"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

İşi en zor insan

BUGÜN Türkiye’de işi en zor kişi kimdir?<br><br>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mü?

Evet, işi hiç kolay değil.

Başbakan Tayyip Erdoğan mı?


Aldığı sorumluluklar, cesaretle altına girdiği işlere bakarsanız evet, onun işi de hiç kolay değil.


Ama ben birinciliği başka bir devlet yetkilisine vereceğim.


Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’a.


Bana sorarsanız, bugün Türkiye’de işi en zor insan odur.


Ve bu zor işi bugüne kadar, şaşırtıcı bir başarı ile yürütüyor.


Hem de ne pahasına...


Yerden yere vurulmak, hırpalanmak, ne karşı tarafa ne kendi tarafına yaranabilmek pahasına.


Eğer hâlâ ortak bir aklımız, şuurumuz varsa, bunun zerresi kaldıysa, ona gözümüzün bebeği gibi bakmalıyız.

* * *


Genelkurmay binaları aranıyor, subaylar götürülüyor.


Elbette suç varsa aranacak, elbette suçlu varsa alınıp götürülecek.


Ama bir ülkede 7 askerimizin şehit düştüğü bir olay bile halkın bir bölümünü ötekinden bıçak gibi ayırmaya muktedirse, bu aramalardaki hoyratlığın aynı kesimler tarafından nasıl algılanacağını da düşünmemiz lazım.


Hafızamız, albay imzasının bir türlü kuruyamayan ıslaklığını hâlâ hissediyorsa, bilelim ki öyle düşünen de var, böyle düşünen de.


Geceler boyu süren aramaların, taramaların garnizonlarda hangi duygularla izlendiğini herhalde tahmin ediyoruz.


Tahmin ediyoruz da, hiçbirimiz bunu telaffuz etmeye cüret edemiyoruz.


Etmeyelim de.


Ama bilelim ki, oralarda bir gıcırtı var.


O gıcırtıları kim yönetecek?


Daha doğrusu kim yönetebilir?


Güçlü bir komutan.


Başbuğ
işte öyle bir komutan.


Yönettiği askerin güvenini almış, kızgınlığını absorbe edebilmeyi başarmış bir komutan.


Yani iyi ki var dedirtecek bir komutan.


O yüzden diyorum ki gözümüz gibi bakalım.

* * *


Sadece bundan ibaret mi?


Karşısında onu paramparça etmeye hazır insanlar var.


Askerini paspas yapsa, pestile çevirse yine tatmin olmayacak bir diş gıcırtısı da oradan geliyor.


Bir komutan düşünün ki, bu cephede de savaşmak zorunda.


Hukuka karşı çıkmayacak, ama şerefini koruyacak.


Elinde kalemi yok, kalemsavarı da yok.


Demokratik bir ülkede ordu insafsızca saldırılara karşı kendini neyle, nasıl koruyabilir?


Onun formülü de yok.


İşte böyle iki arada bir derede bir komutan o.


İşi hepimizinkinden zor.


Hem bunlarla boğuşacak, hem terör örgütüyle savaşacak, hem demokrasinin kurallarına uyacak, hem askerinin moralini, gururunu yüksek tutacak.


Bugüne kadar yaptı da.


Sinirine de hâkim oldu, diline de.


Maiyetindeki kişileri gerektiğinde kolladı, gerekmediğinde kollamadı.

* * *


Bu ordu, hepimizin ordusu.


Milletimizin, ülkemizin ordusu.


Onun gururunu; demokratikleşmenin tek şartını askerin burnunu sürtmeye indirgemiş fanatik bir anti-militarizmin insafına emanet edersek, emin olun hepimiz bunun bedelini öderiz.


Evet suça kalkışmış birisi, birileri varsa, üzerine gidilsin.


Ama bunu gurur kırıcı sahnelerle, şovlarla yapmaya kalkmak kimseye yarar sağlamaz.


Onun için diyorum ki, İlker Paşa’ya gözümüz gibi bakalım.


Onun işi çok ama çok zor...


Bu yazıyı Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamasını görmeden önce yazmıştım.


Sevinerek görüyorumki devletin en tepesinde de sorumlu her insanın taşıyacağı bu kaygı fazlasıyla varmış.

X