Moda ne olursa olsun tencere yemekleri

Neler neler giymedik ki son otuz, kırk yılda...

Apartman topuklar mı istersiniz, İspanyol paçalı pantolonlar mı. Yoksa siyah şık bir ayakkabının içine giydiğimiz beyaz çoraplardan mı bahsetsek. Düşük bel modası, mini etek modası, topuz modası. Renklerin bile modası var. "Bu yıl fıstık yeşili çok moda" deyip vitrinlerini yeşile boyamış mağazalardan kıyafetler alıyoruz.

"Yemeğin de modası mı olurmuş canım" demeyin hiç. Hatırlıyorum bir ara kim davet etse çaya; önümüze sosyete mantısı gelirdi. Bir ara Mc Donald’s’ta yemek yemek modaydı. Sanki çok lezzetliymiş ya da çok yararlıymış gibi tıklım tıklım olurdu fast food yemek yapan yerler.

İnsanlar ne zaman dışarıda yemek yemeye başladılar peki? Yani, yemekçilik sektörünün ilerlemesi nasıl gerçekleşti. Aslında, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce pek de öyle dışarıda yemek yenmiyordu. Savaşın yarattığı etkilerden biri de insanların sosyal hayatlarından beklentilerinin artması oldu. Ve bunun da sonucu olarak, bu dönemde, yemek hizmeti veren işletmelerin sayısı gözle görülür biçimde arttı. Aynı dönemde özellikle İngiltere’de süt ve ürünlerini satan birçok bar açıldı ve bu barlar sonradan yiyecek işine de girdiler.

Böylece başlamış oldu restoranlara gitme modası ve Hint yemeği, Çin yemeği modalarının başlangıcı da belkide o süt barlarıdır. Tabii bir ülkede neyin moda olacağını o ülkenin sosyal yapısı ya da geçmişten günümüze taşıdığı değerler de belirliyor. Örneğin bizim insanımızın moda ne olursa olsun vazgeçemediği bir yemek türü var ki, biz bunlara "tencere yemekleri" diyoruz. Esas olarak sebze yemekleri bunlar ve ister Çin mutfağı moda olsun ister Hint mutfağı, biz belkide başka hiçbir ülke insanının sevmediği kadar seviyoruz sebze yemeklerini. Batılılar eti ve yanında verdikleri sosu esas alıyorlar yemeklerinde, bizse sebzeyi.

Ancak hiç etkilenmiyoruz dersek yalan olur son moda yemeklerden. Belki yemekleri pişirirken kullandığımız teknikler ayak uyduruyor modaya, belki biraz kullandığımız malzemeler. Ama esas olarak damağımıza uygun olmayan hiçbir şeyi benimseyemiyoruz ya da benimsediğimiz moda tatları da kendi damak tadımıza göre şekillendiriyoruz.

aparili külbastı

Malzeme listesi

á 6 dilim dana rosto (en fazla 0,5 santim kalınlığında olmalı)

á 1 adet orta boy kuru soğan

á 5 yemek kaşığı zeytinyağı

á 1 çay kaşığı tuz, karabiber

á 8-10 su bardağı ılık su

Sosu için;

á 2 küçük kutu konserve ton balığı (150 gr)

á 1 çay bardağı dolusu kapari çiçeği

á 4 yemek kaşığı mayonez

á 1 tatlı kaşığı limon suyu

á Haşlanan etin suyundan 1 su bardağı

á varsa 2 adet konserve ançuez filetosu

Bu yemeği yapmak için dana rostoyu bütün olarak da kullanabilirsiniz. Ancak, dilimlenmiş olarak kullanmanız daha pratik olacaktır. Yaklaşık 3-4 milimetre ya da en fazla yarım santim kalınlığındaki rosto dilimlerini düdüklü tencereye aktarın. Pişirme işlemi için normal tencere kullanacaksanız, haşlama süresini de uzatmanız gerekir. Etlerin üzerine ılık su, dörde bölünmüş kuru soğan ve zeytinyağını ekleyip tuz ve karabiberi serpiştirin.

