Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İsmet Solak: BİR demir leblebi

İsmet SOLAK

Çevik Paşa, BİR demir leblebiye benziyor. Laik cumhuriyete karşı olanlar, bu demir leblebeyi asla çiğneyemiyorlar. Çiğneseler yutamıyorlar. Yutsalar midelerine oturacak, hazmedemiyorlar!

Malum koro yeni bir yaygaraya başladı. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin davetlisi olarak Frankfurt ve Essen'e giden Çevik Bir, konferanslar verdi.

Malum medyada, atlatma (!) haberler çıkıyor:

- Vay efendim, bir emekli orgenerali bizzat başkonosolos nasıl karşılar?

Neden? Aynı gün gelen iki milletvekilini konsolos karşılamış, emekli bir generali başkonsolosun karşılaması protokole aykırıymış. Manşet hazır:

‘‘Çevik Bir Skandalı!’’

Türkiye'ye dönerken, DYP'li Cevdet Akçalı ile MHP'li Hüseyin Kalkan, THY uçağındaki 1-A sırasının Çevik Paşa'ya verilmesine bozuk atmışlar:

- Biz burada milleti temsil ediyoruz, Çevik Paşa davetli olarak gelmiş!

Çevik Paşa'nın çok umurunda. Ancak, gelip bunu dinci basına vermelerine ne demeli? Mal bulmuş mağribi gibi de yazdılar: ‘‘Çevik Bir arka koltukta.’’

Telefonda çok gülüştük:

- Paşam, televizyonlardan 28 Şubat programı için davet var mı?

- Geçen yıl ilk size çıkmıştım. 28 Şubat, kişisel bir konu değil. Heyet olarak hepimizin sorumluluğu var. Artık Türk ulusunun konusu.

- Peki, 28 Şubat gerçeği nasıl öğrenilecek?

- İleride tarih bunu yazacağı zaman kişiler değil, herkesin birlikte yazması lazım. O da güzel bir mesaj olur.

DEFTERİ KAPATTIK

- Cumhurbaşkanı adaylığında özeleştiri yapıp, ‘Hata ettim’ dediniz mi?

- Essen Atatürkçü Düşünce Derneği toplantısında sordular. Defteri orada kapattık. Bir vatandaşımız, ‘Paşam, Cumhurbaşkanlığı seçiminde durumunuz nedir? Biz sizin olmanızı isterdik, neden sessiz kalıyorsunuz’ diye sordu. Dedim ki, ‘Bana Rumeli İşadamları toplantısında, cumhurbaşkanını halk mı seçsin, parlamento mu?’ diye sordular. Ben, halkın seçmesinin çok daha iyi olacağını, çünkü bu takdirde, siyasi partiler yasası ile seçim sisteminin değişmesine de imkán doğabileceğini belirttim. AGİT'te Cumhurbaşkanımızın sergilediği performanstan devletin nasıl yararlı çıktığını, işlerin hızlı gitmesi halinde ülkenin faydalandığını vurgulamıştım. İkinci bir soruyla, ‘Peki, halk seçerse aday olur musunuz?’ dediler, ‘Evet’ dedim. Sokaktaki vatandaşa da sorsalar, buna herhalde ‘Evet’ derdi. Ama ben, ‘Her halükárda aday olurum’ demedim ki. İş, daha sonra o havaya sokuldu.

Belli ki pişmandı. Çevik Bir'in içi dışı da Bir'dir:

- O ortamda biz çok rencide edildik; eşim de, ben de çok üzüldük. Sonra sessiz kalmaya karar verdim. Madem ki, halk tarafından seçilmesi gündemden kalktı, ben de bu işi bitirdim. Bu iş bizim için bitmiştir!

ÇİĞNEYENİN DİŞİ KIRILIYOR

İlginç de bir örnek veriyor:

- Roosevelt'in ünlü sözü; ‘İnsanlar bir arenada dövüşürken başarılı da olurlar, hata yaparak başarısız da olurlar. Önemli olan, hatayı görüp önlem almaktır’ der. Ben de hata ettiğimi anladım. Beni arenadan çekin.

Önüne gelen Çevik Paşa'nın siyasete girip girmeyeceğini tartışıyor:

- Köln'de bunu da sordular. Kesinlikle düşünmüyorum. Cumhurbaşkanlığı tamamen siyasetin üstünde bir makam. Siyasete girdiğim takdirde, 28 Şubat'ı bunun için mi yaptılar, derler. Genç kuşaklara bunu dedirtmem.

28 Şubat... Son günlerde, yaşanılan vahşetin ortaya koyduğu gerçeğin ilk teşhisi. Ve 28 Şubat sürecinde, laik cumhuriyet için, kendini öne atan bir karargáhın sembol ismi; Çevik Bir... Tüm eski Harbiyelilerin ağabeyi.

BİR demir leblebi...

Çiğneyenin dişi kırılıyor, yutanın midesine oturuyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI