araştırın. Damar hastalığı riski yüksek bir aileden mi geliyorsunuz? Aileniz özellikle birinci dereceden akrabalarınızda (50 yaş altı kadın, 55 yaş altı erkek) genç yaşta kalp veya beyin krizi geçirenlere, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ile mücadele edenlere sık rastlanıyor mu? Aile mirasınızda homosistein yüksekliği, metabolik sendrom, pıhtılaşma hastalıkları gibi sorunlar beklenenden yüksek mi?

DOKTORUNUZUN YARDIMI

Yapacağınız ikinci öncelikli iş, biyolojik yapılanmanızın ne düzeyde olduğunu belirlemek, genetik geçişi mümkün sorunlardan ne düzeyde etkilendiğinizi araştırmaktır. Bu soruların yanıtlarını ararken doktorunuzdan yardım istemelisiniz. Sorgulamaya korkmadan devam ettiğiniz, ‘Neden ben’ ve ‘Neden şimdi’ sorularına yanıt aramayı sürdürdüğünüzde testiyi kıran bir değil, birden çok etken olduğunu görünce şaşırmayın. Cahid Sıtkı’nın ‘Aman Allahım benim mi bu çizgili yüz?’ derken yaşadığı şaşkınlığı siz de yaşamayın. Başınıza gelenlerin ‘taşıdıklarınızın ve yaşadıklarınızın toplamından’ ibaret olduğunu unutmayın. Size yıllardır sigaranın, alkolün, kolesterol, trigliserit ve kan şekeri fazlasının veya uykusuzluk, stres, öfke fırtınalarının bitmez gerginlik, huzursuzluk ve kıskançlıkların zararlı olduğunu anlatmaya çalışan doktorunuzun haklı olduğunu hatırlayın.

Testiyi bir kez kırmış olmanız önemli değildir. Onu bir daha kırmamak için, sigara içiyorsanız hemen bırakacak, fazla kilolarınızı atacak, kanınızdaki risk etkenlerini şu veya bu şeklilde kontrol altına alacaksınız. Ve hiç beklemeden yeni bir hayat planlayacaksınız.

DUYGUSAL BAGAJINIZ

Önce beyninizdeki aşırı duygusal bagajı boşaltacaksınız. Kaygı, öfke ve endişeyi geçmişte bırakacaksınız. Ruhsal çatışmaların, korkuların hele hele bedenden daha fazla hızlandırılmış ruhların sağlığınızın önündeki en büyük engel, huzurunuza takılan en etkin çengel olduğunu unutmayacaksınız. Zihin atölyenizi kuşkular ve korkulardan temizleyip onu keyif, umut, sevgi ve paylaşımlarla dolduracaksınız. Bedeniniz ve ruhunuzu sadece olumlu bakışlar üretmeye programlayacaksınız. Bardaktaki su ne kadar olursa olsun siz ona dolu gibi bakacaksınız.

Ister kalp, ister beyin krizi geçirin! Krizinizi bir tehlike ve kaygı olmaktan çıkarıp, bir fırsat haline dönüştürmek elinizdedir. Kriziniz yeni bir hayata açılan kapınız ve size yeni bir dünya kuran hocanız olabilir. Bu fırsatı değerlendirin!

BUNLARI YAPIN

Kalbiniz için

Şefkatli olun

Sevin

Başkalarının acılarının farkında olun

Yardım edin

Paylaşın

Hoşgörün

Affedin

Gülümseyin

Teşekkür edin

Şükredin

İnanın

Hoşlanın

İltifat edin

Umutlanın

Huzur alın

Hoşnut kalın

BUNLARI MUTLAKA YAPIN

Değişime, dinlenmeye, eğlenmeye ve dostlarla sohbet etmeye en az çalışmak kadar zaman ayırın. Ailenizle, sevdiklerinizle daha sık bir arada olun. Şükreden, inanan, güçlü bir toplumsal aidiyet duygusuna sahip biri olmaya bakın.

Sinema, tiyatro ya da konserlere işe gider gibi gidin, bol bol müzik dinleyip kitap okuyun. Dostoyevski, Tolstoy, Yaşar Kemal, Kemal Tahir ve Tanpınar’a yeniden dokunun, Ahmet Altan ve Paul Coelho ile tanışın. Okudukça ıskaladığınız hayatın büyüklüğü ve güzelliği karşısında şaşıracaksınız.

Küçük şeylerin de zevkli olabileceğini görün, hayatınıza küçük ama keyifli yeni yeni hedefler koyun. Olanla yetinin, şükredin, olmayan için fazla sızlanmayın.

Daha çok kendiniz olun, unutulmuş farkındalıkları yaşamınıza yeniden katın.

BİR ÖNERİ

Nefret kalbe yüktür

Nefret, kalbin derinlerine gizlenmiş yoğun bir hoşlanmama duygusunun ifadesidir. Nefretin düşmanlık duygusu olarak keskinleşmesi, düşmanlarınızdan çok kalbinize zarar verir. Kalbinizi tıpkı endişe gibi, korku gibi için için kemirir. Uykunuzu kaçıran, iştahınızı azaltan, reflünüzü azdıran, bağırsak spazmlarınıza pike yaptıran şeyin nefret olması mümkündür, ama nefret en çok kalbiniz için ağır bir yüktür. Göğüs ağrılarınız ve yürek çarpıntılarınızın altında farkına varılmamış nefretler olup olmadığını iyi sorgulayın.

Nefretin izine bile rastlarsanız onu umutla, sevgiyle, şefkatle ‘detoks’layın! Kalbinize kötü düşüncelerden önce ılımlılık, enginlik, derinlik ve sürekli dinginlik aşılayın. O zaman sadece sağlam değil dingin ve bilge bir kalbe de sahip olursunuz. Bilge bir kalp sağlam bir kalpten daha güçlüdür.
Yazarın Tüm Yazıları