"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Film izlemeden önce okunacak kitaplar

Film izlemek kadar sinema kitabı okumak da bir sinema tutkunu için vazgeçilmez bir alışkanlıktır.

Özellikle sinema tarihi üzerine kitaplar, seyrettiğimiz filmi tarih içindeki yerine oturtacak, yönetmeni hakkında bilgi verecek, o filmden aldığımız zevki artıracaktır.

Sinemasever genel bir başlık altında toplanamaz. Korku filmlerinden aşk filmlerine, polisiyelerden fantastik filmlere kadar geniş bir seyirci skalası vardır.

Ayrıca bazı seyirciler de özellikle bazı yönetmenlerin filmlerinin tutkunudurlar.

Önümüzdeki hafta Uluslararası İstanbul Film Festivali başlıyor, böylece festivali izleyecek okurlarımıza bazı kitaplar salık vererek yardımcı olduğumu umuyorum.

Pete Tombs’un yazdığı Fantastik Filmler (Uzakdoğu’dan Güney Amerika’ya) kitabı bu türü sevenler için gerçekten yararlı, sürekli bakılacak bir başvuru kitabı.

Ülke ülke sınıflanan kitapta; Hong Kong, Filipinler, Endonezya, Hindistan, Türkiye, Brezilya, Arjantin, Meksika, Japonya yer alıyor.

Seçim konusunda zorluk çekerseniz, tercihlerinizde tereddüt geçirirseniz, kitabın sonundaki En İyi On Film listesine bakınız.

Beş Önemli Ad’ın tespit ettiği onar filmden iyi bir arşiv yapabilirsiniz.

HITCHCOCK’U SEVER MİSİNİZ?

Hitchcock’
un ayrı bir yeri bulunur benim sinema beğenimde. Filmlerini birkaç kez seyrettim. Sanırım birçok kişi de onun filmlerini televizyondan veya VHS ve DVD’lerden üst üste seyretmiştir.

Sevdiğiniz yönetmenin dünyasını, kameranın arkasındaki kişiliğini öğrenmek isterseniz, Robin Wood’un Hitchcock Sineması kitabını mutlaka okuyun.

Her filminin bir karesinde muhakkak kendisini gösteren bir yönetmenin saplantılarını öğrendiğinizde, Sapık ve Hırsız Kız filmine daha değişik bir açıdan bakabilirsiniz.

Aşağıdaki metin, yönetmenin filmlerindeki bir cinsel tercihe yaklaşımının ipuçlarını vermektedir:

<ı>Hitchcock’un Homofobisi

Hitchcock’un sinemasında sürekli ortaya çıkan psikopat tipinin bazen (az ya da çok açık olarak) bir ‘gay’ (ya da bir filmde lezbiyen) olarak kodlandığı çok sık belirtilmiştir. Örneğin <ı>Cinayet’teki ‘melez’ travesti, <ı>Ip’teki iki genç katil; <ı>Rebecca’daki (olasılıkla eski) kocası hakkında hiçbir şey öğrenemediğimiz Bayan Danvers; <ı>Trendeki Yabancı’daki Bruno Anthony... Ancak bütün bu karakterlere ‘gay’ denip denmeyeceğini sorgularken bastırılmış eşcinselliğin ve bunun kaçınılmaz sonucu olan ‘homofobi’nin önemli bir parçasını oluşturduğu Hitchcock’un ruhunun sürekli bileşeniyle ilişkilerinin olmadığını öne sürmek istemiyorum....

Homofobi: Bastırılan hiçbir zaman yok olmaz: Değişen koşullara ya da özel bir uyarana yanıt olarak yeniden yüzeye çıkma olasılığına sahip potansiyel bir tehdit olarak sürekli bilinçdışında yaşar. ‘Homofobik’in eşcinsellere duyduğu korku ve nefret, aslında kendi içinde var olan ve farkında olmak konusunda kendisine izin vermeye cesaret edemediği eğilimlere yönelik korku ve nefretin dışa yansımasıdır...

Erkeklerin Kadınlardan Nefreti: Heteroseksüel erkeğin ‘gay’lere yönelik tutumu ile kadınlara yönelik tutumu arasında her zaman yakın bir ilişki vardır: Basitçe söylersek, bir homofobikten kadınlara çok kötü davranması beklenecektir. Biseksüellik konusunda yaşanan, erkeğin kadınlığı konusunda da yaşanır: bastırılan yok olmaz, ama sürekli geri dönme tehdidinde bulunur ve reddedilip inkar edilmelidir...’

