"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Mustafa Altıoklar’la Galip Tekin’in kan davası

Yıllar önce bir-iki haber olmuş ama ben ilk kez duydum bu gerçek olayı, o kadar çarpıcı geldi ki bana paylaşmasam olmaz...

Hikayeyi bilenler hemen diğer yazıya geçsin, bilmeyenlerin ise çok şaşıracağını garanti ederim.

Karikatürist Galip Tekin’in babası ile yönetmen Mustafa Altıoklar’ın amcası yıllar yıllar önce, 1973’te Konya’da bir sinema işletiyorlar.

Aralarında anlaşmazlık oluyor, Galip Tekin’in babası silahı çekip Altıoklar’ın amcasını vuruyor.

Sonra da kalan tek kurşunu kendi kafasına sıkarak intihar ediyor.

(Hatta rivayet odur ki, babası kendi gözleri önünde intihar ettiği için Galip Tekin’in çizgileri bu kadar uçuktur)...

Tüm bu acı olaylar yaşanırken Galip Tekin’le Mustafa Altıoklar daha çocuklar...

Gel zaman git zaman, aradan 22 yıl geçiyor.

Altıoklar, İstanbul Kanatlarımın Altında’yı çekecek...

Filmdeki meşhur kanatları kim çizer kim çizer diye aranırken, Galip Tekin’i tavsiye ediyorlar Mustafa’ya...

Kalkıyor, Galip Tekin’in Kemancı’daki ofisine gidiyor.

Karikatürist ve yönetmen birbirlerini tanımadan oturuyorlar masaya.

İki-üç toplantı sonrasında Galip Tekin, Altıoklar soyadından şüpheleniyor.

Küçük bir araştırmadan sonra anlıyor ki, karşısındaki adam 22 yıl önce babasının vurduğu adamın yeğeni...

Hemen arıyor Mustafa Altıoklar’ı, "Gel toplantı yapalım" diyor.

Mustafa da kanat çizimlerini bitirdiğini sanıp, kalkıp Kemancı’ya gidiyor.

Karşılıklı oturuyorlar masaya...

Tam o sırada Galip Tekin belindeki tabancasını çıkarıp...

(Bu sırada reklam kuşağı girer, 8 dakika... 3 dakika da tanıtım, toplam 11 dakika)

...tabancasını çıkarıp masaya koyar.

"Al vur beni" der...

Mustafa Altıoklar ne olduğunu anlamaz.

"Ben senin kanlınım, al vur beni" der Galip Tekin; "Benim babam, senin amcanı öldürdü"...

Öylece kalırlar masada.

Uzun bir sessizlik. Sonra...

Sanki yıllardır birbirlerini arayan iki eski dost gibi, sanki ilk kez görüşüyorlarmış gibi masadan kalkıp sarılırlar birbirlerine, uzun uzun kucaklaşırlar...

O günden sonra da sıkı dost olurlar.

Fin!

Duyduğum en güzel kan davası hikayesiydi bu! Ne dersiniz öyle değil mi?

Bu dergi Leman’a yakışıyor mu?

Yeni Harman diye bir dergi var, 3-4 bin satar ama benim yıllardır takip ettiğim, beğendiğim bir dergidir.

Leman mizah dergisinin de bağlı olduğu LM Yayıncılık tarafından hazırlanır.

Yani bizim Leman’cıların yaptığı dergi. Bu bile dergiyi sevmem için yeterli...

Ama ne yazık ki bir-iki kendini bilmez yüzünden Yeni Harman, mahvoldu gitti.

Son dönemde sayfalarını sadece küfüre ve hakarete açar oldular...

İki sayıda bir yalakalık yapan, çanak tutan, ona buna hakaret eden röportajları sayfa sayfa yayınlıyorlar.

Nerede Yeni Harman’ın Leman’ın muhalif yaklaşımı, nerede tarafsız duruşu?

Sevgili Tuncay Akgün, al son sayıdaki röportajı oku.

Eğer oradaki küfürleri, hakaretleri, mesnetsiz suçlamaları Leman kültürüne yakıştırıyorsan, söyleyecek tek sözüm yok.

Neden iki sayıda bir hep aynı röportajlar yapılıyor dersin? Ben söyleyeyim;

Röportajı yapanın tek derdi, röportaj yaptığı adamın yanına kapağı atabilmek.

İnanmıyorsan check et; bu çarşamba randevuları var!

Bu yüzden de çanak tutan, hakaret dolu röportajlar Yeni Harman’da sayfa sayfa yayınlanıyor.

İnsanlar çete ilan ediliyor, ’köpek’ diye hakarete uğruyor.

Haberin olsun; Yeni Harman’ın radikal-islamcı yayınlardan hiçbir farkı kalmadı!

Leman gibi bir grubun nelere alet edildiğini görüyor musun?..
X