Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlk dönemi müjdelerle kapattık!

Ana-oğul, çocukluğun en önemli evresi olan 0-6 yaş dönemini kapattık. Resmi olarak bitirdik.

Ve ben iki yıl önce yayınlanan kitabımın üç baskısı da bittikten sonra şöyle bir karar almıştım kendi kendime: "Emo’nun 6 yaşı bittiğinde, ikinci annelik kitabımı yayınlayacağım."

Çünkü son iki yıldır, üzüldüğümde ta Van’dan yazıp "Siz üzülemezsiniz. Şimdi böyle düşünmezsiniz, ama kitabınızın şu sayfasında şöyle diyorsunuz" diyerek bana sahip çıkan, beni bana karşı koruyanlar oldu. Annelikten yorulduğum ve tükendiğim anlarda "Ben de..." diyebilen okurlarım oldu. Her şeye rağmen "Çocuklarımıza daha iyi nasıl bakabiliriz, onları ailesine, vatana, millete hayırlı çocuklar olarak nasıl yetiştirebiliriz?" sorusunun cevabını benimle birlikte arayan pek çok anne bir şeyler yazdı.

İki yıldır siz sevgili okurlarımızdan gelen yorumları özenle sakladım, nelerin anneler için daha önemli olduğunu not aldım, onları düzenledim. Sonra yeni fotoğraflar çektirdik, kitap kapağımızı hazırladık ve Kültür Bakanlığı kayıtlarımızı yaptık. Gelecek hafta baskıya girecektik. Ancak birkaç gün önce bir rüya gördüm; oğlum ile çıplak ayak çimenlerde koşuyoruz ve bana "Anne üç gün daha bekle, verme kitabı" diyordu.

Genelde rüyalarımın anlamını ve gördüğümde başıma neler geleceğini bilen biri olduğumdan, hiç düşünmeden bekleme kararı aldım. Yeni halini Ahmet Koraltan’a teslim etmedim. İnanılır gibi değil ama oğlum bana dün, yani bu rüyanın üzerinden üç gün bile geçmeden inanılmaz enteresan iki hediye verdi. Bana neden bekle dediğini anladım. Ona sarıldım, gece uyurken kokladım ve kulağına fısıldayarak teşekkür ettim. "Biz birbirimizin şansıyız" dedim.

Neden mi "bekle" demiş bana?

1’inci müjde: Bebekliğinden beri büyük tuvaletini törenle yapar Emo... Tuvaletinde resmen bir kütüphanesi var. Ya oyun oynar, ya kitap-dergi bakar veya beni çağırır, ben yanına yere otururum, o da anlatır durur, sohbet ederiz. Dün yine beni çağırdı "İşim uzun, gel konuşalım" dedi. Gittim yanına, oturdum. Konuşurken elini ağzına attı, "Dişimin arasında bir şey var" dedi ve hooop. Elinde minicik bir diş ile öylece kalakaldı. İlk dişini düşürdü ve artık ömür boyu onunla yaşayacak olan ilk yetişkin dişinin ucu göründü! Biraz kan aktı ama olsun, popoyu sildik, el ele havalara zıpladık. Diş perisi için dişimizi sakladık. Tüm sevdiklerimize telefon açıp haber verdik.

Ve bunu kitaba ekledik...

2’nci müjde: Yemekte konuşurken, "Bugün ne öğrendin okulda Emo?" dedim. "ELE yazmayı" dedi. "Süper, peki ELE kelimesinde sondaki E harfini çıkarıp yerine A koyarsan ne olur?" diye sordum. Durdu, yüzüme baktı "ELA olur, aaaa arkadaşımın adı olur" dedi. Bu tesadüf diye düşündüm, devam ettim: "Tamam, peki ELA kelimesinde A yerine Ü koysam ne olur?" Bir iki saniye düşündükten sonra yanıt verdi: "ELÜ olur..."

