Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: Siyasetin freni kilitlenince

Muharrem SARIKAYA

İSTANBUL'daki polis yürüyüşünün ardından, Kızılay'da olayların çıktığı haberi Meclis kulisini hareketlendiriyor. Yirmi yıl önceki görüntüler, Meclis kulisinde aynen tekrar ediyor.

Birçok milletvekili telefona sarılıyor, aile yakınlarına Kızılay civarından geçmemeleri uyarısında bulunuyor.

Bazıları ise paltosunu kaptığı gibi, dersanedeki, okuldaki çocuğunu veya işyerindeki eşini almak için koşar adım uzaklaşıyor.

Meclis'te dün de tek konuşulan konu, polis eylemi oluyor.

DSP'lilerin bulunduğu grupta tepkiler daha çok, muhalefete ve Emniyet Genel Müdürü'ne dönük oluyor.

Af Kanunu'nun görüşülmesi sırasında Emniyet Genel Müdürü'nün Meclis'e gelip kulis yapması ve sonrasındaki demeçleri eleştiriliyor.

DSP'li bir bakan adının yazılmasını istemiyor, şu ilginç saptamada bulunuyor:

‘‘İki gün önce Aydın Menderes, Meclis kürsüsünde 1 Aralık'taki işçi memur eylemlerini Kızılay ve Sultanahmet'te şafağın söküşü olarak değerlendirdi. Bu çok dikkat çekiciydi.’’

* * *

MHP'de de aynı konu tartışılıyor.

MHP lideri Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin de Menderes'in konuşmasına dikkat çektiği vurgulanıyor. Bahçeli'nin, ‘‘Bu eylemler bir program çerçevesinde yapılıyor’’ dediği haberleri yayılıyor.

Menderes ile telefonda konuşuyoruz. Sözlerinin yanlış yorumlandığını belirtip ekliyor:

‘‘1 Aralık'ta Kızılay'da olan eylem ile dün (önceki gün) olanı karıştırıyorlarsa bu doğru olmaz. Bu iki eylem aynı kefede değil. Devletin güvenlik güçlerinin otoriteyi yok sayarak yürümesi yanlıştır. Ama bu polisin bazı sıkıntılarını görmezden gelmeyi de gerektirmez. Bir Af Kanunu çıkardılar, ellerine yüzlerine bulaştırdılar.’’

İstanbul ve Ankara'daki eylemler Meclis'in havasını da etkiliyor. İktidar ve muhalefet milletvekilleri iki gün içinde iki kez yumruklaşma aşamasına geliyor.

Kavga nedeniyle oturuma ara verildiğinde MHP Grup Başkanvekili İsmail Köse ile sohbet ediyoruz. Kendisinin de polis teşkilatının içinden geldiğini anımsatarak şöyle diyor:

‘‘Polisin başında bulunan Bakan da polisin içinden gelen, onun sorunlarını bilen arkadaşımız. Eğer polis böyle bir durumda bu tür hareketlerde bulunuyorsa, onun nedenlerini öğrenmeli. Provokasyon var mı yok mu ona da bakılmalı...’’

* * *

Genelkurmay eski Başkanı, Kilis Milletvekili Doğan Güreş ise polis eyleminin ortaya çıkmasının nedeni konusunda şu değerlendirmeyi yapıyor:

‘‘Her kurumun kendisine göre sıkıntıları olabilir. Ama tepkinin de alınması gerekir. Örneğin Genelkurmay Başkanı bazen çıkıp konuşuyor, supap açıyor. Bir sıkıntı varsa onu dile getiriyor, rahatlama sağlıyor. Polisin eylemini haklı bulmak doğru değil. Güvenlik güçlerinin yürüyüş yaptığına hayatımda ilk kez tanık oluyorum. Olmaması gerekirdi.’’

Meclis'te bu tartışmalar olurken, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, eylemlerin nedeni konusunda Başbakan'a bilgi aktarıyor.

Tantan, eylemin gerisinde provokatörlerin olduğuna inanıyor. Polisin içinden birçok ‘‘çürüğü’’ temizlemek için verdikleri çabadan söz ediyor.

Polisin hem ekonomik, hem de teknik eksikliklerinin, ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durum nedeniyle bir türlü giderilememiş olmasını fırsat bilenlerin, eylemleri körüklediğine inanıyor. Bunlar hakkında hemen işlem yapılıp teşkilattan uzaklaştırılacağını bildiriyor.

Cezaevleri sorununun bir an önce bitirilmesi gerektiğinin altını çiziyor, ‘‘Yarın ölümler olursa, onları kaldırmak da bizim üzerimize kalacak’’ diyor. Sokağın ateşinin azaltılması için uğraştıklarını söylüyor.

Ankara, tam anlamıyla şok yaşıyor.

Siyasiler, hızla yol alırken frenleri kilitlenen otomobilin yolcularına benziyor.

X