"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

İrtica elden gidince

GİTTİ de gitti. Resmen gitti.

 Türbanı görünce yüzünü ekşiten antipatik “laikçi teyze” tavrı gitti.
-  “Ayaklar baş oldu” diye bir kesimi aşağılayan nefret söylemi gitti.
-  “Her yer cami oldu, her yer Kuran kursu oldu” diye feryat edenler gitti.
-  “Yaşam tarzımız tehdit altında” diye ağlaşanlar gitti.
-  Mekteplerde namaz kılan talebeleri kovalamaca gitti.
-  “Laiklik de laiklik” deyip başka da bir şey demeyen kanaat önderleri gitti.
-  “Sizin oylarınız varsa bizim de ordumuz var” kaba sabalığı gitti.
-  “367 saçmalığı” gitti, Sabih, Vural falan gitti.
-  Yaklaşan otoriterliği yanlış anlayıp “Bunlar şeriat getirecek ayol” diyenler gitti.
-  Halkı ikna etmek yerine sırtı kurumlara yaslamaya dayalı “küstah tavır” gitti.
Öyle böyle değil, resmen gitti de gitti yani...
* * *
Eh, bunlar elden gidince...
Olan, bunlardan nemalananlara oldu.
-  Tam “Türban da türban” diyecekler, bir de baktılar ki türbanı mesele eden kalmamış.
-  Tam “Bize zenci muamelesi yapıyorlar” diyecekler, bir de baktılar ki zenciler ile beyazlar neredeyse yer değiştirmiş.
-  Tam “Bunlar yaşam tarzından başka bir şey bilmiyorlar” diyecekler, bir de baktılar ki yaşam tarzını mesele eden kalmamış.
-  Tam “Bizi mağdur ediyorlar” diyecekler, bir de baktılar ki esas kendileri mağdur etmekle itham edilir olmuşlar.
-  Tam “Halkın asıl sorunlarına eğilmiyorlar” diyecekler, bir de baktılar ki “aile sigortası” falan ortalığı kaplamış.
-  Tam “Bunlar solcu değil” diyecekler, bir de baktılar ki adamlar “sınıf”, “fabrika”, “tarla”, “sosyal adalet”, “gelir dağılımında eşitlik” demeye başlamışlar.
* * *
Son günlerde meydanlarda söylenen...
“Bunlar namazı, abdesti bilmez” cümlesini alın...
“Statükocunun Allah’ı Ankara’da” cümlesinden çıkarılan “Allah’a hakaret ediliyor” cümlesini ekleyin.
Hepsinin üstüne “Belinize sahip olamıyorsunuz” suçlamasını koyun.
Ortaya çıkan “ucube” için...
Rahatlıkla “İrtica elden gitti, ortaya çıka çıka bu çıktı” hükmünü verebilirsiniz.

Yeni başlayanlar için Geronimo

-  Tommiks / Teksas kültüründen edindiğim bilgelikle söylüyorum: Çok kral bir Kızılderili abimizdir.
-  Bin Ladin’e yönelik operasyona adının verilmesindense, Bin Ladin’in yaptığı bir operasyona adının verilmesi daha yakışık alırdı.
-  Adının anlamı, “Esneyen Adam”dır.
-  Bir Arizona Apaçi’sidir. Yani bizim “Galleria Apaçileri” ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.
-  Mağduru oynamaya gerek duymaz. Çünkü mağdurun sözlük karşılığıdır.
-  Yaşasaydı kesin “Solcu Müslüman” olurdu.
-  Vur kaç stratejisinin mucididir.
-  Modern insanın asla kavrayamayacağı türden bir hikmet adamıdır. Bir tür yenidünya dervişidir.
-  En sevdiği şarkı “Dağlara gel dağlara” şarkısıdır.
-  Alternatif tıbbın babasıdır. Bir tür erken dönem Ahmet Maranki’dir.

Abdullah Gül söyler, yen içinde kalır

USAME Bin Ladin’in öldürüldüğüne dair haberlerin hemen ardından en dikkat çekici açıklamayı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaptı.
Şöyle dedi Gül:
“Terör örgütlerinin başlarının sonu, eninde sonunda canlı veya cansız bir şekilde ele geçirilmektir. Dünyanın en tehlikeli ve sofistike terör örgütünün başının da bu şekilde ele geçirilmiş olması, herkese ibret vesilesi olmalı. Büyük memnuniyetle karşılıyorum.”
* * *
Soruyorum:
Şu cümlelerin sadece birini bile Ahmet Necdet Sezer söyleseydi, mesela Akit’inden Bugün’üne, Yeni Şafak’ından Star’ına “sağ muhafazakâr” gazeteler ne tür başlıklar atardı?
Ya da...
Kemal Kılıçdaroğlu, Usame’nin öldürülüşünün ardından sadece “memnun olduk” diye bir açıklama yapsaydı, mesela Ahmet Taşgetiren’inden Abdurrahman Dilipak’ına, Ali Bulaç’ından Hasan Karakaya’sına neler yazarlardı?
* * *
Çok görmeyelim: “Kol kırılır, yen içinde kalır” yaklaşımı, gettocunun mottosudur.

Başbakan’ın korunması

BAZEN imalı da olsa Başbakan Tayyip Erdoğan için alınan koruma önlemlerinin abartıldığına dair yorumlarla karşılaşıyorum.
Erdoğan’ın konvoyuna yapılan saldırıdan sonra böylesi yaklaşımlara son verilmeli.
Çünkü...
Türkiye gibi bir ülkede Başbakan’ın korunması hususunda gösterilen titizliğin ve özenin “abartı” olarak değerlendirilmemesi gerekir.

Sevdim bu kardinali

DEVLET Bakanı Egemen Bağış, Viyana’da karşılaştığı Viyana Kardinali’nden bir istirhamda bulunmuş. Demiş ki:
“Sayın Kardinal Hazretleri... Ülkemizde seçim var, ben de seçimde adayım. Benim kazanmam için bir dua lütfeder misiniz?”
Kardinal, şu cevabı vermiş:
“İyilerin kazanması için dua etsem, sizin için iyi olur mu?”
Bu cevap karşısında Egemen Bağış’ın tavrı ne oldu bilmiyorum ama bildiğim bir şey var: Ben sevdim bu kardinali.

Bir şehre meftun olmak için 7 neden

BİR: İçinden nehir ya da deniz geçiyorsa...
İKİ: Kafeler ve restoranlar mütemadiyen caddelere ve sokaklara taşıyorsa...
ÜÇ: Gecenin kör vaktinde bile hayatın bütün hızıyla aktığı yerleri varsa...
DÖRT: Meydanlarından, köprülerinden tarih akıyorsa...
BEŞ: Her semtinde ayrı bir yaşam tarzı hüküm sürüyorsa...
ALTI: Size dünyadan koptuğunuz havası vermiyorsa...
YEDİ: İçine nüfuz etmenize hemen izin veriyorsa...

X