"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Gönüllü sağırlar ordusu

Ertuğrul ÖZKÖK

Washington Post Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ben Bradlee, 1976 yılının kasım ayında çok zor bir olayla karşı karşıya kalır.

Watergate skandalını ortaya çıkaran iki gazeteciden biri olan Bob Woodward, bir gün çok önemli bir haberle genel yayın yönetmeninin karşısına dikilir.

Gazetecinin aldığı bilgiye göre, Ortadoğu'nun çok tanınmış bir devlet başkanı, CIA'dan para alıyordu.

Söz konusu lider, Ürdün Kralı Hüseyin'di.

CIA'dan aldığı para da yılda bir milyon doları buluyordu.

Üstelik bu parayı 20 yıldan bu yana alıyordu.

* * *

Haber her taraftan doğrulanmıştı. Üstelik çok ilginç ayrıntıları da vardı.

Mesela, bu para zaman zaman Kral Hüseyin'e kadın bulmak için bile kullanılıyordu.

Çocuklarının ABD'deki okul masrafları, onların korumaları için ödenen paralar da bu fondan temin ediliyordu.

Yani, bir gazetecinin ağzının suyunu akıtacak bütün unsurları mevcuttu.

* * *

Ancak haberin son bir kaynaktan da teyit edilmesi gerekiyordu. Bu son kaynak da Beyaz Saray'dı.

Woodward bunun için Beyaz Saray Basın Sözcüsü'nü arar.

Dönemin Başkanı Carter, Beyaz Saray'a henüz gelmiştir.

Daha bir ay önce o koltuğa oturan sözcünün ilk tepkisi, ‘‘Hay Allah kahretsin...’’ demek olur.

Hemen ertesi gün Beyaz Saray'dan bir başka yetkili, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ben Bradlee'yi arar ve şunu söyler:

‘‘Sizi başkanla görüştürürsem bu haber konusundaki fikrinizi yeniden gözden geçirebilir misiniz?’’

* * *

Ben Bradlee ertesi gün Beyaz Saray'a gidip Carter'ın karşısına oturur.

Carter, göreve henüz başladığını ve olayı bu telefon üzerine öğrendiğini samimi bir şekilde itiraf eder.

Arkasından şunu söyler:

‘‘Sizin işinize karışmak istemem. Ancak bu ülkenin menfaatlerini ilgilendiren çok önemli bir konudur. Ürdün bizim bölgede hayati öneme sahip bir müttefikimizdir. Sizden şunu rica ediyorum. Bu haberi yayınlayacaksanız, 24 saat öncesinden bize haber verin.’’

Ben Bradlee ise şu sözü verir:

‘‘Önümüzdeki 24 saat içinde bu haberi yayınlamayacağız.’’

Washington Post Gazetesi'nin, ülkenin güvenlik meselelerini ilgilendiren konularda uyguladığı bir politikası vardır.

Böyle bir konu ellerine gelince, yayınlamadan önce 24 saat düşünürler.

Onlar da öyle yaparlar.

Önlerinde bütün kaynaklarca doğrulanmış bir haber vardır. Üstelik CIA yetkilileri böyle kritik bir konuyu yeni başkandan bile saklamışlardır.

Sonunda 24 saat sonra bu haber gazetede yayınlanır.

Aynı gün Başkan Carter'dan Bradlee'ye şu kısa mektup gelir:

‘‘Ben Bradlee'ye,

ABD Dışişleri Bakanı tam Ürdün'e gitmek üzereyken CIA hakkında yayınladığınız bu haber bir sorumsuzluktur.

Jimmy’’

* * *

Olayın gerisini gazetenin genel yayın yönetmeninden dinleyelim:

‘‘Başkanın neden bu kadar üzüldüğünü anlamıştım. Ancak ben de üzülmüştüm. Çünkü sorumlu davranmak için gereken her şeyi yapmıştık.’’

Beyaz Saray Sözcüsü, Bradlee'nin bu mektuba çok üzüldüğünü söylediği zaman Başkan Carter'ın tepkisi ise şu olmuş:

‘‘Si.....n gitsin...’’

Evet sadece iki kelime: ‘‘Si.....n gitsin...’’

Bradlee'nin ise bu sözlere tepkisi şöyle olmuş:

‘‘Başkanın bu tepkisini de anlıyorum...’’

* * *

Biz gazeteciler sık sık böyle tepkilerle karşı karşıya kalırız.

Kamu yöneticilerinin, siyasetçilerin gizli kalmış operasyonlarını, yolsuzluklarını manşetlere çektiğimiz zaman arkamızdan edilen küfürleri, hakkımızda söylenen sözleri işitmesek de işitiriz.

‘‘Si.....n gitsin’’ bunların en hafifidir.

En müeddebidir. Hiç olmazsa hayatımıza kastetmez.

Hayatımız sık sık zor kararlar vererek geçer. Bazen bir tanıdığımızı yaralamak zorunda kalırız.

Ama zor kararı aldıktan sonra artık yapacak tek şey kalır.

Rüzgâra yazılmış küfürlere kulaklarınızı tıkamak.

İşte biz böyle bir gönüllü sağırlar ordusuyuzdur.













X