"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Köşe komşumun “Yetiş Ayşe” köşesi

Biliyor musunuz kendime kızdım. Kızdım çünkü Hürriyet.com.tr’ nin aslında eskilerinden sayılabilecek kadardır yazarıyım sözde (vay be! :), ama düşünemedim...

Neyi düşünemediğimi de söyleyeceğim, az bekleyin hele.

Ben bu köşeye geldiğimde bir heyecan, her köşe yazarına tek tek “Merhaba ben geldiiim...” diye bir selam çaktım nezaketen. Çocuklar gibi heyecanlıydım tabi. Bazen, iyi bir iş kadını olmama rağmen medyada yazarlık konusunda kendimi kek gibi hissediyorum; ama bunun da ilginç olduğunu düşünerek gülüyorum. Sanırım ben çok kurumsallaşmışım, selamıma karşılık gelmeyip de pek umursanmayınca yadırgadım. Pek içime oturdu. Ama zaten internet yazarlığı daha yeni yeni benimsenen bir hale geldi. Herkes kendince haklı yani. Ortada yazardan bol bir şey de yok nasıl olsa. Kim kimi nasıl ve neden umursasın? Herkes haklı anlayacağınız. Ben de kendimi teselli ettim. Bunları kafamda saçma sapan büyütmeden kendi işime bakmaya karar verdim.

Neyse.

Velhasıl zaten yazdıkça anlıyorum ki, yazarlık egosu denen şey, insanların birbirine basit bir selam çakmasını bile bazen engelleyebilecek kadar gözü kör edebilen bir ruh halini alabiliyor.

Çok uzattım girişi ama, işte ondan kızdım kendime; çünkü Ayşe (Aral) bana demeden, ben ona destek vermeyi düşünmeliydim. Düşünemedim. Hatta ettim.

Oysa ben Radyo Ben fikrini ilk ortaya attığımda, aynı Ayşe gibi hissetmiştim ve bir tek Ayşe Arman destek verip anlamıştı beni sağolsun.

Ayşe (Aral) Hürriyet.com.tr de “Yetiş Ayşe” diye yeni bir köşe başlattı bundan iki ya da üç hafta önce. Okurun sorunlarına çözüm paketi bularak yetişmeye çalışıyor elinden geldiğince. İlk başta endişe ve şüpheyle baktım fikre açıkçası. Okurlardan gelen sorunlar çoğu zaman benim sağlam kalbimi zorluyor, kim bilir Ayşe’nin kalbine ne yapar diye düşündüm. Ürktüm.

Ama geçen hafta köşesini okurken bambaşka bir şeyi fark ettim.

Ayşe esas şimdi kendine geldi sanki.

İnsan hayatta ne işe yarayacağını, ne konuda faydalı olacağını, ne yaparsa kendine iyi geleceğini bulmadan huzurlu ve sağlıklı olamıyor.

Ben ADIM ADIM’la birlikte yardım amaçlı koşmaya başladığımdan beri, bu hayatta ne işe yarayabileceğimi anladım. Tüm hastalıklarımdan, huzursuzluklarımdan, hırslarımdan ve depresyonlarımdan arındım. Ömrümü uzattım.

Ayşe’de birilerinin dertlerine yetişebildikçe kalbinin pilini şarj ediyor gibi.

Bu hem ona iyi geliyor, hem yetiştiklerine.

Üstelik insanları, kendilerini ve ailelerini kandırmaya teşvik ederek yapmıyor Ayşe yaptıklarını, ki bu zor yolu seçmek demek, cesaret demek bence.

Ha gayret Yetiş Ayşe!

Bir yerlerde göle ısrarla maya çalan insanlar olduğunu bilmek çok güzel bence...

Yonca
“destek”

X