Genç adam geldi ve sordu

ÖNCEKİ pazar sabahı saat 07.00’de, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın Business CIP salonundayım.

Yanımda, AKP’nin önde gelen isimlerinden biri var.

Onunla sohbet ederken, yan masada oturan genç bir adam yerinden kalkıp yanımıza geliyor ve "Ertuğrul Bey, size bir şey sormak istiyorum" diyor.

"Bir şeyi merak ediyorum. Acaba Türkiye’de en çok hangi enstrüman dinleniyor?"

Böyle bir soruyla hayatımda ilk defa karşılaşıyorum.

Herhalde piyano değil, deyip ötekilere geçiyorum.

Acaba davul mu?

Yoksa zurna veya bağlama mı?

Ben olmayana ergi yöntemiyle beşinci enstrümana geçerken, genç adam müstehzi bir ifadeyle "Kaval" diyor.

Ben biraz hayretle yüzüne bakarken devam ediyor:

"Artık hepimiz koyun olduğumuz için, en çok kaval dinliyoruz."

Ben gülmeye başlarken, bir kahkaha atıp yanımızdan uzaklaşıyor.

AKP’li milletvekiliyle birbirimize bakıp gülüyoruz.

Demek ki böyle fıkralar başlamış.

* * *

Münih’te aktarma yapıp Göteborg uçağına binerken, Financial Times Gazetesi’ni alıyorum.

"Weekend" ekinde, yeni çıkan bir kitapla ilgili çok güzel bir tanıtım yazısı var.

"Hammer and Tickel" adlı kitap, Sovyet döneminde, komünist rejimle ilgili fıkraları inceliyor.

Soğuk savaş yıllarında, Sovyet rejimine karşı en etkili silahlardan biri, halk arasında dolaşan fıkralarmış.

Et yok, süt yok, tuvalet káğıdı yok ve Çavuşesku Romanya’sında şöyle bir fıkra ağızdan ağıza dolaşıyor:

"Romanya’da, soğuk sudan daha soğuk olan şey nedir? Cevap: Sıcak su."

Bir başka fıkra.

Çavuşesku, kendi hakkında hiç fıkra işitmediği için sinirleniyormuş.

Bir gün halkı meydana toplayıp onlara seslenmiş:

"Şu andan itibaren, hepiniz hiç para almadan çalışacaksınız."

Kimseden ses çıkmaz. Çavuşesku, "Pekálá" der ve devam eder:

"Şu andan itibaren herkes sadece benim için çalışacak."

Yine tık yok. Çavuşesku iyice sinirlenir ve bağırır:

"Hepiniz, yarın asılarak idam edileceksiniz."

Yine kimseden ses gelmeyince komünist diktatör hiddetlenir:

"Siz manyak mısınız? Söyleyecek hiçbir şeyiniz yok mu?"

Kalabalık arasından cılız bir ses yükselir?

"Sayın başkan, benim sorum var..."

Çavuşesku
adama bakar ve ürkek sesli adam sorusunu sorar:

"İpi kendimiz mi getireceğiz, yoksa sendika mı verecek?"

1933 yılı Ocak ayında yapılan Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi toplantısında, fıkra anlatıcılığı rejime karşı yıkıcı faaliyet olarak kabul edilir ve bu "suça" hapis cezası getirilir.

* * *

Ama mizahın gücüne bakın ki, bu karar bile fıkra konusu olur.

Mübaşir, mahkeme salonuna açılan kapının arkasından kahkahalar geldiğini işitir.

Kapıyı açar ve şöyle bir manzarayla karşılaşır.

Mahkemenin hákimi odanın dibinde, iki büklüm kıvrılmış, kahkahalar atmaktadır.

Aralarında şöyle bir konuşma geçer:

"Neden bu kadar gülüyorsunuz sayın hákim?"

Hákim: "Hayatımın en komik fıkrasını dinledim."

"Öyleyse bana da anlatın."

"Anlatamam."

"Neden?"

"Biraz önce birisini bu fıkrayı anlattığı için 5 yıl hapse mahkûm ettim."

İşte böyle, bir siyasi iktidarla ilgili böyle fıkralar başladı mı, demokrasisinde yürümeyen bir şeyler de başlamış demektir.
Yazarın Tüm Yazıları