Kur’an kursları ile aldatma

Yazımızın başlığı, bugün 52. baskısını yapan 'Allah ile Aldatma' kitabımızın Üçüncü Bölüm'ündeki başlıklardan biridir.

Haberin Devamı

Allah ile aldatma tezgâhının Kur'an kursları yoluyla neler yaptığını anlattığımız bu başlığın yayını üzerinden üç ay geçmeden Konya'da yaşanan bir 'kaçak Kur'an kursu' faciası ile sarsıldık. 17'si çocuk 18 kişi enkaz altında can verdi.

 

Şimdi gelin, Allah ile aldatmanın Türkiye'de oynadığı oyunlardan sadece birisi olan 'Kur'an Kursu Aldatmacası' üzerine yeniden konuşalım.

 

Bugün Türkiye'de Diyanet'in şemsiyesi altında faaliyet yürüten ve Türk halkından resmî, gayrı resmî büyük meblağlarda paralar toplayan Kur'an kursu sektörü, Allah ile aldatmanın bir hizmet kurumu gibi çalışmakta, buralara devam eden çocuklara Kur'an'ın muhtevası, ilkeleri, zulme karşı çıkan, ahlakı öneren ruhu öğretilmek yerine Arap harflerinin telaffuzu öğretilmektedir. Oysa ki Kur'an kursunun anlamı ve amacı bu değildir.

Haberin Devamı

 

Allah ile aldatmanın Kur'an kursu sektörünün ulaştığı gücü tahmin edebilmek için, kaçak açılan ve çöken bir Kur'an kursunda 18 kişinin ölmesi üzerine yayınlanan bir araştırmanın şu sonucuna bakalım:

 

"Ülke genelinde sadece Diyanet İşleri'nin açtığı 7 bin 36 adet Kur'an kursu var. Bin sekiz yüz on yedi Kur'an kursu da izinsiz açılmış. Kur'an kurslarına 2007-2008 eğitim-öğretim yılında, 228 bin 39'u kadın, 21 bin 934'ü erkek olmak üzere toplam 249 bin 973 öğrenci katıldı."

 

"2007 yılı yaz Kur'an kurslarına ise 1 milyon 436 bin 168 öğrenci katıldı. Kaçak Kur'an kurslarının, yurt kisvesi altında açıldığı bildirildi." (Hürriyet, 24 Ağustos 2008)

 

Kur'an'ı özgün metniyle okuyup anlayacak ve bunu bir bilimsel meslek olarak yürütecek insanların eğitileceği yer Kur'an kursu değil, İmam-Hatip okulu ve ilahiyat fakültesidir. Nitekim, bizler de oralardan başlayarak yetişip İslam din ilimlerinde yetki sahibi olduk. Kur'an kursunun hedefi, çocuklara veya halka, Kur'an'ın temel mesajlarını tanıtmak ve belletmektir. Bugün bu yapılmıyor. Bunun yerine Arapçılık ve Arapçacılık eğitimi yaptırılıyor. Bunun Kur'an'la, Kur'an mesajıyla ne ilgisi vardır?

Haberin Devamı

 

Eğer o kurslar, adlarına yakışır bir hizmet verselerdi, eğer onlar Kur’an’dan bir şeyler öğretseydi, bu ülkenin anayasal din kurumu olan Diyanet, İslam fıkhının tüm verilerini inkâr edip dine yalan söyleterek ana dilde ibadete yıllarca karşı çıkar mıydı?

 

Ana dilde ibadete karşı çıkan bir zihniyetin ‘Kur’an kursu’ tabelası altında öğreteceği asla Kur’an olamaz. Onlar Kur’an’dan bir şey öğretmediler; Arap alfabesindeki harflerin nasıl telaffuz edileceğini ve bir de İslam’ın Arap-Emevî ideolojisine dönüştürülmüş şekline karşı çıkanları din dışı ilan etmeyi öğrettiler. Kur’an mesajı nerede, bu öğrettikleri nerede?!

 

Gerçek şu ki, Allah ile aldatma operasyonunun ‘dili kutsallaştırma oyunu her devirde amacına varmış ve kitleler yüzyıllardır Arap harfleri telaffuzuna harcama yapmayı Kur’an’ı öğrenmek ve okumak sanmıştır. Bu aldatılan kitleler, Allah ile aldatma sektörüne ödeme yaptıkça Kur’an’dan nasipleri değil, Kur’ansızlık illetleri büyümüştür.

Haberin Devamı

 

Arap harflerini telaffuz ettirme sektörü, Allah ile aldatmaya dayalı saltanatın en güçlü sektörlerinden biridir. Bu sektörün kitlelere bir manifesto gibi dayattığı Kur’an ve akıldışılık şu şekilde ifadeye konabilir:

 

“Arap harflerinin telaffuzunu şöyle-böyle öğren, o öğrendiğini kullanarak Kur’an ayetlerini telaffuz etmeye gayret et, sen sevap al, ölülerin cennete gitsin. Kur’an’ın ne dediği, ne istediği seni ilgilendiriyorsao zaman bize gel, bizi dinle. Biz sana ne diyorsak Kur’an odur, din odur. Her gün tıraş olan teneke yüzlü reformistleri dinleme, bizi dinle!

 

Kur’ansızlık ve bilgisizlik dehlizlerinde çırpınan kitle bu engizisyon kalıntılarına şunu söyleyecek güce henüz ulaşamamıştır:

 

Haberin Devamı

“Reformist dediğiniz insanların yüzü, her gün tıraş olmaktan tenekeye dönmüş ama sizin yüzünüz de haram yemekten, iftira ve gıybet etmekten, şehvet, haset, riyakârlık ve kincilikten siyahlaşıp cehennem duvarına dönmüş. Alnınızda tanrısal ışık kalmamış!”

Halk, işte bunu söylediği gün, engizisyon oyunu etkisiz kalacak ve ülke ufkunda aydınlanmanın mutluluk renkleri belirecektir! Ama o gün henüz gelmiş değil! Ne yazık ki, bu gidişle geleceğe de benzemiyor.

 

Neden mi? Bu sorunun cevabını yarınki yazımızda irdeleyelim.

Yazarın Tüm Yazıları