Haklı çıkmaktan artık utanıyorum

BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’nde geçen dönem rant amaçlı imar dosyalarının takipçisi olarak bilinen ancak bazı çevrelerin kendisinden rahatsızlık duymaları üzerine aday gösterilmeyen CHP’li eski Kadıköy/Büyükşehir Meclis üyesi Hüseyin Sağ diyor ki:

“Haklı çıkmaktan artık utanıyorum.”

Haberin Devamı

Çok haklı... Sağ, imar dosyalarına itirazlar yaptı, ret oyları verdi, yargıya taşıdı; bütün bunların parasını da cebinden verdi.

Meclis üyesi değil ama dosyaların izini sürmeye devam ediyor. Yeni dosyaları takibe alıyor.

Gazetecilerin de ‘bilgi ve belge’ kaynağı.

Sağ’ı dinlemek ister misiniz?

Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın eline çok önemli bir fırsat geçtiğini ve bunun da İstanbul için bir şans olduğunu öne sürüyor.

Kendisini dinliyoruz:

“İSKİ’nin itirazlarına karşın su havzalarındaki yapılaşmayı göz ardı etti, bugünkü tabloyu hazırladı Sayın Topbaş... Tam sırasıdır. İnanan bir kişi olarak, bu plan değişikliklerine yol vererek hata yaptığını itiraf etmeli.

‘Ben doğru yapamadım, Büyükşehir Meclisi’ni plan değişikliği atölyesi gibi çalıştırdım’ demeli. Hatta bana göre görevi de bırakmalı.Türk siyasat yaşamında bir ilk olur ve takdir görür. İstanbul’un unutulmayan belediye başkanları arasına
ismini yazdırır.”

Haberin Devamı

Sağ, yaşananlar karşısında mutlaka birilerinin bir bedel ödemesi gerektiğini vurguluyor ve şöyle devam ediyor sözlerine:

“İstanbul’a ilk kez mi bu kadar yağmur yağıyor? Hayır!..

Sizler başka bir ülkede dere yataklarının ve havzalarının yapılaşmaya açıldığını göremezsiniz. Çünkü zemini sıvılaşmış alanlardır.

Derelerin geçtiği yerlerin zeminleri 30-40 metreye kadar alüvyonlu topraktır.Depremler için tehlike yarattığını biliyoruz artık.

Geçmiş verilere göre, yağan yağmur toprak tarafından emilir ancak %15’i akışkan hale gelirdi.

Şimdi ise betonlaşma ve asfaltlaşmadan ötürü bu oran %70’e çıkmıştır.Bu durumda yağmurun nasıl kayıp gittiğini ve taşkınlara yol açtığını göz önüne getiriniz.

Yaşadığımız olay özetle budur. Hafriyat olayı bir başka olgudur.

Batıda otobanların tümü yeşille donatılmıştır. Yapılan ise bu kuşağın gerisindedir. Aslında bizim Karayolları’nın da koruma kuşakları vardır.Ne yazık ki bunlar belediyelerin İmar Komisyonları’nda delinir; sonra da parmaklar kalkar. İstanbul’a bir bakın; AVM’ler, oteller, rezidanslar ve hastaneler yollara sıfır yapılır.

Haberin Devamı

Halbuki altyapımız başından planlanmış olsaydı, ağaçlardan ötürü bu hızla ana arterlere inmezdi.İmar plan tadilatları ile birçok kavşak, dere yataklarına yapılmıştır; İSKİ’nin olumsuz görüşüne rağmen.. Büyükşehir Meclisi’ndeki dosyalara bakıldığında bunlar görülecektir. ‘İstanbul’un topografyasını değiştirmeyin’ denilmiştir.

Sayın Topbaş bunları bir kere okudu mu acaba?

Başbakanlığın, derelerin üstünün kapatılamayacağı ancak ıslah edilebileceği yolundaki genelgesinden kimsenin haberi yok mudur? Bu genel kurala uyulmamış; İSKİ’nin feryatları dinlenmemiştir.

Temizlenmeyen dereler elbette kokar; duyarsız ve özensiz belediye başkanları da en ucuz yolu dener ve bu derelerin üstünü kapatır.

