"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Mahallemizden bir Cumhurbaşkanı geçti

BİR sabah bir Ankaralı’nın yaşadıklarını daha doğrusu bir Ankaralı’ya Yaşattırılanları öğrenmek ister misiniz?Turgut Reis Caddesi, Mebusevleri (Tandoğan).

Sabah evinizden çıkıyorsunuz, otomobiliniz caddenizde her zamanki nizami park yerinde, aynen on yıllardır olduğu gibi. Şehrin merkezine inmeniz gerekiyor, yoğun trafik ve park sorunu nedenleriyle otomobilinizi almadan ayrılıyorsunuz; sabah 09.15 suları. (Günlerden 4 Kasım 2009)
Derken 11.30’de ‘cep’inizden sevgili komşunuz arayarak otomobilinizin bir çekici ile götürüldüğünü haber verince bir taksiye 12 lira vererek evinize dönüyorsunuz.

8 ÇEKİCİ VE 10 POLİS

Manzara şu:
Turgutreis Caddesi’nin Gençlik Caddesiyle Charles de Gaulle Caddesi arasında kalan kesiminde yaklaşık 4 trafik polisi aracı, neredeyse 10 trafik memuru, 8 çekici araçın personeli ile olduğunca hummalı bir ‘araç çekme’ operasyonunda. Sokak adeta bir ’harekat merkezi’, polis telsizi sesleri, çalan kornolar, hezeyan içinde yakaran araç sahipleri, polis düdükleri, sirenler vs... O saate kadar benimki dahil yaklaşık 60 araç çekicilere askıyla bindirilerek Karakusunlar’da (Konya Yolu güzergahı) bir otoparka götürülmüş bile. Hiddet içinde trafik polisine
“Ben aracımı şu gördüğünüz yerde, nizami park alanında aracın yönü doğru istikamette park etmiştim, hangi nedenle benim aracımı çektirme talimatı verip kaldırtıyorsunuz?”

CUMHURBAŞKANI GELECEKMİŞ

Cevap:
“Hanımefendi, biz sizin aracınızı yanlış park etmiş diyerek çektirtmedik, Bir iki saate kadar Cumhurbaşkanı, Ayten Sokak’ta bir binanın açılışı için burayı kullanacak, o nedenle Ankara Valiliği ve Trafik Denetleme’nin talimatıyla güvenlik güzergahı oluşturmak için çektiriyoruz.”

ÖNCEDEN HABER VERİLMEZ Mİ

Benim buna cevabım:
“Peki ama anlaşılan anonsu vasıtaları çekmeden sadece 15 dakika önce yapmışsınız, bu biz mahalleliye bir gün önceden bildirilemez, mahalle mahalle muhtarı hemen şurada bilgilendirilemez miydi? Şimdi biz hangi imkanlarla yaklaşık 5-6 kilometre ötede ve bu sağnak yağmurda otoparka gideceğiz? Ya bir de bize orada ceza ödememiz istenirse, ya araç çekme ücreti adı altında para talep edilirse? İnsanlar araçlarını nizami park etmiş olduklarından işlerine güçlerine gitmek için evlerinden ayrılmaları doğal değil mi? Biz nereden bilelim Cumhurbaşkanının mahallemizi şereflendireceğini?”

HAKLISINIZ AMA

Memurun cevabı:
“Hanımefendi, şikayetlerinizde tamamen haklısınız, biz de emir kuluyuz. Bize verilen talimat bu. Sabah saat kaçtır burada yağmur altında görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Siz gidin arabanızı alın, siz trafik suçu işlemediğinizden ceza alınmayacak. Sadece oraya gidip arabanızı ruhsat göstererek alacaksınız, o kadar... Ayrıca haklı şikayetleriniz için gov.tr eklemesiye Cumhurbaşkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü sitelerine şikayette bulununuz’’ (Bu da iyi diyorum kendi kendime)
Sonra taksiye biniliyor, istikamet Karakusunlar. Yaklaşık 20 dakika aramadan sonra garip bir mahaldeki otopark bulunuyor. (Taksi ücreti 18 lira)

150 ARAÇ ÇEKİLMİŞ

Otopark bir çamur deryası ve mahalleden Gençlik Caddesi de dahil çekilen yaklaşık 150 araç dağınık şekilde parka bırakılmış. Otomobilinizi bulamıyorsunuz. Bize söylenen şu:
“Aracınız parka bağlanmıştır. Trafik cezası söz konusu değildir ancak 25 TL çekme ve park ücreti ödeyeceksiniz!”
Ruhsatınız, ehliyetiniz sizden alınıyor yaklaşık yarım saat süren bir ‘kayıt tiyatrosu’ndan sonra 25 TL para isteniyor. İtiraz ederek mahallenizde size ücret alınmayacak teminatından ahsediyorsunuz.
Karşı taraf sizi dinlemiyor bile. Yağmur artıyor, sinirleriniz yay gibi geriliyor ama nafile. Sonra aniden sizin gibi neredeyse 20-25 ‘Cumhurbaşkanı Mağduru’ bir saf oluşturuyorsunuz, sesleriniz ve haykırışlarınızla minik isyanınız artıyor. Aranızda dersine gidemeyen öğretmenler, notere yetişmek zorunda olan işadamları, yolcu otobüsüne yetişmesi gereken biletli insanlar, gençler, kadınlar, yaşlılar... İsyan bir miktar işe yarıyor. Sonunda bütün ’mağdurlardan’ adam başı 5 TL alınarak çıkış izni veriliyor.
Aracınızla eve döndüğünüzde bilanço şu:
“Durduk yerde 35 TL’lik cepten giden bir masraf ve her daim işlek caddenizde park yeri bulamamak! Lodosun verdiği başağrısına ek muazzam bir gerginlik ve bir şey yapamama hali... Trafik lambasında bekleyen Ahmet Necdet Sezer’i mumla aramak durumu... Bir dahaki sefer acep n’olacak karabasanı ve kaybedilen 4 saat.
Haber vereyim dedim; sabahın bütün mağdurları adına. Bu öykünün adını da sona sakladım:
Mahallemizden bir Cumhurbaşkanı geçti.
Semra TAN- Turgut Reis Caddesi sakini
X