Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte soygunun belgesi...

Uğur DÜNDAR

Ne diyordu kumarhaneciler? ‘‘Çek ve senet karşılığında kumar oynatmak yasalara aykırıdır!’’

Bu koskocaman yalanın ve çek-senet karşılığında oynatılan kumarlarla devletin nasıl kandırıldığının belgesi, önümde duruyor.

YASADIŞI UYGULAMALAR

Belgeyi düzenleyip, tüm kumarhane müdürlerine gönderen kişi, öldürülen Ömer Lütfü Topal'a ait Emperyal Şirketi'nin Genel Müdürü Talip Akpınar... Topal kumarhanelerinin en tepesindeki yetkilinin teşkilatına postaladığı talimat aynen şöyle:

‘‘Son günlerde casinolarda uzun vadeli çek ve senetlerin alındığı, bu çek ve senetlerle birlikte açık kredilerin de tahsil edilmediği görülmektedir. Listedeki çek ve senetler tahsil edilmeden, yeni kredi vermek yasaklanmıştır. Tahsilatlarınızı en kısa sürede bitirmeniz gerekmektedir. Tarih: 1.3.1997.’’

Böylece Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesinden sonra da, bu işletmelerde yasadışı uygulamaların devam ettiğini belgelemiş oluyoruz.

Elimdeki dosyada yok yok... Örneğin şimdi okuyacağınız belgede ise, kayıtlarda yer almayan milyarların Maliye'den kaçırılması sırasında kullanılan yöntem sergileniyor. Emperyal Kumarhanelerinin Mali İşler Müdürü Mine Tükeler'in imzasını taşıyan belgede, kumarhane yöneticilerine şu mesaj fakslanmış:

‘‘Gönderilen banka havalelerinde kesinlikle casinonun adı geçmeyecek. Bu havaleleri sigortasız bir eleman yapacak. Casinolar, ellerindeki banka dekontlarını merkezden Arzu (Tok) Hanım'a gönderecekler.

Bu konuyla hassasiyetle ilgilenmenizi rica ediyorum.

Not: Havaleler bir milyarın üzerinde olmayacak ve 6.000-6.500 dolar şeklinde bölünerek yapılacak.’’

Kabarık dosyadan bir belge daha sunuyorum. Bu çok ilginç belgede de yine Mali İşler Müdürü Mine Tükeler'in imzasıyla karşılaşıyoruz:

‘‘Müteakip aylar içerisinde merkeze göndereceğiniz vergi ve sigorta primlerini, aşağıda belirtildiği şekilde göndermeniz gerekiyor.’’

(Bu bölümde iki kişinin adı ve banka hesap numaraları yazılmış. Ayrıntıları, sürdürülen soruşturmaları etkilememek için açıklamıyorum.) Belgeyi okumaya devam ediyoruz:

‘‘...Göndereceğiniz meblağların banka dekontlarında şirket ismi kesinlikle olmamalı... Mutlaka sigortasız bir şahıs tarafından gönderilmeli... Banka kayıtlarında şirket ismi, telefon numarası yazılmamalı...

Konuyla ilgili notlarınızı alarak, gönderilen bu faks mesajını imha etmenizi ve belirtilen hususlara önemle dikkat edilmesini rica ederim.’’ (Tarih: 24.9.1997. Yani Topal'ın öldürüldüğü tarihten çok sonra!..)

Evet, Mine Hanım yaptığı işin yasalar karşısında suç olduğunu bildiği için, imzasını taşıyan belgenin okunduktan sonra imha edilmesini istiyor. Havalelerin sigortasız kişiler tarafından yapılmasındaki amaç ise, dikkati çekmeden milyarları kasaya indirip, bir soruşturma halinde yakayı maliyecilerden sıyırmak...

Yığınla belgenin bulunduğu dosyada, elde avuçta ne varsa kaybettikten sonra, çek ve senet karşılığında kumar oynamak zorunda kalanların listesi de yer alıyor. Belgeleri okudukça, insanın yüreği sızlıyor. Elli dolar için senet imzalatılan ev kadınları mı istersiniz, tüm gayrimenkullerini satan emlakçıda işçi olarak çalışmaktan başka çaresi kalmayanlar mı?

Bu arada dosyamız, kumarhaneler kapatıldıktan sonra, ‘‘emek sömürüsü edebiyatı’’ yapmaya kalkışanların emekçileri ne denli sevdiklerini(!) de gözler önüne seriyor.

İşte bu gerçeğin belgesi:

‘‘...İşverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmayacağımı, şirket ortakları, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ve diğer personel hakkında 3. şahıslara hiçbir şekilde bilgi sızdırmayacağımı, mesai arkadaşlarımla dahi iş münasebetinin dışında şirket menfaatine dokunacak konuşmalar yapmayacağımı... kabul, beyan ve taahhüt ederim.’’

TÜRKİYE'Yİ SARSACAK

Çok ilginçtir, okuduğumuz taahhütname de Topal'ın faili meçhul bir cinayete kurban gidişinden 6 ay sonra hazırlanıp, tüm personele imzalattırılmış. Açıkçası, soruşturmalar sırasında görevlilerin suskun kalmaları için gözleri korkutulmuş.

Emekçi dostu(!) kumarhaneciler bununla da yetinmeyip, çalışanlardan iş aktinin sona ermesi sırasında tüm haklarını tahsil ettiklerine ilişkin bir ibranameyi almayı da başarmışlar.

İşte böyle sevgili okurlarım... Ömer Lütfü Topal, yedi yıl gibi kaşla göz arası sayılabilecek bir sürede, 2 milyar doları bu yöntemlerle cebe indirdi.

Maliye Bakanlığı yetkilileri, aylardır Topal'ın servetini inceliyor. Soruşturma yakında bitecek ve hazırlanan rapor, Türkiye'yi sarsacak.













X