İsmet Solak: Asıl günahkarlar..






İsmet SOLAK
Haberin Devamı

TÜRK halkı kadar temiz inançlarla donanmış, herşeye ve herkese çabucak bağlanan bir toplum dünyada yoktur.

İşte, Kemal Derviş olayı. Tanımadan sevildi, kurtarıcı sanıldı.

İyi ki ANAP Grubu'nda konuştu. Asıl düşüncelerini orada ortaya saçtı:

‘‘Ben, aslında Özal'a hayranım. Onu hep hayranlıkla izledim.’’

Hem, 'Sosyal demokrat olduğunu, Ecevit'e saygı duyduğunu' söylüyor, hem de Özal'a hayranlığını açıklıyor iyi mi?

Özal'a benzediği inkar edilemez. Zam üstüne zam yapıyor. Fakat, Özal'dan daha acımasız. Özal, zam yapıp kepçeyle boşaltırdı. Ama çalışanlara kaşıkla da olsa pay dağıtırdı. Derviş pinti, zırnık koklatmıyor! Şunu ekliyor:

‘‘1980 sonrasında Türkiye'de çok güzel işler yapıldı.’’

Doğru! Genç cumhuriyetimizin bütün kazanımları, ahlaki değerlerimiz ve ulusal geleneklerimiz o dönemde yıkılmaya başladı. Benimki belki bir düş. Ama, Özal'dan bugüne ulaşan dönemi ülkemizin hayatından silip atmak mümkün olsaydı, gözümü kırpmadan bunu yapardım.

O zaman kurtarıcı aramazdık. Kendi kendimizi kurtarmayı denerdik.

* * *

Erbakan'ı da hayret ve ibretle izliyoruz. Yine etekleri tutuştu.

Ellerinden tutup yetiştirdiği ve yemin ettirdiği adamlar onu dinlemiyor.

Telaşa kapıldı. Nişan, nikáh demeden koşuşturuyor.

Cami cami dolaşıp gösteriş namazları kılıyor. Koltuk alttan kayıyor.

1970'lerde de böyleydi. Bir seçim gezisinde, rahmetli Mustafa Ekmekçi ile Erbakan'ı izlerken saymıştık. Bir günde 7 defa namaz kılmıştı.

Bir MSP yöneticisine sorunca, ‘‘Kaza namazıdır’’ demişti. Ama, yüzünü yana kaçırarak kıkır kıkır da gülmüştü.

Bence en büyük günahkar, dini siyasete alet edenler.

Erbakan bunu hep yapıyor. Azıtıyor. İşi parti kapattıracak boyutlara taşıyor. Sonra ‘‘Demokrasi, hukuk’’ diye bağırıyor. Recep Tayyip Erdoğan da aynı yolun yolcusu. ‘Yenilikçi’ pozları atmasına kulak asmayın. Şaşıyorum... 68 kuşağının devrimcileri, dönekler ve entellerden kurucu olanlar varmış!

Cami avlusunda siyasi demeçler veren ve temiz inançlı insanlarımızın ak oylarına göz dikenleri sevmiyorum. Erbakan, Hamidiye Camii'nden çıkıyor. Gözleri dışa fırlamış adamları da, ‘‘Erbakan nerede, biz oradayız’’ diye bağırıyor. Ayıp be, kalbi temiz inanç erbabına karşı ayıp.

* * *

Yapıp ediyorlar. Yasaları çiğniyor, partilerini kapattırıyorlar. Sonra da dama çıkan kediler gibi, ciyak ciyak bağırıyorlar.

Ağızlarından çıkanı kulakları bile duymuyor:

‘‘Bu karar siyasidir. Bu karar benim şeref madalyamdır.’’

Hoppalaa... Peki kardeşim, partiniz her kapandığında yaygara yapacağınıza Anayasa ve ve yasalara uymayı neden hiç düşünmüyorsunuz?

Geçen gün, Erzurum Milletvekili, eski FP'li Lütfü Esengün'ü dinledim:

‘‘Bu böyle gitmez. Türkiye'de Anayasa Mahkemesi dahil herkes, her kurum ve kuruluş hizaya girecektir.’’

Peki Lütfü Bey, siz hiç hizaya girdiniz mi?

Bu ülkede, laik cumhuriyeti yıkamayacağınızı hálá öğrenemediniz mi?

Belki, Mustafa Koç gibi işadamlarının hazırlattığı Anayasa taslaklarına kanıyorsunuz. (Koç ve arkadaşları, ‘Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık’ hükmünün Anayasa'dan çıkarılmasını istiyor.) Bunu mu bekliyorsunuz?

Bu olmayacak duadır efendiler, burası Türkiye. Anlayın artık!

Düz yolda giderken, ‘girilmez’ işaretli yere sapıyorsunuz. Ve duvara tosluyorsunuz. Her seferinde aynı hata. Düz gidin canım, düzgün gidin!

Yazarın Tüm Yazıları