"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Kim var bu işin arkasında?

“Amerika” deniliyor. Ama hemen sonra akıllara geliyor: Daha dün Beyaz Saray’ın bahçesinde yağan yağmurda ıslanma durumu...

*

“Ergenekon” deniliyor.
Ama hemen sonra alıyor ağızlar payını:
Çocuklar bunu diyenlere kahkahalarla gülüyorlar.

*

“Dünya medyası” deniliyor.
Ama hemen sonra akıl devreye giriyor:
Onlar yayınlarını olaylar çıktıktan sonra yapmaya başlamamışlar mıydı?

*

“Darbe özlemi” deniliyor.
Ama hemen sonra “tövbe” deniliyor.
Çünkü sokağa çıkan çocukların dünyanın en yaratıcı sloganlarını, darbe için yürütülecek tankların üzerine yazmaya hazır oldukları görülüyor.

*

“İşadamları... Para babaları...” deniliyor.
Ama hemen sonra...
Ülkenin en büyük işadamlarından birinin Başbakan Erdoğan’ın önünde selam duruşunun fotoğrafı geliyor akla.

*

“CHP” deniliyor.
Ama hemen sonra fark ediliyor:
Kemal Kılıçdaroğlu bile olup bitenleri süper bir şaşkınlık ve kavrayamama haliyle izlemek durumunda kalmış.

*

Geriye bir tek etken kalıyor:
Başbakan Tayyip Erdoğan...

Onun bitmek tükenmek bilmeyen öfkesi...
Onun meseleyi bir türlü anlayamaması...
Onun yangına körükle gitmesi...
Onun parti içinden yükselen tüm toparlama gayretlerini bozması...
Onun mutlak barışı sağlayacak adımlar atmaktan uzak duruşu...
Onun en küçük bir geri adımı kendine bir türlü yedirememesi...
Onun “Özür dilemek erdemdir, özür diliyorum” diyememesi...
Onun rasyonel düşünmeyi bir kenara bırakması...
Onun bir türlü “Bütün vatandaşlarımı kucaklıyorum” diyememesi...
Onun vatandaşının bir bölümünün öfkesini anlama zahmetine bir türlü katlanmaması...

*

Bakanlar, milletvekilleri, genel müdürler falan soruyorlar ya, “Kim var bu işin arkasında” diye...
Cevap veriyorum:

Abdullah Gül’ün çabalarını heba edişiyle...
Bülent Arınç’ın herkesi tatmin etmese de azıcık ferahlık sağlayan açıklamalarını bile boşa çıkarışıyla...
Cepheleştirme siyasetinden milim taviz vermeyişiyle...
“Kışla da kışla” diye tutturmasıyla...
Tayyip Erdoğan var bu işin arkasında.
Hiç boşuna başka adres aramayın.

Borsa dip yaptı, benim gözüm YB adlı şahısta

BU YB adlı şahıs, Borsa ilk düştüğünde...
Eylemlere kalkışanlara dönüp şöyle demişti:
“Mutlu musunuz? 1 milyar dolar kaybettik”.

*

Dün Başbakan Erdoğan, Fas’ta konuştu...
Ve o konuşur konuşmaz Borsa yine dip yaptı.
Şimdi YB adlı şahıstan şöyle bir çıkış yapmasını bekliyoruz:
“Sayın Başbakanım... Mutlu musunuz? Yine çok para kaybettik”.

Kibir üzerine

KİBİR en sevdiğim günahtır... (Şeytanın Avukatı adlı filmde şeytanın verdiği demeç).
Zekâ kibri yenemez... (Kaynağını hatırlayamadığım ama sevdiğim bir söz).
Kaçınılmazdır: Kibirlenenler alayın ve mizahın konusu olurlar. (Eylemlerde ortaya çıkan süper yaratıcı ve müthiş zekice mizahtan yola çıkarak ben uydurdum).
Kibir yıkıcıdır... Başarılıyken başarısız olursun, yetenekliyken beceriksiz olursun, anlayışlıyken nobran olursun, uyumluyken uyumsuz olursun, merhametliyken zalim olursun. (Gözlemlerden çıkan bir sonuç).
Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme. Çünkü sen ne arzı yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin. (Kuran-ı Kerim... İsra Suresi/37. Ayet)

Azgın azınlık

ESKİDEN birileri çıkar, “Eşi başörtülü başbakan, cumhurbaşkanı istemiyoruz” derdi.
Eskiden birileri çıkar, “Ancak benim izin verdiğim ölçüler içinde hayat tarzını yaşayabilirsin” derdi.
Eskiden birileri çıkar, “Ayaklar baş oldu” falan türü terbiyesiz laflar ederlerdi.
İşte bunlar hep azınlıktı ve azınlığın çoğunluğa tahakkümünü savunuyorlardı.

Fakat bunların hepsi ama hepsi “eski Türkiye”nin çöp sepetinde.
“Yeni Türkiye”de ister azınlık olsun, ister çoğunluk olsun insanlar, “Ben senin hayatına karışmıyorum, sen de benim hayatıma karışma” diyorlar.

Dün Fas’tan verdiği mesajda “azınlığın çoğunluğa tahakkümü”nden söz eden Başbakan’a sesleniyorum:
Niçin bu yeni durumu görmüyorsunuz?

Kral tüketicidir

EYLEMCİLERE kapılarını kapattığı önü sürülen bir dondurma markası, şubelerinden birinin önüne “Biz de çapulcuyuz” diye pankart açmak zorunda kaldı.
Ülkenin en büyük bankasının genel müdürü, “Bizim ne alakamız var bu olup bitenlerle, biz de çapulcuyuz” demek zorunda kaldı.
İlk gün gazdan kaçışan insanlara kepenkleri kapatan bir kahve firması, ertesi gün eylemcilere bedava kahve dağıttı.
İktidarın doğrudan kontrolünde olmayan ama iktidarı da pek kızdırmak istemeyen gazeteler, haberleri hakkınca vermeyi tercih etti.
Bazı markalar, “Topçu Kışlası yapılırsa ve AVM olursa biz orada olmayacağız” diye açıklamalar yaptı.

*

Demek ki neymiş:
Bu devirde esas kral tüketiciymiş.

Onun ruh halini anlamalıymışız

İSİMLERİNİN önünde akademik sıfatlar bulunan, koskoca adamlar ve kadınlar çıkıp şöyle diyorlar:
“Başbakanımızın psikolojisini anlamalıyız”.

O koskoca adamlara ve kadınlara
şöyle sesleniyorum:

Toplum başbakanların ruh halini ve psikolojisini anlamak zorunda değildir ama başbakanlar toplumun ruh halini ve psikolojisini anlamak zorundadır.

Bu nasıl bir kindir?

“HABERVAKTİM” adlı sitede adamın biri yazı yazmış.
Beşiktaş’ta biber gazından kaçıp camiye sığınan insanlar için diyor ki:
“Belki de camide grup seks yaptılar”.
28 Şubat’ta medyada...
İnanan insanlar aleyhinde...
? Tonlarca yalan haber yapıldı.
? Büyük iftiralar atıldı.
? Her türlü aşağılamaya başvuruldu.
? Kışkırtıcı haberlere imza atıldı.
O haberlerin hepsini toplasan...
 Hiçbiri...
“Belki camide grup seks yapmışlardır” iftirasının ulaştığı kirlilik, alçaklık ve adilik boyutuna ulaşamaz.

X