"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

’Google’a bak da gel!’

YAKINIMDAKİ arkadaşlardan birine, benim doğum tarihimi soracak olsalar, hemen hepsi bilgisayarın başına koşup, Google’a girerler ve oradan öğrenirler.

Oysa iki metrelik bir mesafe var aramızda, bana sorsalar hemen cevap veririm. Yoksa yaşımı küçülteceğimden mi korkuyorlar.

Gençliğimizde, cahil iddiacılara yenilgilerinden sonra şöyle söylenirdi: "Öğren de gel!"

Şimdi bu söylem değişti: "Google’a bak da gel!"

Bence bu durum, bir bağımlılık göstergesi.

Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Klinikleri Şefi Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, internet bağımlılığının en çok 16-25 yaş arasındaki erkeklerde görüldüğünü söylemiş.

Hastanede tedavi gören hasta çeşidine bir de "internet bağımlıları" türü katılmış. Yaş ortalamasına bakınca, tehlikenin benden epeyce uzak olduğunu düşünüp, yeni bağımlılıklarla uğraşmayacağım için sevindim.

Çevremdeki bilgisayar başındaki birçok kimseye bir söz söylerken, hallerinde bir değişiklik olmuyor, en küçük bir hareket yok.

Sağ ellerinde fare, gözler ufka bakar gibi ekrana dikilmiş... Söylediklerimi meçhulden gelen bir ses gibi dinliyorlar.

Tanıdığım ev hanımları var, bilgisayarın başından kalkmıyorlar. Chat, vakitlerinin çoğunu alıyor. Zalim bir tedbir mi?

Evli olsaydım, eşim de çalışmasaydı, eve bilgisayar almazdım. Umarım bunu "Aile İçi Şiddet" faslına koymazsınız.

* * *

AMAN
yanlış anlamayın. İnternetten çok yararlanıyorum, o olmasaydı işlerimi bu kadar çabuk yapamaz, okurlarımın düşüncelerini günü gününe öğrenemezdim. Unutmayın ki, başlangıçlar için iyi ama kitapta görmeden, o bilgiyle yetinmeyin.

Sözgelimi, adını unuttuğum bir şiiri arıyorum, bulduktan sonra kitaba bakıyorum, çoğu zaman internetteki metin eksik veya yanlış olabiliyor.

Bilgisayar deyince masaüstü bilgisayardan dizüstü bilgisayara (laptop) geçelim.

İş gereği, çevremde dolaşan yuppie adaylarına rastlıyorum.

Elbise siyah, gömlek beyaz, kravat parlak yeşil, turuncu veya sarı, siyah kıyafeti tamamlayan tek aksesuvar elde bir siyah çanta içinde de laptop.

Dışarıdan biraz önce gelen zata, hava sıcak mı diye sorduğumda, hemen bilgisayarının kapağını açıyor, birkaç tuş darbesinden sonra, evet İstanbul’da bugün hava 30 derece cevabını veriyor. Hayran olunacak bilimsel bir tavır(!).

İnternetin tedavi edici yanı var mı? Can sıkıntısını gideren bir özelliğinin olduğu tartışılmaz. Ayrıca evin dört duvarı arasına sıkışan insanların, dünyaya açılmalarını, dünyayla bağlantı kurmalarını da internet sağlıyor. Ama yine de fazla abartmamak gerektiğini düşünüyorum.

Hepimiz, e-postalarımızı merak etmiyor muyuz? Hele bizim gibi günlük yazı yazanlar her gün onları izliyor, cevaplandırıyor.

Sorun onsuz yapıp yapamamak. Yapamadığımızı itiraf etme cesaretini göstereyim mi?

* * *

SANIRIM
kısa bir zaman sonra çoğumuz o kliniğe uğrayacağız.
X