"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Kocamın o türküyü dinlemesi beni üzüyor

Bir senelik evliyim.

Eşimin evlendikten sonra dinlediği şarkılarda, türkülerde resmen platonik bir aşka tutulmuş izlenimi var. Bu durum beni üzüyor.

Merhaba Feyza Abla, ben bir senelik evliyim. Eşimin benden önce ciddi bir birlikteliği olmamış. Ama aşık olduğu biri mutlaka olmuştur.
Konu açıldığında, geçmişte kaldı deyip üzerine durmadık. Ama evlendikten sonra dinlediği şarkılarda, türkülerde resmen platonik bir aşka tutulmuş izlenimi var.
Yanlış anlamayın türküleri, şarkıları dinlerken illa ki yaşadığımız şeyler, diye bakmıyorum. Ama sonuçta bizi ifade eden durumlar.
Eşimin alkolü de var sigarası da. Bazen çok içiyor. Ve ben sebebin bununla ilgisi olduğunu düşünüyorum. Eşim beni seviyor. Bunu biliyorum ama acaba platonik aşkı olabilir mi, diye şüphelendiğim kişinin adının geçtiği türküyü dinleyince efkarlanması beni üzüyor. “Ciddi bir durum yok, niye kendine de eşine de böyle eziyet ediyorsun” diyebilirsiniz ama her aklıma geldikçe içim içimi yiyor. Ona sorsam mı bilmiyorum. Aslında korkuyorum, sormaktan da. Çünkü belki o zaman duyduklarım iyice içimi yakacak.
Rumuz: Kıskançlık

Kızım, pek çok kıskançlık nedeni duydum gördüm ama, seninki gibisine hiç rastlamadım. Adamcağız, bir türküyü sevmiş, onu dinliyor.
Birçok erkek gibi içki içerken böyle bir müzik dinlemekten hoşlanıyor. Belki bir anı canlanıyor olabilir kafasında. Bir gençlik anısı olamaz mı? Belki de hiçbir nedeni yok...
Sadece bir türkü bu. Ve sen hem kendi hem de eşinin hayatını eminim kabusa çeviriyorsun, sırf bu nedenle.
Kızım yazık değil mi, bak “beni sevdiğinden eminim” diyorsun; sen de eşini seviyorsun. Bırak bu tür düşünceleri, hatta “bu türkü ne güzelmiş, gel birlikte dinleyelim” de eşine. Sorun çözülsün.

Gezilerden bir başka Gezi!

Eğer biri bana çok değil, daha birkaç hafta önce mesela deseydi ki: Bir gece hiç tanımadığın kadınlarla el ele tutuşup koskoca bir parkta ‘Diren yavrum annen burada’, ‘Annen seninle gurur duyuyor’ diye bağırarak deli gibi dolaşacaksın.
Senin ve yanındakilerin bu deliliğini binlerce genç ayakta alkışlayıp ‘biz de sizlerle gurur duyuyoruz’ diye bağıracaklar...
Deseydi ki biri bana: Çapulcu, ayyaş, direnişçi terörist! dolu bir çadırda soluklanacak, ağırlanacak ve sevgiyle sohbet edeceksin.
Ve de deseydi ki: Bir gece vakti, bir başına, Taksim meydanına çıkıp yıllardır önünden gelip geçtiğin anıtın önünde bekleşen kalabalığa karışacak, bir anda uçarmışçasına gelen kuyruklu piyanonun peşine takılacaksın, bir çocuk gibi şen...
Bu kalabalıkta ezilir miyim diye düşünmeden, ilahi bir “çök” komutuyla piyanonun etrafında, masal dinleyecek çocukların aceleciliğiyle, yerlere oturacak, bir meydanın göbeğinde olduğunu unutarak, konser salonu sessizliğinde kendini notaların sihrine kaptıracaksın.
Ve... Ayışığı sonatını huşu içinde dinlerken, kafanı kaldırıp o muhteşem anıta, Ata’na bakıp, “İşte gençlerin Atam, merak edecek bir şey yok, biz iyiyiz, daha da iyi olacağız” diye gülümseyeceksin...
Hem de bütün bunları 60’ından sonra yapacaksın!
Deseydi biri bana... Aklından zorun mu var senin? derdim.
Rumuz: Ş. A.

Gerçekten çok güzel bir izlenim ve anı...

X