Magazin Yazarlar
Türkiye nasıl eğleniyor



BURASI TRABZON... Sabahın kör bir vakti Trabzon Havalimanı’na iniyorum.

Trabzon Havalimanı’nın en güzel yanı deniz kenarında olması.

Sanki denize iniş yapacakmışsınız gibi bir his uyandırıyor insanda, kesinlikle heyecan verici.

Peki Trabzon’un eğlence hayatı heyecan verici mi? Çok değil, anlatayım, kararı siz verin...

Akşamüstü ilk duraklarımdan biri Bordo Mavi.

Adından da anlaşılacağı üzere Trabzonspor’a ait bir yer burası.

Trabzon gençliğinin buluşma noktalarından biri.

“Gençlik” derken, üniversite gençliği değil bahsettiğim.

Trabzon’un önde gelen ailelerinin -bir ayağı hep ıstanbul’da olan- çocukları geliyor buraya.

DJ MÜZİĞİ ÇOK YENİ

Onlardan biri de mesela ıstanbul’dan memleketi Trabzon’a üç yıl önce dönen Ali Alioğlu.

Trabzon gece hayatına hakim biri Ali. Hem parti organizasyonları yapıyor hem de partilerde DJ olarak insanların karşısına çıkıyor.

Trabzon’un gece hayatına dair ilk söylediği şey, mekanlarda çok sık kavga yaşanması üzerine...

“DJ’in çaldığı müzikle dans etme olayı daha çok yeni” diyor Ali. “Onu da ben başlattım aslında.”

Çünkü birçok Anadolu kentinde gördüğüm/göreceğim gibi Trabzon’da da en çok ilgi gören aslında canlı müzik mekanları.

Gece yarısı Ali Alioğlu’nun dj’lik yaptığı UniPub’a gidiyoruz.

Türkçe pop bakkallarından yabancı bakkallara kadar her şeyi çalıyor Dj Ali.

O gece orada dilime takılan şu Türkçe pop eserden bir türlü kurtulamıyorum: “Nikâhın imamını da kıyarım hükümetini de, sabrına başlarım sükunetine de”.

Trabzon’u anlatıyor bu şarkı.

Hem muhafazakâr hem değil. Ama kesinlikle sabırsız ve sakin olmadığı da gün gibi ortada.

EN POPÜLER BAR: SÜLEYMAN

Canlı müzik olmazsa olmaz demiştim. Trabzon’un en meşhur ve en eski (20 yıllıkmış) canlı müzik mekanı da Süleyman Bar.

Gece 12 gibi bir erkek şarkıcı çıkıyor sahneye. şarkıcıdan çok ona atılan deste deste peçeteler ilgimi çekiyor. Herkes peçete atıp durunca, bu gelenek karşısında daha fazla cool durmanın manasızlığını görüyorum. Ve ben de bir deste peçete alıp solist adamın üzerine boca ediyorum!

RUS KADINLARININ SATILDIğI PAVYONDA!

Ne UniPub ne de Süleyman. Trabzon’un benim için en ilginç yanı Eser’di.

Eser iki katlı bir pavyon. Tavanında bir disko topu, Scotch’tan aşina olduğumuz bir dekorasyon, içeride muhabbet etmenizi engellemeyecek yükseklikte sıradan bir müzik.

Ama buranın asıl olayı Rus kadınlar!

Ve dakika bir gol bir, Eser’e beni getiren arkadaşımla masamıza oturur oturmaz garson bey kibarca soruyor, “Abi, bayan ister misiniz?”

Ben de pat diye, “Ne kadar ki?” diye soruyorum.

“300 lira abi” diyor garson, “Hangi otelde kalıyorsunuz?”

Otelimin adını söylüyorum. “Oraya yabancı bayan almıyorlar abi, ama isterseniz size başka bir otel ayarlarız”.

“Yok, kalsın” deyip yolluyoruz garsonu. ıkişer bira söyledikten sonra.

Hemen arkamda beş-altı Rus kadınının oturduğu bir masa var. Çaktırmadan onlara bakıyorum.

Bazısı çok bakımlı, çok güzel. Bazısı da bıkmış, kendini bırakmış.

Hemen önümdeki masada ise romantizm yaşanıyor.

Bir Trabzon delikanlısı kadının omzuna elini atmış, onu himayesini almış, rakısını yudumluyor bir yandan. Ama kadın oralı değil, orada değil. Zaten bir süre sonra adamın yanından kalkıp başka adamların oturduğu bir masaya transfer oluyor.

Arkadaşım bu transferin manasını çözüyor: “Demek ki diğeriyle fiyatta anlaşamadılar”.

Bu arada eskisi kadar Rus kadın kalmamış Trabzon’da. Sayıları azalmış.

Daha çok para kazandıkları için Dubai’yi tercih eder olmuş Ruslar.

TRABZON EĞLENCE HAYATINDAKİ DİĞER ŞEYLER

Trabzon’un en hoş kafelerinden biri Edward’s (bir diğer adı da “Keyif”) Starbucks’la Caffe Nero karışımı bu mekana akşam iş çıkışı çalışan kesimin büyük bir çoğunluğu takılıyor. 

Trabzonlu 20 yaş erkek kesimi arasında en acayip trend renkli ve cafcaflı eşofmanlarla dolaşmak.

