Mersin’in Akdeniz Oyunları ‘kültürlü’

MERSİN ilklerin şehri.

Haberin Devamı

Yıllar önce Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Türkiye’de ilk kez Kalkınma Ajansları’yla ilgili bir çalışma başlatmıştı.
Kalkınma Ajansları’nın ne olduğunu anlamak için az gitmedim Mersin’e.
Sonra yine odanın öncülüğünde “İnovasyon Forum”ları geldi.
Mersin kendisine bir yol haritası belirlemek için hangi sektörlere ağırlık vermesi gerektiğini tartıştı bu forumlarda.
Şehrin tarım, turizm ve lojistikte neler yapması gerektiği ortaya kondu.
Hafta başında yolum yeniden Mersin’e düştü.
Bu kez de MTSO AB Bilgi Merkezi’nin düzenlediği “Kültür Ekonomisi ve Turizm” konferansı vesile oldu.
Bu konferansın arka planında ise Yunanistan’daki ekonomik kriz nedeniyle Mersin’in ağırlayacağı 2013 “Akdeniz Oyunları” var.
Spor ile kültür arasında nasıl bir bağlantı olabilir diye soracaksınız?
Bu sorunun cevabını Mersin’deki konferansa davetli olan İngiltere’nin önde kültür ve yaratıcı endüstriler danışmanı Paul Owens veriyor:

Haberin Devamı

KÜLTÜREL SERMAYE

“Kültür ve olimpiyat oyunları arasında antik çağlardan beri ilişki vardı. Bu ikisi doğal partnerdir. Barcelona örneğinde 1992 Olimpiyat oyunlarından sonra şehrin kültürü ön plana çıkartarak kendisini yeniden konumlandırdığını görüyoruz.”
İngiltere 2012 Olimpiyatları’na paralel bir “Kültürel Olimpiyat” düzenliyor.
Hem 4 yıl öncesinden başlamış
kültürel etkinliklere. Bunlara katılan insan sayısı 16 milyon.
Yani Londra, olimpiyatları, şehrin doğusuna 10 milyar Euro’luk bir alt yapı projesi olarak görmüyor.
İnsanı, kültürü, yaratıcı endüstriyi ön plana çıkartıyor.
Mersin’in gönlünde yatan aslan da işte tam bu vizyon.
MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut’un dediği gibi, Akdeniz Oyunları Mersin için bir dönüm noktası olacak ama ancak şehrin “kültürel sermayesi”ni zenginleştirmesi ve yaygınlaştırması koşuluyla.
Aşut diyor ki: “Akdeniz Oyunları için yapacağımız stadyum, yüzme havuzları bize yetmiyor. Konser salonlarımız, müzelerimiz, festivallerimiz yeterli mi sorularını da sormalıyız.”
İstanbul’un çoktan kendisine sorması gerektiği sorular anlayacağınız.

İstanbul Finans Merkezi için önemli uyarı

Haberin Devamı

BU yıl Davos’ta dikkatimi çekti.
Endonezya Turizm Bakanı Mari Elka Pangestu, aynı zamanda ülkesinin “Yaratıcı Ekonomi” Bakanı.
“Yaratıcı
Ekonomi” artık dünyada sıkça kullanılan bir kavram.
Mersin’de, konfarens konuşmacılarından Manchester Üniversitesi öğretim görevlilerinden Dr. İsmail Ertürk özellikle bu kavrama değiniyor.
Owens’ın da Mersin’e gelmesine vesile olan Ertürk, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na danışmanlık yapmış.
“İstanbul’dan sonra Mersin ‘yaratıcı ekonomi’ kavramıyla tanışan ikinci şehir” diyor.
Ancak Dr. Ertürk ile konuşmamızdan, İstanbul’un “Yaratıcı Ekonomi”nin önemini pek anlamadığını çıkartıyorum.
Avrupa Komisyonu, 2010 yılında “Kültür ve Yaratıcı Ekonomi”yle ilgili bir Yeşil Rapor yayınlamış.
Raporda, yaratıcı endüstrilerin çökmekte olan ekonomilere yeni
bir soluk getireceği, istihdamı arttıracağı vurgulanıyor.

