"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Kurban derisi toplama günlerinde aşk

BEN sanırım güzel ülkemizin “ilk kurban derisi toplayıcıları”ndanım.

Zaman: 1970’lerin ortaları...

Küçüktüm... Küçücük...

İstanbul’da bir Kuran kursunda “leyli meccani” öğrenim görmekteydim.

Bir kurban bayramı, kursun bütün çocukları “kurban derisi toplama” işine memur edilmişlerdi.

Ben de üstüme düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirmek için çırpınıp durmuştum.

Bayramın birinci günün sonunda şampiyon açıklanmıştı:

En fazla deriyi ben toplamıştım.

Bir sonraki bayrama doğru bir başka Kuran kursuna transferim bile söz konusu olmuştu.

Kurban derisi toplamak, o derece mühim ve popüler bir işti yani...

¡ ¡ ¡

80’lerde yarış daha da hızlandı.

“Süleymancılar”, “Refahçılar”, “Nurcular”, “Nakşibendiler”, Kuran kursları, radikaller, Milli Gençlik Vakfı şubeleri, “Fethullahçılar”, Haydar Baş’çılar...

Hepsi ama hepsi kurban derisi toplamaya adadılar kendilerini...

Tek rakipleri Türk Hava Kurumu idi...

O zamanlar İslami kesimin bütün dernekleri, vakıfları, medyası Türk Hava Kurumu’nun başındaki adamı tanırdı...

Şöyle tanımlayayım:

O zamanların “Türk Hava Kurumu Başkanı”, bugünün Sabih Kanadoğlu’su gibiydi.

Hedefteki adamdı yani.

¡ ¡ ¡

Kurban derisi kavgası, bu memlekette hep çok zorlu geçmiştir.

Her cemaatin gözü, bir başka cemaatin topladığı kurban derisindeydi.

En fazla deriyi “Fethullahçılar” toplar, “Milli Görüşçüler” buna sinir olurdu.

Bazen “el koyma” olayları falan da yaşanırdı.

Radikaller, Milli Gençlik Vakfı için toplanan derilere el koyardı...

Dernekler, vakıflar, cemiyetler, cemaatler, tarikatlar, hepsi ama hepsi, “Şu Kurban Bayramı gelse de finansal sıkıntılarımız bir bitse” derlerdi...

Her bayram büyük çok büyük yarış yaşanırdı.

Sakallı hacı amcalardan bayramdan günler önce söz alınırdı:

“Amca kurban derileri bizim cemaate... Anlaştık mı?” denirdi...

Hacı Amca “İnşallah evladım inşallah” diye cevap verirdi.

¡ ¡ ¡

Kurban derisi toplama yarışına en büyük darbeyi 28 Şubat vurmuştu.

“Sadece Türk Hava Kurumu kurban derisi toplayabilir” diye bir yönetmelik çıkarıldı...

Fakat bu karar da “camia”yı durduramadı...

Gizli topladılar derileri...

Hasılat o zamanlar epey düştü ama bilindiği gibi 28 Şubat da bin yıl sürmedi...

Birkaç yıl sonra...

Yeniden eski tas, eski hamam...

Kurban derisi toplama işinde yılların verdiği deneyimle hareket eden bizimkiler, yeniden işi ele aldılar.

Şampiyonluk yine en iyi örgütlenmiş olan cemaatteydi...

Yani “Fethullahçılar”da...

¡ ¡ ¡

Bu bayram babama sordum:

“Kurban derilerini nereye bağışladınız?”.

Aldığım cevap afallattı beni:

“Hiçbir yere... Kesilen yerde bıraktık... Kimse yoktu toplayan”.

70’lerin ortasından 90’ların sonuna kadar nice koç yiğitleri peşinden koşturmuş bir önemli faaliyetin sonuna gelinmişti demek...

Bir dönem sona ermişti yani...

Hay Allah!

Ortada boşta kalan deriler vardı ve kimseler o derilere sahip çıkmıyordu...

Olacak iş değildi bu...

¡ ¡ ¡

Sonra espriler ardı ardına gelmeye başladı bizim aile ortamında...

Biri dedi ki:

“Toplayacak kimse kalmadı ki... Eskinin deri toplayıcılarının hepsi bir yerlere geldi...”

Bir başkası şu yorumu yaptı:

“Artık deriye ihtiyaç kalmadı...”

Bir başkası ağır konuştu:

“Ne yani kocaman olmuş cemaat, kurban derisine mi tenezzül edecek?”

Ve başka bir yorum:

“Yahu Saadetçiler de mi toplamıyor kurban derisi?”

Bense nostaljik takılmayı yeğledim:

“Galiba kurban derisi toplama günlerinde başka bir aşk, başka bir heyecan, başka bir masumiyet, başka bir ruh vardı.”

X