En işlek sokaklarına çıktığınızda Trabzon’un, bu eşofmanlı ahali ister istemez gözünüze çarpıyor. 

Büyük bir konser salonu yok Trabzon’da. Hatta bu yüzden yakın zamanda yapılması planlanan şebnem Ferah konseri iptal edilmiş. Varolan konser salonlarında ise konser verme rekoru Volkan Konak’ta.

BURASI KONYA...

Akşam sekiz civarı Konya’ya iniyorum.

Konya uçaktan bakınca, dümdüz ovaya yayılmış ışıklı haliyle, sanki bir Los Angeles.

Uçaktan inip de Rixos Otel’e doğru ilerlerken ise serpilmekte olan yeni Konya’yı görüyorum yol kenarında: Bol bol lüks konutlar.

Keza Rixos da yeni Konya gibi şehir merkezinin hayli dışında.

Otelin döner kapısına resmedilmiş bir Mevlana karşılıyor sizi.

Döner kapıdan geçerken Mevlana da sizinle birlikte dönüyor.

Ucuz bir gönderme. “Keşke hiç yapmasalardı” diye geçiriyorum içimden.

Mevlana’yı daha şık bir şekilde hatırlatmanın da yolu var değil mi?

VAYYY! TRANSPARAN ODALAR

Neyse, odaya çıkıyorum. O da ne!

Oda ve banyo hayli transparan! Çünkü camlar yerden tavana kadar.

Banyonun içindeki klozetin konumu da cama doğru.

Yani duş alırken ya da malum işinizi görürken dışarıdan röntgenlenmeniz imkan dahilinde. “Nasıl yani? Konya’da mı?” demeyin, aynen öyle.

Ama bir farkla. Otelin önünde sadece binicilik tesisleri var. Konutlar filan çok çok ileride. Yani soyunup dökünerek fink atsanız da banyonun içinde bir Allah’ın kulu sizi göremez.

Yine de bu “teşhire teşvik eden” haliyle Konya Rixos’un odaları, New York’ta geçen yıl açılan The Standard Otel’e benziyor.

Çünkü o otelde de odalar transparan. Boydan boya cam söz konusu.

ÇIK ÇIK BİTMİYOR!

Otelden ayrıldıktan sonraki hedefim Şahin Tepesi! Taksiyle Meram dolaylarında bir tepeye tırmanıyoruz ama bu tepe tırman tırman bitmiyor.

Bir süre sonra evler bitiyor, böyle çorak bir tepede dön babam dön viraj dönüyoruz. Hani giderek tırsmaya başlıyorum, “Bu gidiş gidiş midir?” diye. Bütün David Lynch filmleri aklıma geliyor. En sonunda tepenin en tepesine çıkıyoruz. ışte karşımızda şahin Tepesi adlı restoran bar.

Hani otobüslerin gece mola verdikleri dinlenme tesisleri vardır, onlar gibi büyük bir yer burası...

Mekanın sorumlularından Talha Yapıcı’yla konuşuyorum. şahin Tepesi yedi yıldır içkili olarak hizmet veriyormuş.

İçki ve Konya denince malum, şu cümle herkesin dilinde: “Dışarıdan muhafazakâr görünmesine rağmen ülkede en çok içki tüketilen yerlerin başında Konya gelir”.

Doğrusu bu efsane haline gelmiş olan veri, Konyalıların umurunda değil.

Onların tek derdi, belediyeden içki ruhsatı almanın zorluğu. 

Bu yüzden mekan sahipleri direkt turizm ruhsatı alıyor Bakanlık’tan. 

“GAY DENEMELERİMİZ OLDU!”

Konya mekanlarında -eskiden Etiler’de olduğu gibi- gay şarkıcıların egemenliği var.

Ama bunun aksini düşünenler de yok değil. şahin Tepesi’nin işletmecisi Talha Yapıcı “Bizim de gay şarkıcı denemelerimiz oldu, ama artık tutmuyor, o yüzden kadın şarkıcıya döndük!”

Bu arada Konya’da kadın solist deyince herkesin bir numarası olan bir isim var:
Ebru Çeçen.

Mimarisi dışarıdan Titanik’i andıran şahane adlı restoran barda çıkıyor Ebru.

Bol keseden bir lüks var burada. Öyle ki viski bardaklarının kenarına swarovski taş bile koymuşlar!

Gelelim Ebru’ya... Kızıl saçları, görkemli makyajı ve mankenlere taş çıkartan fiziğiyle dikkat çekici bir kadın Ebru. “Gündüz başka gece başkadır Konya” diyor.
“Gündüz rahat dolaşamam bu halimle. Bakışlarla rahatsız edilirim. Ama gece burası başka bir şeye dönüşüyor”.

Ebru’yu izlemeye Konya’nın çalışan kesimi geliyormuş, kadınlı-erkekli.

Ama şansıma günlerden perşembe ve çok az masa var. “Yarın cuma diye mi az insan var?” diye soruyorum Ebru’ya.

“Yok” diyor, “Tamamen Kurtlar Vadisi yüzünden.

Dizinin yayınlandığı saatlerde her yer boş olur, bitince çıkar insanlar”.

YARIN

Konya’nın Aliş’i anlatıyor...

Ve Konya’daki ilginç pavyon!

Gaziantep’teki Londra!

Denizli’deki diskonun türbanlıları...




5 Nisan 2010