Haberin Devamı

Bu kente karşı hem ihanet, hem de cinayettir.

Bir gün gelecek, kapatılan o dereler de patlayacaktır.

Başbakan Erdoğan ne kadar güzel söyler; ‘Dere akar, yolunu bulur’ diyor.

Peki bizler neden gem vuruyoruz?”

 

Topbaş ve Tekin’i TV’de bekliyoruz

 

DOĞMA büyüme bir İstanbullu olarak bir önerim var. Ben şu anda Londra’da yaşıyorum. Burada yağmurun aralıksız üç gün sürdüğü zamanlar oluyor.

Altyapının düzgün olmasından dolayı insanın çorabı bile ıslanmıyor; bunu çok yaşadım. İstanbul’un altyapısının ve mimari durumunun artık masaya yatırılması gerekiyor. Basındaki karşılıklı demeçleri bırakalım. Bilinçli ve tarafsız bir İstanbullu kentbilimci veya mimarın -öğretim üyesi de olabilir- yönetiminde -Uğur Dündar veya Ali Kırca da olabilir- Kadir Topbaş ile CHP İl Başkanı Gürsel Tekin’i -Kemal Kılıçdaroğlu da olabilir- İstanbul’un sorunlarını tartışmaya çağıralım.Topbaş ve Gürsel, İstanbul’un sorunları ve çözümleri ile ilgili bu programdan kaçmamalıdırlar. İstanbulluların can ve mal güvenlikleri için bunu çok gerekli buluyorum. Yoksa, son 16 yıla baktığımızda İstanbul elden gidiyor!

Haberin Devamı

Funda YAMANEL-LONDRA

 

Bulgurla olmuyor bu işler

 

BU iktidarın belediye yönetiminde Ayamama Deresi üç kez taştı. Bakıyoruz, aksine eleştiriyi bu yönetim yapıyor; her felakette ya doğaya, ya insanlara kabahat bulunuyor. İstanbul’da insanlar belediyeden habersiz balkon bile kapatamaz. Ama her yer plan tadilatları ile konut ve alışveriş merkezlerine dönüşüyor. Boğaziçi’ndeki imar uygulamalarını ibretle izliyoruz. Ne dersen de; rüşvet, bahşiş, torbacılık ve vakıflara ‘yardım’lar, 10 yıl önce büyük bir deprem yaşadık. Kadir Topbaş yönetimindeki İstanbul’da, Deprem Komisyonu 6 yılda sadece iki kez toplandı. Ama İmar Komisyonu 4 bin kez toplandı. 5 binin üzerinde imar planı değişikliği yapıldı.

Haberin Devamı

Allah korusun deprem olsa yine mi vatandaş suçlu?..

Deprem parası adı altında büyük paralar toplandı ama köprülerin güçlendirilmesinden –hâlâ da sürüyor- başka bir ne yapıldı? Hazine’ye aktarılan paralar maaşlara gitti.

Pirinçle, bulgurla, Allah razı olsunla belediyecilik olmaz!

S.D.

 

GÜNÜN SÖZÜ

 

 “İstanbul’da yaşanan sel baskınlarının suçlusu, ‘gecekondulaşma ve ormansızlaştırma’dır. Sellerden sonra yöneticiler, derelerin içiyle uğraşıyorlar, çözüm; suya yukarıda hâkim olmaktan geçer, suyu düştüğü noktada tutmak önemlidir. Türkiye’de bütün seller derelerden geliyor. Derelerin de tamamı tahrip edilmiş durumda. Sellerin önlenebilmesi için derelerin üst bölümlerinde ‘teraslama’, ‘dere ıslahı’ ve ‘ağaçlandırma’ çalışmaları yapılmadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle selin önlenmesi konusunda tecrübelerimi paylaşmaya hazırım. Ben ve birkaç arkadaşım, bu konuda yurtdışında eğitim gördük, bir şeyler yaptık. Bizim görev yaptığımız yerleri artık sel basmıyor. Bunun çaresi var.”

(‘Tokat’ı selden kurtaran adam’ olarak bilinen Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü eski Genel Müdürü Kemal Aşk)

Yazarın Tüm Yazıları