"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Güneş enerjisi dururken niye nükleer?

NÜKLEER enerjiye karşı “yenilenebilir enerji”yi her savunduğumda “ama Türkiye’nin acil enerji ihtiyacı var” diye lafı ağzıma tıkayanlar şimdi ne diyecek?Nükleere karşı güneş enerjisini savunan kişi ünlü bir bilim insanı.

Ordinaryüs Profesör Niyazi Serdar Sarıçifçi.
Profesör Sarıçiftçi, Nobel ödüllü Amerikalı bilim insanı Alan Jay Heeger ile birlikte güneş enerjisini ucuzlatan “organik güneş pillerinin” mucidi.
Su ve karbondioksit kullanarak güneş enerjisini kimyasal enerjiye çeviren yeşil bitkilerden esinlenen “organik güneş pili” teknolojisini geliştiren Prof. Sarıçiftçi kesin konuşuyor.
“Türkiye’nin istiklali ve istikbali güneş enerjisindedir”.
Anlamak isteyenler için mesajı açık.
Profesör Sarıçiftçi ile “Yurt Dışında Türk Bilim İnsanları Kurultayı”nın son günün buluştuk.
32 yıldan beri yurt dışında yaşamakta olan Konya doğumlu Sarıçiftçi halen Avusturya, Linz’de Johannes Kepler Üniversitesi Fizikokimya Bölümü Başkanı.
Daha geçtiğimiz günlerde “Yılın Avusturyalısı” ödülünü kazanmış.
Sohbete “devlet güneş enerjisine köstek olmasın yeter” diye başlayan Profesör Sarıçiftçi, hem eski Cumhurbaşkanı Sezer’e, hem  Cumhurbaşkanı Gül’e güneş enerjisini anlatmış.

GÜNEŞ KİMSEYE FATURA GÖNDERMEZ

Aynı şekilde Tarım Bakanı Mehdi Eker’e sulamada güneş enerjisi kullanıldığı takdirde faturanın nasıl düşeceğini izah etmiş.
“Önümüzdeki günlerde Urfa’ya gidiyorum. Tarımda pahalı mazot yerine güneş enerjisinin kullanmanın faziletlerini anlatacağım. Güneş kimseye fatura göndermez” diyor gülerek.
Güneş enerjisiyle sulamada faturanın yarı yarıya düşeceğini söylüyor.
Profesör Sarıçiftçi’ye göre, güneş enerjisine yapılan yatırımın geri dönüşü 15 yıl.
Urfa, Diyarbakır gibi güneşi bol yerlerde bu 10 yıla kadar inebilir.
“Güneş enerjisine ilk yatırım önemli. Sonrası hiç masraf yok. Ama sorun yatırımı kim yapacak? Güney’deki otelcilerle konuştuğunuzda kimse parasını bağlamak istemiyor” diyor.
Meseli şu ki, uzun vadeli düşünemiyoruz.
Milyonlarca doları gözden çıkartan Antalya’daki otelci 10 yıl sonrasına yatırım yapmayı “akılcı bulmuyor” ne yazık ki.
Sarıçiftçi’ye göre, güneş enerjisinin, ne zaman eseceği belli olmayan rüzgâr enerjisine göre çok daha “öngörülebilir” olması önemli bir avantaj.

ALMAN YATIRIMCI GELMEYE HAZIR

Cumhurbaşkanı Gül ile geçtiğimiz günlerde biraraya gelen Profesör Sarıçiftçi, “organik güneş pilinin” maliyeti halen kullanılmakta olan silisyum piline göre hayli düşük olduğunu söylüyor.
Çin rekabetine dayanamayarak silisyum pili üretimine son veren Alman firmaların yeni gözdesi “organik pil”.
Almanlar Japon Mitsubushi ile ortak bu pillerin üretimine başlamış.
Sarıçiftçi, “Türkiye’de hem üretim işini yapacak hem Ar-Ge çalışmalarını sürdürecek bir entegre bir tesis kurulabilir” diye konuşuyor.
Türkiye’de güneş enerjisine yatırım yapacak çok sayıda Alman işadamı tanıdığını da belirten Profesör Sarıçiftçi “Bunu Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile konuşacağım. Almanların güneş enerjisi için getirecekleri para sıcak para değil. Bunu iyi anlamamız gerek” diye ekliyor.

GÜNEŞ ENERJİSİ NÜKLEERDEN VERİMLİ

Nükleer enerjiye kesinlikle karşı olduğunu belirten Sarıçiftçi, hızlıca metrekare ve kilovat/saat hesabı yaparak güneş enerjisinin nükleere göre çok daha verimli olduğunu söylüyor.
“Nükleer enerji son derece riskli. Hele Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan bir ülke için risk kat kat fazla” diye konuşan bilim insanına göre, politikacılar nükleer kararı aldıklarında iki kat fazla düşünmek zorunda.
Nükleer yüzünden eyalet seçimlerini kaybeden ve geri adım atan Merkel gibi.
Türkiye’de anketler kamuoyunun nükleere karşı olduğunu ortaya koymuş.
Ama gelin görün ki, Akkuyu nükleer santralından geri adım atılmasında kamuoyunun sesine kulak veren kimse yok.
“Türkiye’nin geleceği güneş enerjisindedir” diye sesini duyurmaya çalışan bilim insanına kulak veren olur mu?
Kuşkuluyum.

Bilim, bilim, bilim

YURT Dışındaki Türk Bilim İnsanları Kurultayı’nda tanıdık isimlere rastladım.
Diyabet hormonuyla ilgili çalışmalarıyla tanıdığımız Harvard Üniversitesi’nden Profesör Gökhan Hotamışlıgil, Türkiye’nin CERN çalışmalarını yürüten Profesör Ercan Alp, Davos’daki Alerji Entitüsü’nün Direktörü Profesör Cezmi Akdiş.
Geçen şubat ayında Davos’ta buluşup konuştuğumuz Profesör Akdiş sunumunda yeni anayasada bilimin nasıl yer alması gerektiğini konusuna değinmiş.
Napolyon’un “para, para, para” formülünü bilime uyarlayan Profesör Akdiş diyor ki:
“İnovasyon, patent haklarının korunması, inovatif bilimi ürüne dönüştüren şirketler gibi şeyler yeni anayasada mutlaka yerini almalı. Bilim mutlaka ön plana çıkartılmalıdır”.

X