Bu tür kitapların seyirci açısından önemini şöyle vurgulayabilirim. Hitchcock gibi yönetmenler tekrar tekrar seyredildiğinden - sözgelimi televizyonda defalarca oynatılmaktadır - yeni bir yorum kazanabiliriz.

Sinemaseverler için ilgi çekici, değişik algılarla, yorumlarla yazılmış bir kitap.

FİLM ELEŞTİRİSİ NASIL YAPILIR?

YALNIZ sinema yazarları değil sinema meraklıları da gittikleri filmi eleştirirler. Bilgiye dayanmadan yapılan eleştirilerin eleştiri türüne girmesi pek mümkün değildir. Söylenenler, yazılanlar, kişisel düşünceleri ileri sürmekten öteye gidemez, çünkü bir disiplin içinde oluşmazlar.

Zafer Özden’in Film Eleştirisi bu açıdan eleştirmenlerin, eleştirmen olmak isteyenlerin değil, iyi seyircilerin de yararlanacağı bir kaynak kitap.

Özden girişte, eleştirinin gereği ve işlevi üzerine şöyle yazmış:

‘Film eleştirisine duyulan ihtiyaç konusunda birçok düşünce ileri sürülebilir. Ama temel olarak akla gelebilecek ilk düşünce, bir sanat yapıtı ve kültür ürünü olarak filmi, filmsel dışavurumu, filmsel söylemi, filmsel içeriği daha iyi anlama, açıklama ve kültürel belleğe yerleştirme arzusu olabilir.’

Özden,
değişik eleştiri türlerini sıralayarak, bir filme değişik anlayış ve disiplinler açısından bakma bilgisini iletmektedir.

Yazar temel yaklaşımları bu başlıklar altında incelemektedir:

Gazete eleştirisi, Tarihsel eleştiri, Auteur eleştirisi, Göstergebilimsel eleştiri, Sosyolojik eleştiri, İdeolojik eleştiri, Psikanalitik eleştiri, Feminist eleştiri.

Eleştiriye, eleştirmene açıklık getiren bir çalışma.

TÜRK FİLM YÖNETMENLERİNİ TANIYOR MUSUNUZ?

AGÁH ÖZGÜÇ’
ün Türk Film Yönetmenleri Sözlüğü Türk sinemasının ustalarının filmlerini bulabileceğiniz, öğrenebileceğiniz, sık sık bakma gereği duyacağınız bir sözlük.

Gerçekten televizyondaki Türk filmlerini gördüğümüzde, o yönetmenin başka hangi filmleri vardı sorusu aklımıza takılır. İşte o zaman bu sözlüğün önemini kavramış olacağız.

Yalnız televizyon seyircisi için değil, sinema seyircisi veya öğrencileri için de başvuru niteliği taşıyor.

Sunuş’ta en çok film çeken yönetmenlerimizin film sayısı ilgi çekici bir rekoru barındırıyor:

‘En çok film yöneten isimler

1) Ülkü Erakalın, 157 film

2) Yücel Uçanoğlu, 143 film

3) Osman F. Seden, 136 film

4) Çetin İnanç, 134 film

5) Sırrı Gültekin, 124 film

6) Aram Gülyüz, 123 film

7) Semih Evin, 121 film

8) Nejat Saydam, 121 film

9) Yavuz Figenli, 120 film

10) Orhan Elmas, 117 film

11) Atıf Yılmaz, 111 film

Görüldüğü gibi Türk sineması, yalnızca film sayılarıyla, rekorlarıyla, türleriyle, çalışma tempolarıyla, ilginç kişilikleriyle, işbilir yönetmenleriyle değil; hele zeka düzeyinin ileri mi, geri mi, hangi sınırlarda olduğu pek bilinmeyen zenginlikler içeren dünyasıyla her açıdan incelenmesi gereken ve peşin yargıların dışında üzerinde durulması beklenen çok boyutlu bir sinema...’

Yukarıdaki yorum ya da yargının Türk sinema seyircisi için alçakgönüllü bir uyarı niteliği taşıdığını belirtmeliyim.

Agáh Özgüç’ün kitabı Türk filmini sevenler ve bilmeyenler için iyi bir sözlük.

DOĞAN HIZLAN'IN SEÇTİKLERİ

Kahramanlar KitabıKollektif Okuyanus

Lord DarcyRandall Garrett İthaki

Aşkın ve Kederin KitabıKaya Sancar Can

Doğu’da SeyahatGérard de Nerval Yapı Kredi

Müteferrika ve Osmanlı MatbaasıFranz Babinger Tarih Vakfı Yurt Yayınları
X