"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Karşı kıyıdan verilen ilanlar

Dedim ki, Bahar Akıncı’ya...
“Bahar, sen Sakız’a sık gidiyorsun. Bir kere daha benim için gider misin? Herkes ‘Vize kalktı’ diye düşünüp, elini kolunu sallaya sallaya gideceğini düşünüyor. Gidip bir bak... Kapıda neler oluyor, Yunanlılar biraz da krizin etkisiyle yazın vizede gerçek anlamda bir yumuşama sağlamışlar mı?”
Bahar, biletini aldı, Çeşme’nin karşısındaki adaya gitti, izlenimlerini de yazdı. Bugünkü köşesinde okuyacaksınız.
Bir kere “Vize kalktı” diye düşünenler yanılıyor.
Kalkan, ya da değişen bir şey yok aslında...
Tek farkı, daha önce Yunan Konsolosluğu’nun önündeki kuyruklar, bu sefer adalara giriş kapısında oluşuyor.
Aşağı yukarı bütün evraklar aynı, vize için ödediğiniz para aynı...
Yine de “Yumuşama var mı” diye soracak olursanız, var...
Arada soluklanmak için, kendime minik molalar vermek için adalara giden biri olarak, on, on beş yıl öncesine göre çok önemli değişikler olduğunu görüyorum.
Örneğin artık giriş kapılarında Türkçe “Hoş geldin” yazılarıyla karşılıyor Yunanlılar bizleri...
Kapıdaki stantlarda Türkçe ve Yunanca hazırlanmış gazeteler de dağıtılıyor.
Daha da önemlisi...
Sakız’dan, Midilli’den, Kos’tan bizim gazetelerimize Yunanlılar ilanlar veriyorlar. Türkleri adalarına çağırıyorlar. Yakın bir geçmişe kadar böyle şeyleri yaşamazdık.
Hatırlayın…
Geçen yıl Temmuz’un ilk haftası Hürriyet Ege’nin içinde bir ilan yayınlandı.
İlan metni şöyleydi:
“Psaropoula Tavernası Apostolis Leros... Nefis lezzetler için karşı kıyıya bekleriz...”
Leros’un bu ünlü restoranı Türk müşterileri için ilan vermişti.
Bütün bunlar bana göre iyi gelişmeler...
Hala zorluklar var, kolay vize alınamıyor, sıra bekleniyor, kapıdakilerin kaprisleri çekiliyor.
Ama...
İnanıyorum ki, karşı kıyadan verilen bu ilanlar, vize alma koşullarının giderek gevşeyeceğinin ve ileride kalkacağının bir habercisi...

Adalar mı ucuz bizim kıyılar mı?

Hürriyet Ege yazarı Bahar Akıncı’ya bir şey daha söyledim.
“Bahar, Yunanistan’da kriz var. Hem de büyük bir kriz... Gir bir restorana güzel bir yemek ye, deniz ürünleriyle masayı donat. Bir de güzel bir şarap iç... İstersen uzo... Bak bakalım, krize rağmen fiyatları şişirmişler mi?”
Bahar, kıyaslayacak bir sonraki yazısında...
Ben de merakla bekliyorum.
Ama biliyorum ki, ne kadar şişirirlerse şişirsinler, fiyatlar bizdekilerin yarısı...
Neden böyle, niye böyle anlamakta zorlanıyorum.
Arkadaşlarım, Bodrum’dan, Çeşme’den arıyor.
Ve diyorlar ki:
“Bu akşam yemek için ödediğimiz rakamı New York’ta, ya da Avrupa’daki bir Michelin yıldızlı bir restoranda ödemezdik...”
Biliyorum, illa da Michelin yıldızına gerek yok. Bildiğim ve beğendiğim birçok restoranımız çoktan bu yıldızları hak ediyor.
Ama hak etmeyip de, adalardaki fiyatların iki, üç katını talep edenlere de söyleyecek söz bulamıyorum.

Hislerime tercüman oldun başkan

Ege’nin 3. Lig’deki temsilcilerinden Aydınspor 1923’ün başkanı Hulusi Akşit güzel bir söz söylemiş. Elbette taraftarlara...
“Lütfen ölmeye gelmeyin...” demiş.
Maçlara gittiğimde bazen ben de düşünüyorum.
50 bin kişi bağırıyor...
“Ölmeye ölmeye geldik...”
Kardeşim, niye ölmeye geleceksin. Maça mı gidiyorsun, savaşa mı?
Hulusi Akşit diyor ki...
“Takımın en önemli itici gücü olması gereken taraftarımız, son dönemde kulübe zarar verme noktasına geldi. Biz Aydınspor için kimsenin ölmesini istemiyoruz. Bu tezahüratı duyan futbolcunun kimyası bozuluyor. Tribünde ben bile ürküyorum. Öncelikle bu tür tezahüratlara son vereceğiz...”
Çok doğru söylüyorsun başkan, çok doğru...
Futbolu seven biri olarak, geçen yıl yaşananlardan sonra spordan soğudumu itiraf etmeliyim. Hatta geçen yıl Trabzon-Fenerbahçe maçının ortalarında, Fenerbahçe önde olmasına ragmen Trabzon’un iki gol atıp maçı öyle bitirmesini bile çok istedim.
Dedim ki...
Şu final son maça kalmasın, son 90 dakika kabus olmasın...
Hulusi Akşit’i kendi düşüncelerime tercüman olduğu için kutluyorum.

Ya Karşıyaka…

Bekliyorum. İzliyorum. Konuşuyorum. Yorumları dinliyorum. Başkanla, yönetim kuruluyla konuşuyorum. Camianın ileri gelenlerin telefonlarına çıkıyorum, mesajlarını okuyorum. İyi şeyler olsun istiyorum. Yazacağım... Yazacağım... Biraz daha bekliyorum.

Ege’nin her yeri giderek daha keyifli oluyor

Hürriyet Ege yazarları Bahar Akıncı da, Ayçe Dikmen de Çeşme’de, Alaçatı’da... Yakında Karaburun’da, Mordoğan’da, Urla’da, Ege’nin her yerinde olacaklar. Bana söylüyorlar. “Şuraları açıldı, bu sene burası çok iyi, çok moda... Herkesin ilgisi şu mekanlara, şu otellere... Yeni alışkanlıklar şunlar, bunlar” diye. Ben dinliyorum... Galiba bir süre daha dinlemede kalacağım. Olsun... Gitmesem de, görmesem de, oraları tam yaşamasam da... Biliyorum ki, Ege’nin her kıyısı giderek bir eğlence, dinlenme, iyi vakit geçirme yeri oluyor. Buna da çok mutlu oluyorum.

X