"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

İstanbul güvenilir bir şehir değil artık

Bu yazılanlar bir arkadaşımızın başına geldi ve tamamen gerçektir:

9 Ocak 2005 pazar gecesi saat 23:00’te Suadiye’den Kadıköy’e gitmek üzere bindiğim dolmuş, beni Haldun Taner sahnesiyle, Beşiktaş İskelesi arasında bıraktı. Ben de evime gitmek için başka bir dolmuşa binmek üzere, yürümeye başladım.

Pazar gecesi Kadıköy çok kalabalıktı. Tam Haldun Taner Sahnesi’nin önüne geldiğimde ‘Bakar mısınız’ diyen birinin sesini duydum. Sesin geldiği yöne bakınca 16-17 yaslarında bir gencin bana yaklaştığını gördüm. Saatin kaç olduğunu sordu, saatime bakmadan, 23:00 olduğunu söyledim.

Elinde sigara ve içki şişesi olan genç, ‘Yardım eder misin’ diye devam edince cevap vermeyerek, hızla uzaklaştım.

Yakınımda yürüyenler olduğu için çok fazla tedirgin değildim, ancak aynı gencin hızla arkamdan geldiğini gördüm ve koşmaya başladım. Bir taksiye binip ön kapının kilidini kapattım, daha hareket etmeden, o genç taksinin arka kapısından, ön kapının kilidini açmayı başararak, beni indirmeye çalıştı.

Büyük ihtimalle şoför bu çocuğu tanıyordu. Ben ısrarla taksiden inmek istemeyince, çocuk bana vurmaya başladı: Sol gözüme yumruk atıyor, çeneme sağ diziyle vuruyordu.

Ben neye uğradığımı şaşırmış, direnirken, şoför de ‘Başım belaya girecek’ diyerek beni taksiden indirmeye çalışıyordu. Ancak, çocuğun arabasına zarar verdiğini görünce, inip onu uzaklaştırmaya çalıştı. Şok geçirmiş durumda, kendimi yola attım.

Bu esnada bir dolmuş bana çarptı ve sağ ayağım zedelendi. Hemen arkadan gelen taksiye atıldım, bu sefer hem ön, hem de arka kapıyı kilitleyerek şoföre hareket etmesini söyledim.

Aynı anda çocuk tekrar ortaya çıkıp, taksinin kapılarına saldırdı. Açamayınca, kendini arabanın önüne attı; taksi şoförü hızlı bir manevrayla olay yerinden uzaklaştı. Karakola gitmek istedim ancak kalbim çarpıyor, kendimi iyi hissetmiyordum. Şoföre olayı anlattım.

Adam tepkisiz kaldı ve ’Kadıköy’de bunlar normaldir’ dedi. Eve gelince, aynaya baktığımda sol gözümün şiştiğini ve morardığını gördüm, sağ gözümdeki lensi çıkardım ama sol gözümdeki lens parçalanmıştı.

Ertesi sabah göz doktoruma gittim, sol gözümde retina zedelenmesi saptandı, bu durumun körlüğe bile sebep olabileceğini öğrendim. Görüş almak istediğim bir psikologa olayı anlattığımda, çok şanslı olduğumu söyledi. Çünkü yüksek lisans tezini sokak çocukları üzerinde yapmıştı.

Bu çocuklar Kadıköy’deki Beşiktaş İskelesi ve Haldun Taner Sahnesi arasındaki parkta, her aksam saat 22:00- 02:00 arası toplanarak tiner ve bali koklayıp, içki içtikten sonra hırsızlığa, kapkaça başlıyorlarmış.

Bunlar, İstanbul’da rehabilite edilmek üzere toplanıyor, kendilerine, Avrupa İnsan Hakları gereği, bu merkezlerde kalmak isteyip istemedikleri soruluyormuş! Tabii kalmak istemediklerinden de serbest bırakılıyorlarmış. Polis de bunu bildiği için bunlarla uğraşmak istemiyormuş.

Açıkçası bunca tehdit yaratan bu çocuklar, böyle serbestçe önlerine gelene saldırabiliyorlar. Saldırıya uğradığım yerde hiç kimsenin bana yardım etmemesi, taksi şoförünün tutumu, 12 milyon nüfuslu bu şehirde her bireyin aslında yalnız ve korumasız olduğunu gösteriyor.

Bu olayı, aynı yerden geçerseniz, dikkatli olmanız için anlatıyorum. Artık bu şehirde yaşamak istemiyorum. Bu sokak çocuklarının sokakta kalmaları için uluslararası kuruluşların da destek verdiği biliniyor.

Onların hakları var da, nerede bizim haklarımız?

<ı>Nakleden: M. Gözgücü

Bu tüyler ürperten olayı dehşetle okudum. Sonuçta, bu olay Kadıköy’ün merkezinde, en kalabalık yerlerinden birinde gerçekleşmiş. Polisin bunlara yasalar nedeniyle müdahale edememesi de ayrı bir sorun.

Okurumun dediği gibi, biz İstanbullular artık sanırım her türlü saldırıya karşı, Allah’a emanet bir durumdayız.

Çirkinmişim diye beni istemedi

Güzin abla, 17 yaşında lise son öğrencisiyim. Lise 1’de bizim okuldan birini sevdim, hem de çok. Bittim ona, taptım. Ama o beni hiç sevmedi, üstelik benimle alay etti. Sonra ‘Pişmanım, dön’ dedi. Döndüm, ne yapabilirdim ki, seviyordum.

Ama yine istemedi beni. Ben güzel olsaymışım benimle çıkarmış, aradığı tip ben değilmişim. Bu sene sınavlarım var. Onun bu davranışını kendime yediremediğimden, çalışamıyorum.

Hayattan zevk alamıyorum, onu unutmak için başkasıyla bile çıktım ama olmuyor, intiharı düşündüm ama ailemi o kadar çok seviyorum ki beni ayakta tutan onlar. Yardımını bekliyorum.

<ı>RUMUZ: DERTLİYİM AŞIĞIM

Her şeyi fiziksel özelliklere bağlayan, dış görünüme bu kadar önem veren, senin bu tertemiz sevginle alay eden bir genç, bu sevgiye ne kadar layıktır kızım? Yazık değil mi sana?

Her ne kadar ikiniz de çok genç olsanız da, onun karakter yapısı ortada. Bu tutkun nedeniyle, hayatının çok önemli bir sınavını kaçırırsan, o çok sevdiğin aileni ne kadar üzersin, biliyorsun değil mi?

Bir de intihardan söz ediyorsun. Arkandan ’Benim için intihar etti’ diye övünmesi için mi intihar edeceksin? Hiç mi gururun yok?

Bu tür düşünceler, bana şu dünyada çekilen gerçek acılar karşısında o kadar anlamsız geliyor ki! Ama tabii gençsin işte! Henüz senin için aşk ve sevgi her şeyden önemli.. O zaman kendini biraz önemse lütfen, kimseye de ezdirme...
X