Sabotaj

İstanbul Atatürk Havalimanı tarihinin en talihsiz günlerini yaşıyor. Uluslararası kimlikli havalimanını tanımlama güçlüğü çektiğini sandığım bir vali muavini yüzünden güvenlik kuralları ile havacılığın özgürlüğü sıkıştırılıyor.

Dünyanın her yerinde havalimanlarının bir yanında genel havacılık için ayrılmış bölgeler vardır. Buradan iş jetleri, hava taksi kuruluşlarının uçakları-helikopterleri vızır vızır uçarlar. Buralara hiç bir zaman kem gözle bakılmaz. El üstünde tutulur. Hatta bu tutuş, o ülkenin kalkınmışlığının göstergesidir.

Ama kasabanın şerifliğine soyunan Atatürk Havalimanın yeni Mülki Amiri, Vali Muavini Murat Yıldırım, uygun güvenlik tedbirlerini izlemek yerine kapıları kapatarak sorunları çözeceğini sanıyor. Gazetecisinden, havayolu işletmecilerine, hava taksi şirketlerinden hangar sahiplerine kadar sektöre kan kusturuyor. Alfa 12 diye bilinen özel hangarlar bölgesinin giriş çıkışını kapatan, gazetecileri yıllardır süren uygulamaların önüne saçmalık kuralları ile engel yaratan mülki amir, havacılığın gelişiminde karşısına çıkıyor.

Oysa Türkiye’nin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, havacılığın her dalına inanılmaz bir ilgi duyarak gelişmesi için elinden gelen her şeyi yapıyor. Kampanyalar düzenliyor, sloganlar yaratıyor. En küçük havacılık şenliğine kadar giderek yeni bir vizyonu taşıyor. Sanıyorum filolara katılan her uçak onu heyecanlandırıyor. Ama Bakanın bu mükemmel davranışı, İstanbul’da bir vali muavini tarafından dinamitleniyor.

İSTANBUL’UN KADERİ

Atatürk Havalimanı’nın kaderidir bu. Her 7-8 yılda bir böyle bir yönetici ortaya çıkar ve bütün gelişmelerin önüne dikilir. Gerçi çalışma ve makam ömürleri kısa olur ama verdikleri zarar her zaman çok büyüktür. Elbette Atatürk Havalimanı’nda maksimum güvenlik kuralları uygulanacaktır. Başı terörle her zaman belaya girmiş bir ülke için bu gereklidir. Ama yetkililere düşen görev caydırıcılıktan başlayarak kuralları mantıklı bir biçimde uygulamaktır.

Mülki amire göre bütün uçuşlar durdurulsa, bütün kapılar kapatılsa, hiçbir personel işe gelmese Atatürk Havalimanı çok güvenli olur. Ama o zaman da sanırım mülki amire de ihtiyaç olmaz.

Orada bir güç gösterisine dayalı bir oyun oynanıyor. Kapılar kapatılıyor, gazeteciler önüne perdeler indiriliyor, genel havacılık için özel düşmanlar yaratılıyor. Merak ediyorum bunlar hangi akla hizmet yapılıyor? İçişleri Bakanlığı bu garip anlayışa nasıl seyirci kalıyor?

YURTDIŞINDA BÖYLE...

Yabancı ülkelerde iş adamları, uçaklarının yanına kadar özel VIP araçlarıyla girebiliyor. Gümrük ve güvenlik işlemleri sadece birkaç dakika sürüyor. Türkiye’de ise her şeyden ve herkesten kuşku duyan anlayış sorunları yasaklayarak çözdüğüne inanıyor.

MANTIKSIZ UYGULAMALAR

İster tek motorlu Cessna 172 ile havadan İstanbul turu atın, isterseniz 40 milyon dolarlık kıtalararası iş jetine binin genel havacılık yolcusu iç veya dış hatlar terminalinden yürütülerek geçiriliyor. Buradan araçla pistin etrafından bozuk 2 kilometrelik yolu dolaşıp Alfa 12’deki uçağının yanına gidebiliyor. Gerek İstanbul, gerekse Ankara’daki Genel Havacılık Apronları’nın giriş kapılarında güvenlik açısından her şey mevcut. Kapıda 24 saat polis nöbet tutuyor. Röntgen cihazları faal. Çevre kontrolü Jandarma’da. Gümrük görev başında. Uçucu personel dahi bu kapıdan uçaklarına gidemiyor. Normalde havalimanında mevcut olan tüm personele rağmen neden yolcu bu kapıları kullanamıyor? Akla ‘Acaba devlet personeline güvenmiyor mu?’ sorusu geliyor.