Haberin Devamı

YARATICI EKONOMİYLE TANIŞIN

Peki nedir bu “Yaratıcı Ekonomi” kapsamındaki
şeyler?
Dr. Ertürk sayıyor:
Kültürel Miras (Geleneksel Kültür Ürünleri, Kültürel Mekânlar),
Görsel ve Sahne Sanatları, Medya, Tasarım ve Yaratıcı Hizmetler.
Bir şehrin bunların birine ya da bir kaçına odaklanması onu kolaylıkla bir üst boyuta taşıyor.
Dr. Ertürk buna örnek olarak İstanbul ile birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti ünvanını alan Essen’i gösteriyor.
Essen Kültür Başkenti’nin getirmiş olduğu imkânlarla “yaratıcı endüstrilere” yönelmiş.
İstanbul ise bu fırsatı kaçırmış.
Biz 2010 Avrupa Kültür Başkenti imkânlarını büyük bir oranda restorasyon çalışmalarına ayırırken, insanı, yaratıcılığı es geçtik yazık ki.
Dr. Ertürk’ün İngiltere ile ilgili paylaştığı bir istatistiki
veri ilginç.
İngiliz tüketicinin “yaratıcı ürünlere” talebi “gıda ürünlerine” talebinin önüne geçmiş.
21. yüzyılda birbirleriyle yarışan şehirlerde “yaratıcılık” en önemli rekabet unsuru.

Haberin Devamı

ŞANGHAY-SİNGAPUR REKABETİ

Dr. Ertürk “Kalkınmış ülkeler giderek kültür ekonomisine ve yaratıcı ekonomiye ağırlık veriyorlar” diyor.
Finans merkezi Şanghay ile yarışan Singapur, konumunu güçlendirmek için kültüre ve yaratıcılığa önemli yatırım yapmış.
Londra bunun önemini kavrayarak New York’un önüne geçmiş.
Dr. İsmail Ertürk’ün, Ataşehir ile finans merkezi olmaya hazırlanan İstanbul için önemli bir uyarısı var:
“Finans merkezinde çalışan üst düzey yöneticiler, bankacılar o şehirde iyi bir opera ya da bale izlemek, iyi sergiler, galeriler gezmek isterler. Finans merkezleri kültüre yatırım yapmadıkları takdirde başarısızlığa mahkumdur.”

Fatma Şahin tasarıya karşı çıkmalı

Haberin Devamı

YENİ eğitim tasarısı, yıllardan beri eğitim konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarının haklı tepkisini çekti.
Onca çalışma çöpe gitmiş gibi.
“7 Çok Geç” kampanyasıyla okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmaya çalışan
AÇEV, yasa tasarısının okul öncesi eğitimi kapmaması karşısında şaşkın.
AÇEV Başkan Yardımcısı Ayla Göksel, 2013 yılında hedefin yüzde yüz oranında okul öncesi eğitim olduğunu hatırlatıyor.
Hükümet programında, kalkınma programında böyle bir hedef var.
Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer bu hedefi hep tekrarlamışlar.
O halde ne oldu da geriye gidildi?
Halen okul öncesi eğitim
yüzde 67 düzeyinde.
Dünyanın 17. ekonomisi olmakla övünen Türkiye okul öncesi eğitime kaynak ayıramıyor mu?
AÇEV gibi ERG (Eğitim Reformu Girişimi) de şaşkın.
ERG, 12 yıllık zorunlu eğitim diye lanse edilen tasarının gerçekte zorunlu eğitimi dört yıla indirdiği görüşünde.
Kız çocuklarının, yoksulların ve engelli çocukların bu yasayla mağdur olacakları görüşünde.
Doğuda, güneydoğuda kız çocuklarının dört yıldan sonra
okula gideceklerini kim garanti edecek?
Erken yaşta evliliklerin önüne nasıl geçeceksiniz?
CHP Ankara milletvekili Gülsün Bilgehan gönderdiği e-postada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e tasarıya karşı çıkması için çağrıda bulunmuş.
Kadın hakları için çabalarını yakından izlediğimiz Fatma Şahin bu çağrıya kayıtsız kalmamalı.

Yazarın Tüm Yazıları