"Reşat Kutucular" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Reşat Kutucular" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Reşat Kutucular

Maviş’e veda

Bazı insanlar nasıl da güzel dost biriktiriyorlar. Sessiz sedasız, emek emek, hakkını vere vere. Hayatta en büyük zenginlik de bu...
Yaşarken belki kendileri bile farkına varmıyorlar o kadar sevildiklerinin. Sonra bir gün ne yazık ki, aniden gelen ölümle beraber anlaşılıyor kurulan bağların sağlamlığı.
Veda için uzaklardan koşup gelenler... Yazarak hoşça kal diyenler... Anıları tazeleyip teselli bulanlar... Sessizce ağlayanlar...
Geçen hafta kaybettiğimiz Bornova Anadolu Lisesi 78 mezunlarından Bülent Önder’i okuldan hayal meyal hatırlıyorum. Sonrasında da bir iki kez karşılaşmışızdır belki.
Lakabı “Maviş”miş. Beklenmedik vefatıyla beraber mezunlardan öyle kuvvetli, öyle duygu yüklü sesler yükseldi ki... “Helal olsun, en büyük sınavdan 10 çekmişsin be Bülent kardeş” dedim içimden.

Maviş’e veda

İşte size 78 mezunlarından Tahsin Yüksel’in şiiri:

Her yerlerden geldiler
Gündoğumunu yolda karşılayan da oldu
Deniz aşırı öte dünya yolcuları da
Öbek öbek akın akın geldiler
Kadınlı erkekli
Kadim bir masalın kahramanları gibi
 
Gri pantolon, lacivert ceketler
Yandan örgülü saçlar, şoset çoraplar
Sol göğüs üstünde kolej armaları
Yoktu...
Ama herkes tanıdı onları
“Okuldan arkadaşlarıymış”
Diye fısıldadı yaşlı amca diğerine
“pek hakikatli çocuklar”
“Hocaları bile gelmiş baksana”
Düzeltti hemen birisi
“kardeşiyiz amca” dedi
1971’den beri

Kardeşler toplandı bir kez daha
Ve hep olduğu gibi
Konuştular konuştular konuştular
Bu sefer gözyaşları da
İniverdi sessizden ve usulcacık
Olmazsa olmaz kahkahaları da
Çınladı hayat yorgunu yüreklerin
Bir dosta vedanın acemiliği
Henüz inanamamanın rehaveti
Asılı kaldı temmuz sıcağına

Ve Maviş
Hep istediği
O en büyük buluşmayı
Bodur bir ağacın gölgesinde yaptı bu kez
Herkesi toplayıp etrafına
Bana müsaade dostlar derken
Yeni bir defterin sayfalarını araladı
Bundan sonrasını yazmak için
 
25 Temmuz 2012 Edremit


Nerede o eski olimpiyatlar

NEREDE o eski Ramazanlar, nerede o eski Bayramlar dedik dedik. Şimdi de nerede o eski Olimpiyatlar diyelim bari.
Sizi bilmem, ama ben bu Olimpiyatların havasına giremedim. Eskiden bir ay önceden falan heyecan yapardım, yapardık.
Üstelik bu yılki oyunlarda ülke olarak hiç olmadığımız kadar iddialıyız. Rekor sporcuyla katılıyoruz. Altın madalya beklediğimiz sporcularımız var.
Spor programlarını izliyorum... Arabada genelde Radyospor açık. Ev sahibi Londra... Uzak değil yani. İstanbul, 2020’ye aday... Medyada öyle olimpik bir hava yok. Transfer haberleri daha ön planda gibi...
Büyürken biz mi eski heyecanları kaybettik? Olimpiyatların mı yüzü eskidi? Futbol dominant bir ülke mi olduk?
Belki de Olimpiyat ruhundan o kadar uzaklaştık ve öyle başka oyunlara daldık ki, bu oyunlar artık bize hitap etmiyor!


Hazmetme kapasitesi

Geçen hafta sevgili dostum Avni Demir aradı. Çeşme’de hırsızlık vakalarının ciddi artış gösterdiğinden söz etti. Hırsızlar Mamurbaba bölgesinden şöyle bir geçmişler. “Pek çok kimse mağdur oldu” dedi.
“Başka bölgelerde de benzer durum var” diye de ekledi. “İleride mağduriyet daha da artabilir” diye de uyardı.
Çeşme’de nüfusunun hafta sonları bir milyonu aştığından söz ediliyor. Çeşme’nin de bir hazmetme kapasitesi var elbet. Kaldırabileceği bir yük... İlçede görev yapan polis sayısı 200’ün altındaymış. Bu kadar polis ne yapabilir ki?
Bu şartlar altında iş özel güvenliğe kalıyor. Organize etmek kolay değil. Ya da kişisel olarak korunmak gerekiyor ki, o apayrı bir olay.
Şimdi buradan yetkililer tedbir almalı, gereğini yapmalı diyeceğiz. Hafta sonlarına yığılan kalabalıkla da başa çıkmak zor... Yetkililerin de bir hazmetme kapasitesi var. Kızgınlıkla “oğlum bak git!” derlerse de şaşmamak lazım!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI