Ahmet HAKAN

İyi ki dönmüşüm

29 Nisan 2008
KOSKOCA adamların, hiç utanıp sıkılmadan, "Tamam, bizim adamımız bir yaramazlık yapmış olabilir ama sizin adamlarınız da yaramazlık yapmıyor mu?" diye kendilerini savunduklarını gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
Bir zamanlar konuşmalarını "Sartre’ın Nobel’i ret konuşması"nı dinler gibi heyecanla dinlediğim saygıdeğer insan Abdurrahman Dilipak’ın, bu kadar yüz kızartıcı bir olay karşısında "Belki kıza nikah yapmıştır" gibi bir mazereti dile getirdiğini gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...

"Güzel ahlakı tamamlamak" için gönderilmiş bir önderin davasının, bırakın güzel ahlakı, ahlakın kendisini paçavra eden adamların eline düştüğünü gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...

Bugün "Konu yargıdadır" diye ortalığın tozunu attıranların, daha dün ortada bir yargı kararı falan olmadığı halde "Ergenekoncular pornocu çıktı" diye manşet attığını gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...

Kendisine köşe açıp sözüm ona İslam davasını savundurdukları bir yazarın, "yeryüzünün en aşağılık suçunu işlediği iddiasıyla tutuklanmış" olması karşısında biraz utanıp sıkılmak, şöyle sessiz bir "Tövbe estağfurullah" çekmek yerine, bin dereden su getiren sıkılmazları gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...

"Biz Müslümanların gür sesiyiz" diyerek hava basan adamların, bırakın İslam’ı, insanlığın bile kabullenemeyeceği iğrenç bir suçlamayla karşı karşıya kaldıklarında, "Ama manken kız da tostumu yedim bekliyorum diye mesaj atmıştı" gibi abuk bir savunmayla kendilerini temize çıkartma gayretlerini gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...

Kendi gettolarından birinin karşılaştığı küçük ya da büyük her türlü suçlama karşısında "Komplodur komplo" diyen ve böylece kendilerini rahatlatan adam ya da kadınları gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...

Yapılması gereken

DOĞRUDUR... Hüseyin Üzmez hakkında mahkeme henüz son sözü söylemiş değildir...

Ancak...

Hukuk sisteminde "tutuklama kararı", sanığın aleyhinde çok ağır bir tedbirdir...

Tutuklama kararının verilebilmesi için, "çok kuvvetli suç şüphesi" olması gerekir...

"Soyut isnat" üzerine tutuklama kararı verilemez...

"Somut deliller" söz konusu ise, tutuklama kararı verilebilir...

Hüseyin Üzmez ile ilgili işin hukuki kısmı budur...

Peki böyle bir durumda...

İslami değerleri savunduğunu iddia eden bir gazetenin yöneticisi ne yapar?

Düşünün: Köşe verdiği adam 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel tacizden gözaltına alınmış... Hatta adam, "çok kuvvetli suç şüphesi" ile tutuklanmış...

Evet, ne yapar böyle bir gazetenin yöneticisi?

Ne yapacak?

Önce utanır, sıkılır, boğulacak gibi hisseder kendisini... "Biz nasıl oldu da böyle bir adama köşe verdik" diye hafiften bir muhasebeye girişir... Ardından "Mahkeme kararını vermiş olmasa da herhangi bir yazarımın böyle bir suçlamayla tutuklanmasını dahi kabul edemem" der... Mahkeme tamamlanıncaya kadar yazarıyla ilişkisini keser... "Komplo" demez... Hatta sorumluluğun daha fazlasını üzerine alıp, "Utanç duyuyoruz" diye manşet atar... "Savunma" psikozuna girmez...

Ama tabii bunları yapmak için...

O gazete yöneticisinin yüzünün kızaracak denli gelişmiş bir ahlaka sahip olması gerekir...

Tutturmuşlar Fadime diye

"HÜSEYİN Üzmez olayı", 28 Şubat’ta ortaya çıkan "Fadime olayı"na benziyormuş...

O zaman şu "Fadime olayı"nı anımsamakta yarar var...

Kimdi Fadime?

Ali Kalkancı adlı bir şeyh bozuntusunun tezgahına düşmüş türbanlı bir kızdı...

Kalkancı’nın kendisine büyü yaptığına inanıyordu...

Büyüyü bozdurmak maksadıyla Aczmendi Lideri Müslüm Gündüz denilen soytarının eteğine yapışmıştı...

O da sakalını sıvazlayıp, "Büyüyü bozmam için seninle yatmam gerekir" demişti...

Fadime de razı olunca...

İş yatak faslına gelmişti...

İşte tam o sırada polisler Müslüm Gündüz’ün evine baskın vermiş ve Müslüm denilen adam yarı çıplak yakalanmıştı...

Evet...

Ne bir eksik, ne bir fazla... Budur Fadime olayı...

* * *

İslami kesimde yıllardır bu olay üzerine şu teraneler dile getiriliyor:

"Bu olay 28 Şubat’ı yapanların işine gelmiştir... 28 Şubat yanlıları bu olayı her akşam ekranlara getirerek kullanmışlardır... Müslüm aslında 28 Şubatçıların adamıydı... Fadime komplonun tam göbeğinde yer almıştır... Hatta Ali Kalkancı da İslam düşmanı bir adamdı..."

Bu teranelerin hiçbir anlamı ve karşılığı yoktur...

Değil mi ki sen Ali Kalkancı gibi sahtekarlarla hesaplaşmıyorsun... Değil mi ki sen her gördüğün sakallıyı koruman altına alıyorsun... Değil mi ki sen bu tür komplolara zemin hazırlıyorsun... Değil mi ki sen kendi içinden çıkan adamların rezilliklerine kol kanat geriyorsun... Değil mi ki sen getto mantığını terk edemiyorsun...

O halde sana komplo kurarlar kardeşim... Bu yüzden "Bana komplo kuruyorlar" diye ağlayıp sızlamaya hiç mi hiç hakkın yoktur...
Yazarlar Ana Sayfa
Haberlerdarbe girişimiFenerbahçeMonacodarbe15 Temmuz 2016ohalTürkiye