"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

İşte beyaz atlı prens ve prensesi

Nalan, çocukluktan bu yana en yakın arkadaşım.

BEYAZ ATLI PRENS VE PRENSESİ

Hani 41 yıldır beyaz atlı prensini arayan.
Abisiyle benim ablam evli, akrabayız da aynı zamanda.
Amerikalı sevgilisiyle birlikte İstanbul’da yaşıyorlardı.
Nalan, Üsküdar Amerikan ve Boğaziçi mezunu, yıllardır Hillside’da yönetici olarak çalışır, çok başarılı.
Ama takıntılı.
Çok yakışıklı bir adamla birlikte olmak istiyordu.
Hem âşık olacak, hem de adam gerçekten nefes kesici olacak.
Günün birinde ben de sinirlendim./images/100/0x0/55ea92b4f018fbb8f888cefc
“Sen kendini Jennifer Aniston mı zannediyorsun?” dedim.
“Yok işte öyle bir adam, hazır seninle ilgilenen düzgün adamlar var, evlen bir tanesiyle ve çocuk yap.”
Nasıl böyle anneanne gibi konuştuğumu bilmiyorum ama yaptım.
Dinledi mi dersiniz...
Ne gezer!
Uzun süre sevgilisinin olmadığı dönemler olurdu, olsun, o yine beni delirtir, hayalindeki adamı beklerdi.
Ve inar mısınız bir gün adam geldi!
Hepimiz, “Oha bu kadar da yakışıklı olmaz ki insan!”  dedik. Oyuncu ve model.
Üstüne üstlük esaslı adam da çıktı.
Çünkü bundan 20 gün önce bizim kıza evlenme teklif etti.
Bütün aileyi ağlatan o hikâye şöyle gerçekleşti.
Bunlar New York’a gidecekler, kısa bir tatile.
Jeffrey, eniştem Keko’ya, “Kazım Abi, şu anda uçağa biniyoruz, Nalan’a deliler gibi aşığım, çok heyecanlıyım, Times Square’de, yarın gece saat 12’de, ona evlenme teklif edeceğim”  diye mesaj atıyor...
Biz mutluluktan ölüyoruz tabii, Nalan’ın henüz hiçbir şeyden haberi yok.
Gerçekten de Jeffrey dediğini yapıyor, Times Square kalabalığında, insanların arasında birdenbire dizlerinin üzerine çöküyor ve evlenme teklif ediyor.
Nalan da şaşkınlık içinde kabul ediyor
İkisi de ağlamaya başlıyorlar, mutluluktan.
72 SAAT SONRA SEVGİLİLER GÜNÜ
Bu hikâyeden 10 gün sonra...
Ben Dubai’deki evde bavul yapıyorum, Alya ile bir haftalığına İstanbul’a geliyoruz, sevgilim de Rusya yolcusu...
Nalan arıyor:
“Dubai’de evlenmek istiyoruz...”
“Yaşasııııın!” diyorum.
“Ne zaman?”
“Hemen.”
“Ama dur bir sorayım, olabiliyor mu?”
Zrrrrrrrr. Alo Ümit Yalçın... Şahane bir başkonsolosumuz var, üstelik arkadaşımız, bayılıyoruz ona, eşine ve minik bebeklerine.
Jeffrey Amerikalı olduğu için Türkiye’de evlenmelerinin daha kolay olacağını söylüyor.
72 saat sonra da Sevgililer Günü.
O gün evlenseler ne güzel olur, değil mi?
SANKİ BÜTÜN EVREN YARDIM ETMEYE BAŞLADI
Ama nikâh dediğin ha deyince olacak iş değildir, zor iştir, belalı iştir.
Organizasyon gerektirir.
Salon bulacaksın.
Davetli sayısını çıkaracaksın.
Kız tarafı, erkek tarafı...
Altı ay filan sürer bunu planlamak.
Derken...
“Niye ya? diyorum.
“Hayatta her şeyi yapabiliriz, yeter ki isteyelim. Minik olur , aile içi olur...”
Aklıma Mustafa Sarıgül’e sormak geliyor, hani belki birini görevlendirir filan, demesin mi, “Ben gelirim kıymaya... Nikâh nerede?”
Bilmiyorum ki!
Nikâhı kıymaya niyetli bir belediye başkanı var, evlenmeye gönüllü iki âşık ama henüz yer yok.
Ve arkadaşlar, o andan itibaren, bütün evren yardım etmeye başladı.
Yemin ederim.
Ben organizasyon işlerinden anlamam, becerikli olduğum da söylenemez, Les Ottomans’ı arıyorum. Ahu Aysal cesaretinden dolayı beğendiğim bir kadın, kimseye eyvallahı yok çünkü, fakat arkadaşım değil, bir şey değil.
Nalan’ı tanıdığı ortaya çıkıyor, bu kadar âşık olup, evlenmek için can atan çiftlere pek sık rastlanmadığı için o da etkileniyor, “Burada yapalım” diyor.
Elinden gelen bütün kolaylıkları sağlıyor.
Otelden Arzu Özcanoğlu, bana inanılmaz yardım ediyor.
24 saat içinde her şeyi organize ediyoruz.
Peki müzik?
Suat Ateşdağlı imdadımıza yetişiyor, bu kadar mı güzel müzik yapar insan, kardeşimin düğününde de o vardı, o ve ekibi büyücü, müzikle insanları baştan çıkarıyorlar.
Pasta?
Dolce yapıyor, pasta gibi olmayan pasta, acayip şık.
Fotoğraflar?
Gazetede birlikte çalıştığım Emre’den rica ediyorum.
Video?
Otel hallediyor.
Gelinlik?
O da 24 saat içinde hazırlanıyor.
Özlem Süer imzalı.
Yeni koleksiyonundan... Meğer Nalan’ı beklermiş!
Her şey bu kadar mı cuk oturur, pürüzsüz ilerler?
Tanrı böyle olmasını istiyordu diye düşünüyoruz.
O kadar tatlı ve şekerlerdi ki...
O kadar güzellerdi ki...
Sürekli öpüşen bir çift.
Ömür boyu mutluluk diliyorum.
Bir sürü mail aldım, “Madem bu kadar nefes kesici gelin ve damat, bari fotoğraflarını yayınla da görelim.”
Buyurun öyleyse...

X