Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mutluluk da bulaşıcı Sayın Bahçeli!

‘Mutluluk bulaşıcıdır’ derdi dedem, ‘mutsuzluk amansız bir hastalık.’<br><br>Amerika’da yayımlanan bir araştırmaya göre obezitenin bulaşıcı olduğu ortaya çıktı.

Tıpkı grip gibi şişmanlıkta bulaşıcıymış.

Hawaii Üniversitesi’nden araştırmayı yapan uzmanlar, 2 yıl boyunca 10 ile 20 yaş arası 5 bin genci izlemiş ve aşırı kilolu arkadaşı olan gençlerin kendilerinde de bir süre sonra kilo problemi başladığını tespit etmişler.

Yakın arkadaşların birbirlerinin alışkanlıklarını taklit etmesinden dolayı bu duruma ‘taklitçi şişmanlık’ diyorlar.

Hatta İngiltere Ulusal Obezite Grubu Başkanı Tom Fary daha da ileri gitmiş.

“Eğer bir çocuğun babası aşırı kilolu ise, spor yapması zor bir ihtimal. Çocuk da spor yapmak yerine onun gibi yemeye alışır. Aileler çocuklarına kötü örnek oluyorlar!”

* * *

Durun hemen öfkelenmeyin.

Bu araştırmayı yapan hiç kimse gelir durumu, beslenme bozukluğu, genetik ya da biyolojik faktörleri yok sayıyor değil.

Son yıllarda giderek öne çıkan bu tür araştırmalarda amaç sosyal ilişkiler ağının sağlık dâhil gündelik yaşamımıza etkisini ölçmek.

Bu konuda benim okuduğum en çarpıcı çalışmayı iki yıl önce The New England Journal of Medicine ’da Nicholas Christakis ve James Fowler yayımladı.

O gün bugündür yaptıkları her çalışmayı dikkatle izliyorum.

Harvard’da ‘yaşam ve ölüm’ başlıklı hayli ilginç bir ders veren Christakis  hem tıp hem de sosyoloji ile ilgili.

Zaten başarısı bu iki disiplini birlikte kullanma yeteneğinden kaynaklanıyor.

* * *

Obezitenin bir virüs gibi insandan insana bulaştığını gösteren makalesi yayımlandığında
hayli gürültü
koparmıştı.

Öyle ki Harvard araştırmasını genişletmesi için 11 milyon dolarlık fon ayırdı.

Bir tesadüf eseri ulaştığı 12 bin kişiyi kapsayan 32 yıllık detaylı data uzun yıllardır kafa yorduğu sosyal network meselesini bilimsel olarak kanıtlama şansı sundu.

Rakamlar çarpıcı, yakın arkadaşı obez olan bir kişinin obez olma ihtimali %57 artıyormuş mesela. Aile ve komşuların etkisi yakın arkadaşlardan sonra geliyor.

Bir kişi ortalama altı yakın arkadaşı üzerinden birçok alışkanlığını şekillendiriyor.

* * *

Mesela benzer bir durum sigara tiryakiliği ya da sigarayı bırakmak için geçerli.

Fakat en çarpıcı olan Christakis ve Fowler’a göre ‘mutluluk da bulaşıcı.’

‘Tıpkı obezite ve sigara tiryakiliği gibi mutluluk da içinde bulunduğunuz sosyal ilişkiler ağıyla çok yakından irtibatlı’ diyor bu iki akademisyen.

Sadece yakın arkadaşınız değil, arkadaşınızın arkadaşı hatta onun arkadaşları bile sizin mutluluğunuzu etkileyebiliyor, kilometrelerce uzakta olsanız bile.

Her ekstra mutlu arkadaş sizin mutluluğunuzu % 9 arttırıyor.

Buna karşılık 5000 dolar daha fazla kazanmak mutluluğunuzu % 2 etkiliyor.

Bu yüzden mutlu insanlar genelde arkadaş gruplarının merkezinde yer alıyorlar. Daha geniş mutlu sosyal gruplarla birlikte olmayı tercih ediyorlar.

Yani mutluluk bireysel olduğu kadar çevresel, tek başına size ait değil!

* * *

Peki ya mutsuzluk?

O da bulaşıcı fakat merkeze çekmek yerine çevreye itiyor.

Oda arkadaşı aşırı depresif olan bir öğrenici üç ay içinde depresif belirtiler gösteriyor.

Bir yıl sonra tedavi gerektirecek düzeyde ileri depresyon yaşayabiliyor.

Zaten Christakis’i bu çalışmaya iten, ‘ölümcül hastaların’ yakınları üzerindeki tahripkâr etkilere birebir şahitlik etmesi.

Yaşam sevinçten ibaret değil, bütün mesele acılardan da mutluluk devşirebilmek.

O da ancak sizin kadar yakınınızdaki insanların mutluluğuyla mümkün.

* * *

Dedem 104 yaşında öldü.

Yaşamının son döneminde önce ninemi, sonra gözlerini kaybetmesine, çektiği onca acıya rağmen bir kez olsun çevresini mutsuz ettiğini görmedim.

Ne zaman mutsuz olduğumu görse ‘mutluluk bulaşıcıdır evlat’ derdi.

‘Mutsuzluksa amansız bir hastalık!’

Türkiye son 30 yıldır Kürt meselesinden dolayı amansız bir hastalığın pençesinde.

Meseleye hangi taraftan bakarsanız bakın hepimizi kuşatan tarifsiz  bir mutsuzluk.

Önceki gün Devlet Bahçeli ’yi dinledim, söylediklerinden çok etrafına yaydığı öfke ve mutsuzluğa üzüldüm.

En çok da bu mutsuzluğun bulaşıcı olma ihtimaline…

Bahçeli’nin  bu sürece olumlu katkı yaparak partisini siyasi ve sosyal ilişkilerin merkezine çekmek yerine, çevreye iteceğine hiç ihtimal vermiyorum.

Bu yüzden kendisine dedemin bana bıraktığı en kıymetli vasiyetle sesleniyorum.

‘Mutluluk da bulaşıcıdır Sayın Bahçeli...’ 

X