11 Eylül sonrasında genel havacılık yolcuları hakkında uçuştan önce ‘GBT’ olarak adlandırılan Güvenlik Bilgi Toplama verileri alınmaya başlandı. Diğer tarafta havayolu yolcusu bir biletle uçağa binerken bu uygulama İstanbul’da kaldırılsa da diğer havalimanlarında devam ediyor.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye yatırım amacıyla Amerikalı bir iş adamı özel uçağı ile geldi. Havalimanının bürokrasisinden sıkılan iş adamı, benzer zorluklara yatırım sırasında karşılaşacağını söyleyerek indikten bir kaç saat sonra geri döndü.

Hava taksi şirketleri devletin kendilerini ‘potansiyel kaçakçı’ olarak görmesinden bıkmış durumda. Ekonomik krizin yanı sıra artan güvenlik önlemlerinden sıkılan iş adamları uçaklarına satmaya başladılar. Bazı iş adamları kendilerine daha uygun havalimanı arayışlarını sürdürüyor.

Önümüzdeki yaz aylarında Atina’da olimpiyat yapılacak. Yunanistan’a çok sayıda özel uçak gelecek. Ancak Venizelos Havalimanı’nda yeterli park alanı yok. Bu konuyla ilgili düzenleme hızlı yapılabilirse İstanbul bu pazardan pay alabilir.

MEZBELELİK SÜRÜYOR

Her biri milyonlarca dolarlık iş jetleri ve helikopterlerin bulunduğu Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Apronu Alfa 12’ye batmış havayollarına ait hurda durumdaki 4 adet uçak çekildi. Her tarafı sökülmüş hurda uçaklar, yabancıları ürkütürken Türkiye’nin imajını zedeliyor.

Alfa 12 inşa edilirken yolcuların tek bir terminalden çıkışlarının yapılması planlanmıştı. Bu terminal binası dört duvar bırakıldı. İnşaatıyla ilgili hiçbir gelişme yok. Hemen bu binanın tamamlanması ve işletmesi ile ilgili sorunla karşılaşılmaması için özel bir şirkete verilmesi gerekiyor.

Kapı inşaatı tamamlanmadığı için Alfa 12’ye hálá 1.5 kilometre ilerideki E Kapısı’ndan giriş-çıkış yapılıyor. Alfa 12’de çalışan personel hangarına gitmek isterse E Kapısı’nda aracını bırakıyor. Şirketinin içeride apron plakalı aracı yoksa 1.5 kilometrelik toz toprak içindeki yolu yürümek zorunda kalıyor.

Alfa 12’nin etrafı inşaatın bitmemesi nedeniyle göletlerle dolu. Kuşların etrafını istila ettiği göletler apron ve pistteki uçuş güvenliğini tehdit ediyor.

Apronda sadece özel plakalı araçlar hizmet verebiliyor. Bu araçlar özel yazı yazılarak yakıt almak veya bakım yapılmak amaçlı dışarı çıkartılabiliyor. Bürokrasi şirketlerin elini kolunu bağlıyor.

THY’de değişim beklentisi

Türk Hava Yolları’nda yeterli performans gösteremeyen bazı genel müdür yardımcılarının önümüzdeki günlerde görevden alınacağı iddia edildi. Ticaret ve Teknik’ten sorumlu genel müdür yardımcılarının değişmesi gündeme gelirken Genel Müdür Abdurrahman Gündoğdu’nun yoğun yaz sezonuna daha dinamik yönetim organizasyon yapısı ile girmek istediği öğrenildi.

2006’da 20 milyon yolcu ve 100 uçaklık filoya ulaşmak isteyen THY, henüz uçak alımının kesinleşmemesi nedeniyle filo planlamada sıkıntı çekiyor. Kiralama süresi biten RJ100 ve bazı Boeing 737-400 ve 500 uçaklarının geri verilecek olması yoğun yaz sezonu öncesinde THY’yi kara kara düşündürüyor.