Son harfi sürekli değiştirdim, hepsini bildi. Mantık yürütüyor, sesli harf ve sessiz harf nedir bilmiyor diye düşünüp, bombayı patlattım: "Bunu da bilirsen delireceğim Emo! Peki ELİ kelimesinin başındaki E var ya, o E yerine A koysan ne olur?" Düşünmeden ALİ dedi. Böylece konuşurken ALİ, ELA, OLA, ALA derken BEL, KEL, DAL, SEL, biz gidiyoruz. Mantığı çözdü diye sevinçten deliye döndüm. Bir-iki saat geçti, elimizi yüzümüzü yıkadık, masal okumaya yatağa gittik.

"Üç Küçük Bela" diye bir masal çıktı Disney’in 365 Masal kitabında karşımıza... Parmağım ile BELA kelimesinin B harfini kapadım, "Orada ne yazıyor?" diye sordum. "ELA" dedi. "Peki B gelirse yanına?" dedim. Önce kitaba baktı, sonra yan yan bana baktı ve "Sen başıma bela mısın anne?" dedi bana... "Yani?" dedim. "BELA yazıyor BELA" diye cevap verdi!

Kısaca, okuma yazma işi bizim evde bitti. Anne bunu da kitabına ekledi ve kitabın içini baskıya teslim etti!

Okullarda bulaşıcı hastalıklar

Mikroorganizmaların neden olduğu bulaşıcı hastalıklar, çocuklarda ve gençlerde en sık rastlanan hastalıklardan... Bu hastalıklar, gelişmekte olan ülkelerde ölüm nedenlerinin de başında geliyor.

Bulaşıcı hastalıklar sonucunda kişilerde "bağışıklık" oluşuyor. Hastalığı geçirdikten sonra oluşan bağışıklığa "aktif bağışıklık", aşılarla oluşturulan bağışıklığa ise "pasif bağışıklık" deniyor. Her iki bağışıklıkta da hastalığa bir daha yakalanmamızı engelleyen antikorlar oluşuyor.

Bulaşma yolları

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Başhekim Uzman Dr. Dilek Leyla Mamçu, söz konusu hastalıkların bulaşma yolları hakkında şu bilgileri veriyor: "Enfeksiyon hastalıklarının bulaşma yolları her zaman tam olarak bilinmeyebiliyor. Ancak çoğu zaman mikroplar, hastalığı taşıyan kişinin hapşırık ya da öksürüğündeki damlalar yoluyla sağlıklı kişilere bulaşıyor veya havadaki tozlara asılı kalıyor. Doğrudan temas (el teması), dolaylı temas (hasta kişinin temas ettiği nesne veya eşyalara dokunmak), solunum salgıları veya dışkı yoluyla da bulaşma olabiliyor. Topluca yaşanılan yerlerde, okul, yurt, kışla gibi ortamlarda, saydığımız yollarla kişiden kişiye kolayca geçebilen bu hastalıklar, okul başarısızlıklarının ve iş gücü kayıplarının da önemli bir nedeni oluyor."

Okula devamı zorlaştırıyor

Okula başlayan çocukların bir kısmı ilk kez kalabalık ortamlara giriyor. Edindikleri yeni arkadaşlarıyla temasları neticesinde, okul ortamında hastalık etkenleriyle sıklıkla karşılaşıyorlar. Daha önce karşılaşmadıkları virüs ve bakterilerle ilk kez karşılaşan çocuklar, aktif bağışıklıkları olmadığı için kolayca hastalanabiliyorlar.

Özellikle okula veya kreşe başlanan ilk haftalarda, bu tip enfeksiyonlar sıklıkla karşınıza çıkar. Bu hastalıklar, çoğu kez basit tedavilerle iyileşen, ancak okul devamını engelleyen geçici sağlık sorunları oluşturur.

Çocukluk aşıları okula başlama yaşına kadar tamamlanan çocuklar; kızamık, kızamıkçık, kabakulak, çocuk felci, difteri ve boğmaca gibi hastalıklardan korunabiliyorlar. Ancak özellikle bulaşıcı üst solunum yolu enfeksiyonları, bademcik, faranjit, nezle, grip gibi hastalıklar ile temiz olmayan gıdalarla bulaşan ishal, sarılık gibi hastalıklar, okulların açılmasıyla birlikte artıyor.

