"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Hüzünlü bir bildiri

<B>BUGÜN Dünya Tiyatro Günü. </B>Her yıl tiyatro dünyasından önemli, saygın bir adın imzasıyla bir bildiri/duyuru yayınlanır.

Bu yılki bildirinin altında, tiyatro dünyasına verdiği değişik emeklerinden tanıdığımız Gencay Gürün’ün imzası var.

Yer yer bir ağıt havası taşıyan bu bildiriden bazı satırları lütfen okuyun:

‘Aziz tiyatroseverler,

Kaç kişi kaldınız?

Yüzyıllar önce değil, çeyrek yüzyıl önce Türkiye’de bunu sormak abes olurdu. Tiyatromuzun altın çağı diye bilinen dönem henüz sona ermemişti.

1960’larda, bir buçuk milyon nüfuslu İstanbul’da otuzu aşkın tiyatro, haftada sekiz temsil oynar ve tıklım tıklım dolardı. Bugün kentin nüfusu ona katlandı. Eğer aynı oran korunabilseydi üç yüz civarında tiyatro olurdu -ki bu Paris’teki oran civarındadır-. Oysa bugün devamlı oynayan yerleşik tiyatro sayısı kırk yıl öncesine kıyasla çok daha azaldı.

Ve haftada 3 ila 5 oyun zor oynamaktalar.’

* * *

GENCAY GÜRÜN’ün söyledikleri her kuşaktan tiyatrocunun, tiyatroyla ilgilenenlerin ortak karabasanı. Sorunlar yumağını çözme girişimini kim başlatacak?

Devletin tiyatroya yaptığı yardımlar, tiyatronun yaşaması, direnebilmesi için yeterli mi? Bir oyunun sahneye konulmasına medar oluyor ama kalıcı bir çözüm getirmiyor.

Salon kiraları, salon masrafları bütçedeki sabit ve en yüklü kalem. Devlet bu bölük pörçük yardım yerine, tiyatroların çok ucuza kiralayabileceği tiyatro salonları yapsa, sadece maliyetine gruplara kiralasa büyük ölçüde bir tiyatro canlanmasını sağlayacağı kanısındayım.

Tiyatrolar, oyunlarını duyuramıyorlar. Reklam verecek paraları yok. Basın onlara yer vermiyor. Bir oyunun tutması, kulaktan kulağa iletilen fısıltılara kalıyor.

Gerçekten de sinemaya, sinema yönetmenlerine, oyuncularına sayfa sayfa yer veriliyor, tiyatrocular bu ilgiyi göremiyor. Sinema için sayfa sayfa reklamlara karşılık, araya sıkışmış, gözden kaçabilecek küçüklükte bir tiyatro duyurusu yer alabiliyor sayfalarda.

Ustalardan gençlere kadar, her biri kendi alanında önemli kişilerin sesini soluğunu ne basın ne televizyon duyuruyor.

Oysa çok tutulan televizyon dizilerinde tiyatrodan gelen oyuncuların başarıdaki katkılarının oranının yüksekliğini biliyorsunuz sanırım.

Tempo’da (23-29 Mart 2005) ‘27 Mart Sahneleniyor’ başlıklı soruşturma sayfasında Yıldız Kenter bakın ne diyor:

‘Türk tiyatrosu basını olmayan, arkasında devlet adamı olmayan, seyircisi olmayan bir tiyatro ve Türk tiyatrosu giderek oyuncusuz bir tiyatro haline de gelecek.’

Demet Akbağ, ‘Gençler tiyatroyu sevmiyor’
demiş, belli oranda gerçeklik payı var; çünkü gençleri bugün başka yerlere çekecek ‘gönül çelen’ televizyon kanalları, sinemalar, bilgisayar var. Tiyatro dünyası bu koşulları düşünerek tiyatro yapmalı diyorum. Mazlum Kiper’in ‘yenilenme’ görüşüne katılarak.

Yıldız Kenter de, Haldun Dormen de, Demet Akbağ da aynı tespitte buluşuyor: Ekonomik sıkıntı yüzünden seyirci gelmiyor. Tiyatrolarda bilet fiyatı 15 ile 40 milyon arasında bir dağılım gösteriyor.

Bu açıdan bilet fiyatları daha ucuz olan ödenekli tiyatrolar daha çok seyirci bulabiliyorlar. Şehir Tiyatroları’nda ise bilet fiyatları 6.5 milyon lira.

Bugün birçok tiyatroyu ücretsiz seyredebilirsiniz.

* * *

DÜNYA TİYATRO GÜNÜ umarım birçoğumuza unuttuğumuz tiyatroyu anımsatmıştır. El birliğiyle giderek, seyrederek onu eski düzeyine çıkaralım.

Tiyatroya emek veren herkesi Gencay Gürün’ün dediği gibi gelecek yıl daha mutlu görme dileğiyle.
X