Etler iyice yumuşayıncaya kadar, en az bir saat kadar pişirin. Bir saat sononda etler hálá yumuşamadıysa pişirme işlemine devam edebilirsiniz. Diğer taraftan, sosu hazırlamak için; yağını süzdüğünüz ton balığını mutfak robotuna aktarın. Varsa, 2 adet ançuez ekleyin. Kapari çiçekleri, mayonez ve limon suyunu da ilave edin. Son olarak, haşlanan etin suyundan bir su bardağı alarak robota aktarın. Tüm malzemeleri koyu bir sos elde edinceye kadar robottan geçirin. Haşlanmış rosto dilimlerini tencereden çıkarıp servis tabağına yerleştirin. Hazırladığınız sosu, ılık haldeki etlerin üzerinde gezdirip servise sunun. Çok lezzetli olan bu İtalyan antre yemeğinin sosundaki balık kokusu hiç hissedilmez.

nginarlı diplomat salatası

Malzeme listesi

á 4 adet orta boy taze enginar

á 2 adet limonun suyu

á 2 tatlı kaşığı un

á 2 su bardağı soğuk su

á 3 yemek kaşığı zeytinyağı

á 1/2 demet marul

á 10-12 adet kuru domates

á 8-10 adet kiraz domates

á 4 adet yuvarlak lavaş ekmeği

(Marketlerde paket halinde satılır.)

Sos için;

á 1 kahve fincanı sızma zeytinyağı

á 1 adet limonun suyu

á 1 diş sarmısak

á 1 çay kaşığı tuz, karabiber

á 4 çay kaşığı kuru fesleğen, kuru nane

á 1 çay kaşığı tozşeker

á 3 yemek kaşığı elma sirkesi

Taze enginarları geniş bir tencereye yan yana sıralayın. Un, limon suyu ve 2 su bardağı soğuk suyu bir kásede çatalla iyice çırpın. Karışımı tenceredeki enginarların üzerine gezdirin. Zeytinyağını da ekleyip orta ısılı ateşte, enginarlar yumuşayıncaya kadar, en az 25-30 dakika pişirin. Pişen enginarları ocaktan alıp soğumalarını bekleyin. Eğer konserve enginar kullanacaksanız, suyunu süzüp kullanabilirsiniz. Kuru domatesleri en az bir saat kadar sıcak suda yumuşaması için beklettikten sonra iri parçalar halinde dilimleyin.

(Zeytinyağında salamura edilmiş konserve kuru domates de kullanabilirisiniz. O zaman, kuru domatesleri hiçbir işlemden geçirmenize gerek yoktur.) Diğer taraftan, marulu yıkayıp süzün ve elinizle parçalayarak derin bir kaba koyun. Üzerine dilimlenmiş ya da konserve kuru domatesleri ve ikiye bölünmüş kiraz domatesleri ekleyin. Salata kásesi yapmak için; lavaş ekmeği fırına dayanıklı cam bir káseye, ortasını çukurlaştırarak yerleştirin. Hatta kenarlarının kıvrık olması için, tıpkı teğel yapar gibi kenarlarını büzüştürün ve bu kıvrımları kürdanla sabitleyin. Lavaşı 175 dereceye ayarlı fırında, iyice kuruyuncaya kadar, en az 20 dakika kızartıp çıkarın.

Lavaşın kenarındaki kürdanları çıkardığınızda, bir kase gibi, şeklinin bozulmadığını göreceksiniz. Ekmeğin içine salata malzemelerini doldurup parmak şeklinde doğradığınız soğuk haldeki enginarları ya da konserve enginarları üzerine yerleştirin. Sosu hazırlamak için; zeytinyağı, limon suyu, sirke, tuz, karabiber, tozşeker ve dövülmüş sarmısağı derin bir kasede karıştırın. Çatalla ya da bir tel çırpıcıyla iyice çırpıp salatanın üzerine gezdirin. Salatayı servise sunun.
Yazarın Tüm Yazıları