RJ100’lerin imalatçısı İngiliz Avro şirketi THY’nin istediği şartlarda uçakların kalabilmesi için teklif verirken nisan ve mayıs aylarında kullanılmak üzere Kıbrıs Türk Hava Yolları’ndan (KTHY) bir adet Airbus A310 tipi uçak kiralandı. Kiralama süresi talebe göre uzatılabilecek.

KANADA EKİMDE

Elde yeterli uçak olmaması nedeniyle yeni hatlar açmakta zorlanan THY, daha önceden ilan ettiği Toronto uçuşlarına ekim ayında başlayacak. Bu hatta Air Canada ile ortaklık görüşmelerini Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Topçu sürdürüyor.

Nijerya’da Lagos’a uçmak üzere fizibilite raporu hazırlayan THY, bu bölgeden pay almayı hedefliyor. THY ileriki yıllarda Lagos aktarmalı Brezilya pazarında Rio de Janerio’ya uçuşu uzatmak istiyor.

YENİ ŞARAPLAR

THY uçaklarda sunulan şarap yelpazesini genişletmek üzere çalışmalara başladı. Türk markalarına da yer vermek isteyen THY, şarap üreticileri ile görüşüyor. Çorbanın servisi sırasında zorluk yaşanması nedeniyle THY uzun menzilli uçuşlarda business class’ta verdiği çorbayı ikram mönüsünden kaldırıldı. Yine uzun menzil business class’ta sıkma tereyağı ise yerini daha pratik olan paket tereyağına bıraktı.

Falcon 2000EX Türkiye’de

Ünlü Fransız imalatçı Dassault’un en yeni iş jeti modeli Falcon 2000EX demo uçuşları yapmak üzere Türkiye’ye geldi. İş adamlarına tanıtılan çift motorlu uçak, 7032 kilometre menzili ile yüksek performansı maksimum konforla sunuyor. Standart donanımlı fiyatı 25 milyon dolar olan uçak toplam 70 adetlik siparişe ulaştı.

Çift motorlu 2000 modelinin yeni nesil üyesi olan 2000EX’in teslimatlarına geçen yıl başlandı. Uçağın klasik 2000 modeli ile en büyük farkları menzil ve motorlarda. Falcon 2000EX, klasik 2000 modeline göre yüzde 25 daha uzun menzile sahip. Ekstra menzil, uçağın gövde altına konulan özel yakıt depoları ile sağlanıyor. Falcon 2000EX’te Pratt&Whitney imalatı PW308C motorları kullanılıyor. Çok sessiz olan bu motorlar 3815 libre itiş gücüne sahip. İmalatçı Dassault 15’inci uçaktan itibaren Falcon 2000EX’in yanı sıra diğer üç motorlu model 900EX’te de ‘Easy’ kokpit opsiyonu sunuyor. Pilotların üç ana ekrandan uçuşun tüm verilerini takip etmelerini sağlayan tasarım, özel harita sistemi ile tüm yeryüzü şekillerini pilotlara gösteriyor. Dassault imalatı Rafael savaş uçaklarından geliştirilen sistem, Airbus A380 gibi geleceğin yolcu uçaklarında da kullanılacak.

KOKPİT İÇİN UÇUŞ

Falcon 2000EX’in performansını İstanbul-İzmir arasında yapılan özel uçuşla yaşadık. İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Kaptan Pilot Timur Özkan ile Dassault Test Pilotu Daniel Acton’un yaklaşık 40 derece tırmandırarak kaldırdıkları F-GUHP tescilli Falcon 2000EX, seyir irtifası olan 14 bin 200 metreye 18 dakikada ulaştı.

İzmir’e yaklaşırken acil alçalma performansını görmek isteyen pilotlar uçağı yolcularını rahatsız etmeden 5 dakika içinde 3 bin metreye indirdiler. Bunu Adnan Menderes Havalimanı’na iniş izledi. Touch and go yani tekerleklerini piste değdirip tekrar havalanan uçak sağdan kısa meydan turuyla inişe geldi.

Dassault’un bölge satış müdürü Christophe van den Broek, Türkiye Temsilcisi Alişan Soylu, ikinci pilot Olivier Froment, demo kabin memuru Corinne Mohimont’un da katıldığı uçuşta, İzmir Deniz Restoran’da verilen öğle yemeği molasından sonra İstanbul’a geri dönüş yolculuğu başladı. 35 dakika süren İzmir-İstanbul uçuşu ile demo tamamlandı. Tolga ÖZBEK
Yazarın Tüm Yazıları