"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Hepimiz sürgünüz

<B>ALİ CABBAR’</B>ın <B>AKM</B>’deki <B>Sürgünsel Varoluş </B>sergisini gezdim.

İlk dolaşmada birden Melih Cevdet Anday’ın Rahatı Kaçan Ağaç şiirini anımsadım. Ağaca aşkı öğretince rahatı kaçıyordu.

Ali Cabbar’ın yapıtlarını gördüğünüzde, alışılmış kavramları yeniden değerlendirme ihtiyacı duyacaksınız.

Birden sürgün ve yabancılaşma kavramlarının günlük yaşamın felsefesi içinde nasıl var olduğunu gördüğünüzde, bir muhasebeye dalacaksınız. Bilinçli ya da bilinçaltılı.

Kimi sanat eserlerini çok beğenirim, nesnel bir değerlendirme yapabilirim.

Ama bazı eserler vardır ki, ben’le birden bir diyaloğa girerler, kendi hesaplaşmalarına beni de müdahil olarak alırlar. İşte o zaman bir tasavvuf metni gibi özdeşleşme duygusunu yaşarım. Ali Cabbar’da ben bunu duyumsadım.

İki kavramın evrensel ve kişisel serüvenini hep izledim: Sürgünlük ve yabancılaşma. Sürgünlükte belki bir toprak parçasının belli bir oranda rolü olabilir. Ama yabancılaşma; insanın nerede olursa olsun, hissettiği bir ruh halidir.

Ali Cabbar’ın minimal sanat anlayışı elbet, benim etkileşim kurmamı kolaylaştırıyor.

Minimal her eserin, şiir sanatının kuralları ile yaratıldığı kanısındayım. Nasıl şiir bir ayıklama işlemiyse, minimal bütün çalışmalar da bir ayıklama işidir.

Çağın bence en egemen kavramı, yabancılaşma’dır.

* * *

YABANCILAŞMA
nasıl tecelli eder?

Bir Ada’da olduğu gibi. Kürekleri içinde bir kayık. Ve bir adam. Elleri, yüz ifadesi yalnızlığın nötrünü taşıyor.

Gece. Köprü. Tek başına bile bir yabancılaşma simgesi. Üstelik o solgun lambalarla. Konuk ama fetheden değil.

İki kişi ters bir koltukta. İletişimsizliğin, insanın insana yabancılaşmasının resmi.

Şemsiyenin simgesel anlamını, çağrışımını hep izledim.

Benim önünde durduğum üç parça: Bahar Sürgünü, Kış Sürgünü, Güz Sürgünü.

Güz Sürgünü.
Belki iki kavram birbirinin anlamını daha da şiddetlendirdiğinden, onu çok beğeniyorum.

Sürgün ille de siyasetle ilişkilendirilecek bir kavram değil. Her kişi yalnızlığına sürgün ya da yabancılaşmanın sürgünü.

Beyaz, insanı ürperten beyaz giyimli insanlar. Yabancı- Ebediyen yazılı.

Yabancılaşmayı, yabancılaşanı anlatmak için belli terimler gerekebilir.

Ne orda-ne burda.

Şimdi burada-hiçbir yerde

Yersiz-yurtsuz.

* * *

ALİ CABBAR
’ın sergisi 7 Ekim’e kadar açık. Pazar-pazartesi günleri kapalı.

İnsanın kendisiyle yüzleşmesi bazı kavramlarla akrabalığını düşünmesi konusunda uyarıcı bir sergi.
X