Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Modern Zamanlar

Hadi ULUENGİN

Müvekkilim, ben ve kadınlar

Johnny Depp namlı tıfıl aktör ‘Clinton’un kadın zevki berbat' buyurmuş. Be çocuk sen kadından ne anlarsın? Yaşın belli, başın belli, iki sıska manken ve üç sübyan figüran sıkıştırdım diye erkekliğin sonsuz geniş gusto yelpazesine vakıf olduğunu mu sanıyorsun? Fantazma nedir, öğren de gel.

HİÇ bir hısımlığım yok ama şu Bill Clinton'u savunmak hep kulunuza vazife oldu. Daha başkan seçilmemişti ve üstelik ben o sıra rakip Cumhuriyetçileri Teksas'ta izliyordum, eski Arkansas Valisi için ilk avukatlık tezimi yazdım.

Dış politika tercihi ve Oval Ofis skandalı derken de müvekkili kesildim.

İşte bu defa da aynı şeyi tekrarlayacağım...

* * *

JOHNNY Depp namlı tıfıl aktör ‘Clinton’un kadın zevki berbat' buyurmuş.

Gennifer Flowers'i, Paula Jones'u, Monica Lewinsky'yi falan kastediyor...

Elinin körü!

Birincisi, be çocuk sen kadından ne anlarsın? Yaşın belli, başın belli, iki sıska manken ve üç sübyan figüran sıkıştırdım diye erkekliğin sonsuz geniş gusto yelpazesine vakıf olduğunu mu sanıyorsun? Fantazma nedir, öğren de gel.

İkincisi, plastik güzelliğe boş verin ve alıcı gözüyle bakın, yukarıdaki hatunların hepsinde hem Anglo-Saksonların ‘sex appeal’ dediği türden bir cazibe, hem de ‘vülgarite’ tabir edilen cinsten bir ‘bayağımtıraklık’ var...

Ve, kim inkar etmeye kalkışırsa kalkışsın, böylesine dışavurumcu cazibe ve ‘bayağımtıraklık’lar sayısız erkeği baştan çıkartır.

Bu dişiler, estetik ama soğuk biblolardan bin defa daha çok baş döndürür.

Zaten, hacim sorununu burada yalnız cinsellik metaforu olarak algılayın, ‘erkekler karılarını zayıf, metreslerini dolgun ister’ sözü boş laf değildir.

Üstelik, size Victor Hugo'dan Sören Kierkegaard'a kadar ibadullah örnek sayabilirim ki, cinsellik ve kadınlar hakkında kafa patlatmış ve teoriyi pratiği uygulamış bir dizi şahsiyet de aynı tercihlere rağbet etmiştir.

Kaldı ki, yaşlandıkça erkeklerin tahayyül dünyası genişler. Daha doğrusu, genişletmek zorunluluğu dayatır. Bu yüzden de ‘stimülüs’ uyarıcalara olan talep Lewinsky'nin dudaklarındaki arza doğru yönelir.

Dolayısıyla, uyarıyorum, Depp Efendi sakın bir daha boyundan büyük laf yumurtlamasın ve ‘kadın zevki berbat’ diye müvekkilime çamur atmasın.

* * *

FAKAT ben yine de şeytanın avukatlığını üstleneyim ve belki kendi tezimi kendim çürütürüm diye büyük Alfred Hitchcock'un sözlerinden yola çıkayım.

Hatırlıyorum, Grace Kelly'den Kim Novak'a serin sarışınların dahi sinemacısı bir mülakatında, ‘kadınlardaki dış cazibeye ve Latin elektriğe aldanmayın. Resepsiyonda tanışıp henüz iki kelime ettiğiniz ve gayet mesafeli ve itici gözüken bir İngiliz kızı, taksi koltuğuna oturduğunuz an derhal pantalon fermuarınıza yapışabilir’ şeklinde cümleler sarfetmişti.

Doğru! Buzdan heykellerin içinde kaynar şelalerin aktığı ve bunların aniden buhar gayzerleriyle fışkırdığı bir vakıadır. Tecrübeyle de sabittir...

Ancaak! Ancak, bilhassa Novak'ın gizli ve soğuk erotikasına tapınmış olmama rağmen şöyle bir çalışma hipotezi üretmekten de kendimi alamıyorum.

* * *

DİYELİM ki Clinton da böyle bir resepsiyondadır ve bir yandan zevata laf yetiştiriyor, diğer yandan da Hillary'ye çaktırmadan etrafı kolaçan ediyor.

İşte, hem Lewinsky'ler, Jones'lar, Flowers'lar gibi hal ve edasından malın gözülük akan bir hatunu, hem de estetik bebekliğine rağmen soğuk nevale duran başka bir kadını gözüne kestirdi. Birincisi ‘bayağımtırak’, ötekisi ‘leydi’...

İkisini birden Beyaz Saray haremine tıkacak hali yok, ne tercih yapar ?

Vallahi, kendimi müvekkilimin yerine koyarsam ben ilkine banko derdim!

Çünkü, şimdi işin yoksa ikincisi için önce, ‘acaba korumaları atlatıp şunu limuzine alsam benim pantalon fermuarıma dalar mı’ diye uzun uzun metafizik mülahaza yürüt... Sonra, bu ihtimale az çok inanarak ve sanki kalabalık o tarafa sürüklüyormuş gibi yaparak kadının yanına git... Ardından, ‘bizim hangi serviste çalışıyorsunuz’ türünden zoraki bir uvertür dene... Daha ardından da, zehir zıkkım bir ‘kocam bekliyor’ cevabının rizikosunu göze alarak, ‘biliyor musunuz, Amerikan demokrasisi, istediğiniz an sizi evinize bırakmaya amade bir Başkan’a sahip olduğu için büyük' cümlesiyle şah çek... Ölme eşeğim, ölme !

Tamam, bunun da fantazmagorik olduğunu ve olabileceğini kabul ediyorum ama doğrusu belirli bir yaş ve tecrübe birikiminden sonra beni hiç açmıyor.

Oysa, birinciler zaten bizzat kendileri resepsiyon kalabalığını yararak Başkan'ın yakınında belirirler. Onun bakışları tesadüfen üzerlerinden geçtiği an da saçlarını şuh hareketle geriye atarak, göğüslerini derin nefesle ileri fırlatarak ve dudaklarını ıslak yudumla bardağa değdirerek cazibe ışınlarlar.

Dişiliklerini uyarıcı ve manyetik elektrotlarla fışkırtırlar.

Anladınız, Hitchcock Usta kusura bakmasın ve Mister Depp haddini bilsin, müvekkilim Bill Clinton'un bazı zevkleri avukatınkilerle de uyuşurlar.

X