"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Hayat bir ayrılıkla son bulmaz

"Size hep yazmak istedim. Kendim yazmasam da, diğer okurlarınıza verdiğiniz öğütler benliğimi kazanmamda, hayatıma yön vermemde çok önemli bir rol oynadı" diyor bu genç okurum.

Önerilerim ve yazılarımdan kendine pay çıkararak hayata yeniden dört elle sarılabilmiş. Tutkulu bir aşk acısını yenmiş, yeni bir aşka yönelmiş. Hayat, evlilik, çocuk ve ilişkiler konusunda çok önemli yapı taşları edinmiş. Avrupa’da hayatını kazanırken bir yandan mastır yapıp bir yandan da kişiliğini ve benliğini şekillendirmiş. Hayatında köşemin çok önemli rolü olduğunu söylüyor. Gururlanmadım, desem yalan olur. Keşke herkesin üzerinde böyle olumlu bir etki bırakabilmiş olsaydım. Bu güzel satırlar için kendisine teşekkür ederim.

Rumuz: Elsia

Sevgili Güzin Abla; siz çok güzel bir insansınız. Çok sadık bir dost, şefkatli bir anne, gerçekçi bir arkadaş olduğunuz için sizi yürekten tebrik ederim.

Ben Türkçe’yi doğup büyüdüğüm yabancı diyarlardan Türkiye’de üniversitede okumaya geldiğim zaman öğrendim. Okulumu bitirip biraz da iş tecrübesi kazandıktan sonra yüksek eğitim için Avrupa’ya döndüm. Eğitim ve kariyerimde başarılı olduğum için, ilk başta bana her konuda destek olan ailemle gurur duyuyorum.

Yazılarınızı Türkiye’deyken takip ediyordum. İki senedir de internet üzerinden hiç kaçırmadan okuyorum.

Türkiye’deyken tutkulu bir aşkla bağlandığım bir genç vardı. Tutkum beni pek çok yanlışa sürükledi. Sevgisine rağmen yalanlarıyla, dayağıyla, aldatmalarıyla çok boğuştum. Hep sizin yazılarınızdan kendime pay çıkardım; kendimi toparladım, eğitimime ve aileme geri döndüm ve beş senenin sonunda ondan ayrılıp yepyeni bir insanmış gibi hayata yeniden doğdum.

Onu unutamadım çünkü ilk aşkımdı. Unutmam mümkün değil ama bu beraberlikten aldığım dersler gerçekten çok önemli. İlişkimiz boyunca her gün, ama her gün bana "seninle evlenmeyeceğim" diyen o genç, bir ay önce bana evlilik teklifinde bulundu; üstelik beni annesine arattırdı. Ve ben bu durumu sadece acı bir gülümseme ile karşılayıp, hiçbir şey diyemedim. Son pişmanlık fayda etmiyor gerçekten...

Ondan ayrıldığımda bir daha asla sevemeyeceğimi düşünmüştüm. İnançlı biri olduğum için hayatıma son veremezdim, öylesine yaşayacaktım işte... Ama öyle güzel bir ortam buldum ki Avrupa’ya mastır için geldiğimde! Dünyanın her köşesinden arkadaşlarım oldu. Üstelik aynı hayat felsefelerini paylaşıyorduk. Birbirimize çok destek olduk, hayatın bize verdiklerini hazmetmeye çalışırken.

YARIN BELLİ DEĞİL

Ve ben gerçekten çok mutluydum. Bu arada bir arkadaşımla özel bir yakınlaşma başladı aramızda. Ben yaralıydım ama sizden öğrenmiştim ki hayat ilk ayrılıkta son bulmaz; çok daha güzel, başka insanlar karşımıza çıkar. Şu an iki senedir birlikteyiz. Çok ama çok sorunumuz oldu. O benden yaşça büyük, çok uzun seneler yalnız yaşamış, çok farklı bir hayatı olmuş. Ben kendimi çok çabuk kaptıran bir insan olduğum için, ona da tutku ile bağlandım.

Ama yine sizden öğrenmiştim; "gururlu ve mesafeli" olmalıydım. Aşırı kıskançlığımı bastırmaya çalışırken, hoşgörüyü ve anlayışı öğrendim. "Seni seviyorum" demenin sevgiyi, aşkı anlatmak için yeterli olmadığını öğrendim. Anlayışla, hoşgörü ile mesafeyi koruyarak, ikimize de özgür alanlar bırakarak, saygı duyarak onu sevdiğimi göstermeliydim.

Sorunlar, anlaşmazlıklar asla bitmez ilişkilerde, çünkü sonuçta iki farklı insan var ortada. Hele bu iki insan çok farklı kültürden, iki farklı ülkeden, bambaşka hayatlardan, farklı dinden ve farklı tecrübelerden gelince... Ama yine sizden öğrendim, "hoşgörü her şeyin üstesinden gelebilir." Karşılıklı ilgi ve sevgi bizi bütünleştirip "bir" yapar.

"Hayatın yarın ne getireceğini kim bilebilir" diyorsunuz bir okurunuza. Ben de sayenizde ilişkimizin bugününü yaşamayı öğrendim. Bir gün ayrılsak bile, sevdiğim ve sevildiğim için mutlu kalacağım. Bunda sizin payınız büyüktür ablacığım; bizlere hayatı öğrettiğiniz için.

Evlilik ve dünyaya çocuk getirme konusunda kısa bir yorumum var: Evlilik ciddi bir kurum, hele sorumluluklar açısından. Sadece bir imza değil ya da bir yüzükle sınırlandırılamaz. Evlilik çok ama çok sorumluluk getirir iki tarafa da... Hem maddi hem de manevi açıdan. Hiç kimse evlenmek istemediğini savunamaz bence. Öyle diyorsa ya karşındaki kişi bunu istemiyordur ya da sorumluluklarından kaçmak içindir. Çünkü insan yapısında bu kuruma istek ve ihtiyaç duymak var. Anlaşmazlıklar, aldatmalar, değişen duygular belki de çoğu evliliklerde kaçınılmaz, ama evlilik öyle gurur ve güven verici, mutluluk getiren bir kurum ki! Başaramazsam da, bir yastıkta kocamayı başaramazsak da üzülmeyeceğim, en azından denedim, diyebileceğim. Hatıralarım, mutluluk anılarım olacak; aldığım dersler, kazandığım dostluklar, yaşadığım sevgi dolu günler, gülümsemeler!

TEŞEKKÜR EDERİM

Bu açıdan özgür olduğum halde, evlenmeden çocuğumu dünyaya getirmek istemem. Çocuğum evli bir anne-babadan doğduğu için daha mutlu olacağını düşünerek değil, onun onuru ve güvenliği için, maddi-manevi refahını düşünmek zorunda olduğum için. Beni anlamayanlar, itiraz edenler olabilir, ama sonuçta hayat bir gün onlara da bunu ispatlayacaktır.

Sorunlarımı size çok kez yazmayı düşünmüşümdür. Sonuçta sizi devamlı okuyarak, başkalarının tecrübelerinden, sizin tavsiyelerinizden ders aldım. Bu koşturmaca içinde oturup hikayemi dinleyecek birini bulmak zor. Hem sizinle paylaşarak, sizin yazılarınız ile nasıl hayatıma yön verdiğimi, nasıl sorunlarımı atlattığımı diğer okurlarınıza da göstermek istedim. Bugünkü benliğimi kazanmamda sizin de payınız olduğu için.

Hep var olun, mutlu olun...
X