Önlemler

Okul çocuklarında genel sağlık durumunun iyileştirilmesiyle, birçok hastalık riski azaltılabiliyor. Pasif bağışıklığın oluşması için aşıların tam ve düzenli olarak yapılması gerekiyor. Ayrıca, bebeklikten başlayan düzenli doktor kontrolleri, iyi beslenme, genel hijyen kurallarına uyum, bulaşıcı hastalığı olan çocuklarla temasın engellenmesi de önemli rol oynuyor.

Korunma

Okullarda bulaşıcı hastalıklardan korunmak için, öncelikle okul binalarının hijyen koşullarına uygun olması gerekiyor. Sınıflar yeterli genişlikte olmalı, yeterli havalandırma ve güneş ışığından yararlanma olanakları bulunmalı, yeterli sayıda, içinde akan suyu bulunan tuvaletler ve el yıkama yerleri olmalı. Ayrıca yeterli fıskiyeli su içme musluğu olmalı, sınıflar haddinden fazla kalabalık olmamalı, okul binasında her gün ıslak yöntemle temizlik yapılmalı.

Kişisel önlemler açısından, çocuklara ailede öğretilmeye başlanan temizlik alışkanlığı çok büyük önem taşıyor. El yıkamanın önemi, aile ve eğitimciler tarafından sürekli vurgulanıyor. Yemek yemeden önce ve tuvaletten sonra ellerin sabunlanarak yıkanması, pek çok hastalığın bulaşmasını önlüyor. Çocukların sokakta satılan yiyeceklerden uzak durması ve okul kantinlerinde satılan yiyeceklerin kontrolü de başka bir önemli nokta oluyor. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için aşıların da ihmal edilmemesi gerekiyor.

Armoni Müzik Merkezi

Armoni Müzik Merkezi’nde ilk planda müzik eğitimi ve enstrüman dersleri yer alıyor. Her yaştan, her düzeyde öğrenciye eğitim verebilecek bir kadrosu olan kursta, keman, piyano, gitar, viyola, org, solfej, şan, müzik teorisi dersleri veriliyor. Müziği çocuğunuzun hayatının bir parçası yapmayı ihmal etmeyin.

Patenli kız

Yaz tatilini köyde yaşayan akrabalarının yanında geçiren işitme engelli Şerare, babasının hediye ettiği rollerskate’leri ayağından hiç çıkarmaz. Köydekilerin ’Patenli Kız’ adını taktığı Şerare, tatil ödevi için köyün yaşlılarının çocukluk anılarını derler. Tatilinin sonunda, yalnızca ödevini tamamlamakla kalmaz, yeni tanıdığı bu insanlarda çok farklı izler de bırakır... Günışığı

Caffe Nero’dan anne poğaçası

Ünlü İngiliz kahve zinciri Caffe Nero, sıcacık poğaça çeşitleriyle sonbaharın kendini iyice hissettirdiği serin sabahlarda ev tadında kahvaltılara ev sahipliği yapıyor. Taze beyaz peyniri ve taptaze dereotuyla Caffe Nero poğaçası, günün en özel öğünlerinden kahvaltı için sıcacık bir alternatif sunuyor. Herkese afiyet olsun.

Poi-Işık ve Ateş Dansı

Kelime anlamı "ipin ucuna bağlanmış ağırlık" olan Poi, Yeni Zelanda’da, Maori yerlilerinin dans ritüellerinde kullandığı bir enstrüman. Yurtdışında ergenlik çağındaki çocukların sorunlarını aşmalarına yardımcı olmak amacıyla da uygulanıyor. Anne ve çocukların birlikte katılımına açık, Poi (Işık ve Ateş Dansı) kursuna, isteyen anneler 7 yaş ve üzeri çocukları ile birlikte katılabilecek. Dancentrum’da çocuğunuzla eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.

IQ Çocuk

California Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, bazı müzikler ile IQ arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymuş. Bu testte önce sağ beyin yeteneklerini ölçen sorular sorulmuş, sonra Mozart’ın K448 iki piyanoluk sonatı 10 dakika boyunca dinletilmiş. Öğrenciler tekrar test edildiklerinde IQ puanlarının 89 puan yükseldiği görülmüş. Bu CD 0-12 yaş arası çocuğunuz için çok uygun. Hem eğlenecek hem de kolay öğrenecek. On Müzik
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI