"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

H-21 dosyasından ne çıktı

1985 yılında Fransız Savunma Bakanlığı’na ait bir binada ilginç bir olay yaşandı.

Olay tam yeriyle, Paris’teki Vincennes Şatosu’ndaki Ordu Tarihi Servisi’nin bir odasında geçiyordu.

Odada dönemin Savunma Bakanı Charles Hernu, Russel Warren adlı bir yazar ve bazı görevliler bulunuyordu.

Görevliler odadaki kasayı açıp bir dosya çıkardılar.

Dosyanın üzerinde ağır bir mühür vardı.

Charles Hernu, çevresindeki yetkililere baktı ve "Açıyorum" dedi.

Mühür kırılıp dosya açıldı. Görevlilerden biri zabıt tuttu.

İçindeki evrak yığını, ortaya kondu.

Herkes merakla evrakın üzerine eğildi.

İçlerinden biri, "Vay canına" dedi.

* * *

O gün açılan dosyada, bütün dünyanın Mata Hari diye tanıdığı Margaretha Geertruida Zelle adlı dansözün casusluk yaptığı iddalarıyla ilgili belgeler bulunuyordu.

Bu belgeleri, Fransız Gizli Servisi’nin o dönemdeki başkanı Yüzbaşı Georges Ladoux hazırlamıştı.

Tarih 1917’ydi.

Birinci Dünya Savaşı henüz bitmemişti.

Yüzbaşı Ladoux, dava sürecini tamamlatmış, mahkeme Mata Hari’yi idama mahkûm etmişti.

Mata Hari, bir sabah gün doğarken idam mangasının karşısına çıkarılmış ve dünyanın tanıdığı bu en müthiş kadın casus, kurşuna dizilerek öldürülmüştü.

Yüzbaşı Ladoux infazdan sonra davayla ilgili bütün evrakı toplamış, bir dosyaya koydurmuş ve dosyayı ağır bir mühürle kapatmıştı.

Dosya aynı gün Vincennes Şatosu’nda ordunun gizli servisine ait bir odadaki sandığa konmuştu.

Kasa dikkatle kapatılırken bakanlık kayıtlarına da şu karar düşülmüştü.

Dosya, 2017 yılından önce açılmayacaktı.

Yani bir kadının hayatına mal olan davanın dosyalarına bir yüzyıl boyunca kimse bakamayacaktı.

* * *

Her şey 1916 yılının son günü, Eyfel Kulesi’nin tepesinde çalışan Fransız subayların yakaladığı şifreli bir mesajla başlamıştı.

Fransız subaylar, Madrid’deki Alman gizli servisinden Berlin’deki merkeze gönderilen bir mesajı yakalamışlardı.

Şifreli mesaj, hemen gizi servisin başkanı Yüzbaşı Ladoux’a gönderilmişti.

Şifresi kırılan mesajda, Paris’te görev yapan "H-21 kodlu bir Alman casusundan" söz ediliyordu.

Ladoux, bir süreden beri bütün Avrupa’nın aradığı H-21’i yakalamıştı.

İngiliz gizli servisi de bu kişinin Mata Hari olduğu yolunda bilgi veriyordu.

O yıl Fransız istihbarat subayları 13 tane daha H-21 konulu mesajı deşifre ettiler.

Fransız polisi, 13 Şubat 1917 günü Mata Hari’yi Paris’te bir otel odasında tutukladı.

Dosyayı Pierre Bouchardon adlı bir savcı inceledi.

Savcı, Mata Hari’yi 14 kez sorguya çekti.

Odasında kartviziti bulunan 53 erkekle tek tek görüştü.

Tuvaletinden gardırobuna kadar her şeyini inceledi ve sonunda şu sonuca vardı:

"Mata Hari’nin Alman casusu olduğunu kanıtlayacak delile ulaşılamamıştır."

Ancak kadını bitirmekte kararlı olan Ladoux, elindeki şifresi kırılmış telgrafları savcıya gösterince karar verildi.

Mata Hari’nin alın yazısı o gün yazılmıştı.

* * *

1985 yılında Fransa’da sosyalistler iktidardaydı.

Russel Warren adlı bir biyografi yazarı, Savunma Bakanı Charles Hernu’yu ikna etti.

Kasa, 2017 yılından 32 yıl önce açıldı.

İçindeki dosyalara bakıldığında şu anlaşıldı.

Mata Hari casusluk yapmamıştı...

Dosyanın incelenmesi bittiğinde Savunma Bakanlığı’nın bir görevlisi şunu söyleyecekti:

"Galiba kadın boşu boşuna idam edilmiş."

Bir süre önce Mata Hari ile ilgili bir başka yazıda sormuştum.

Casusluk mu, bir erkeğin kıskançlığı, kalleşliği mi?

O yazıyı yazdığım sırada bu bilgileri bilmiyordum.

Meğer içimdeki ses doğru soruyu sormuş.



<ı>(x) Bu bilgileri Toni Bentley’in "Salome’nin Kız Kardeşleri" adlı müthiş kitapta okudum. Çev: Mefkure Bayatlı, Agora Kitaplığı, 2006
X